VASİYETNAME İLE MİRASÇI ATAMASININ TENKİSİ VE TMK M. 564’ÜN UYGULAMA ALANI
- Av. Özgür GÜL

- 21 saat önce
- 9 dakikada okunur
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararında; Vasiyetname ile murisin tüm terekeyi mirasçılarına bırakmasının belirli mal vasiyeti değil, mirasçı ataması (mirasçı nasbı) niteliğinde olduğu açıkça kabul edilmiş ve bu tür tasarruflarda TMK m. 564’ün uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır. HGK’ya göre mirasçı olarak atanan kişi murisin külli halefi olup, bu durumda tenkis davasının kabulü hâlinde yapılması gereken; taşınmazların bölünebilirliğinin araştırılması, seçimlik hak tanınması veya bedel hesabına gidilmesi değil, yalnızca saklı pay oranında tenkise karar verilmesidir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 21.01.2026 TARİH, 2025/44 ESAS VE 2026/16 KARAR SAYILI İLAMI
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/32 E., 2024/115 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.10.2023 tarihli ve 2023/2844 Esas, 2023/4536 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davacı vekili ve davalıların temyiz istemi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi ve annesi olan ...’nun 09.02.2015 tarihinde öldüğünü, murisin ölmeden önce Uşak 3. Noterliğinin 15.06.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını ikinci eşinden olma çocukları olan davalılara vasiyet ettiğini, bu işlem nedeniyle müvekkilinin saklı payının ihlâl edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla murisin terekesinin tespiti ile müvekkilinin mahfuz hissesini aşan tasarrufun mahfuz hissesi oranında tenkisi ile saklı payları için şimdilik 10.000,00 TL bedelin yasal faizi ile davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı
5. Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/272 Esas sayılı dosyasında görülen ve karara bağlanan vasiyetnamenin iptali davasının aynı zamanda tenkis istemini de kapsadığını, davacının aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle tenkis isteğinde bulunamayacağını belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
6. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/22 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından açılan ve feragat nedeniyle reddine karar verilip kesinleşen Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/272 Esas sayılı vasiyetnamenin iptali davasında saklı payın ihlâl edildiği iddiasının da bulunduğu, dolayısıyla eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
7. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.03.2020 tarihli ve 2016/16536 Esas, 2020/1510 Karar sayılı kararı ile; “…Somut olaya gelince, Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/272 Esas, 2015/433 Karar sayılı vasiyetnamenin iptali davasının eldeki dava ile konusunun farklı olması nedeniyle eldeki davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, davacının tenkis isteği yönünden yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında araştırma ve incelemenin yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
9. Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.02.2023 tarihli ve 2021/336 Esas, 2023/59 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, tenkisi istenen Uşak 3. Noterliğince düzenlenen 15.06.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin incelenmesinde murisin terekesinin tamamını davalı mirasçılarına vasiyet ettiği, mirasçı atamasının üçüncü kişiler lehine yapılabileceği gibi yasal mirasçılar lehine de yapılabileceği gözetildiğinde, somut olayın belirli mal vasiyetine değil mirasçı atanmasıyla (nasbı) ilgili tasarrufun tenkisi isteğine ilişkin olduğu, murisin yasal mirasçısı olan çocukları davalıları aynı zamanda atanmış mirasçı olarak tayin ettiği, davalılar tarafından ancak ölüme bağlı tasarruf ile mümkün bir ıskat sebebi ortaya konulamadığı, vasiyetname ile yapılan tasarrufun mutlak şekilde tenkise tâbi olduğu ve saklı payın ihlâl edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile muris ... adına olan Uşak 3. Noterliğinin 15.06.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin davacı yararına saklı payı olan 1/6 oranında tenkisine, muris ...'ya intikkalle gelen ve yine muris adına kayıtlı olan taşınmazlar yönünden davacının saklı payına isabet eden hisselerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, muris adına kayıtlı banka hesapları yönünden davacının saklı payına isabet eden tutarların davacıya aidiyetine ve bu miktarlarda davacıya tahsil yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı
10. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar temyiz isteminde bulunmuşlardır.
11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.10.2023 tarihli ve 2023/2844 Esas, 2023/4536 Karar sayılı kararı ile;
"..1. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonrası, tarafların murisi tarafından tanzim edilen vasiyetname ile davacı saklı payının ihlal edildiğine ve tasarrufun tenkise tabi olduğu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Buna karşılık, doğru sabit tenkis oranı bulunduktan sonra, tasarrufa konu taşınmaz malların değerinde azalma meydana gelmeksizin sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği hususunun araştırılarak mahkemece bir karar verilmesi gerekirken, bölünebilirlik hususunda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, dava konusu taşınmaz hisselerinin davacının saklı payı oranında ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2. TMK'nın 564 üncü maddesi uyarınca, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği hususu araştırıldıktan sonra, tasarrufa konu mal bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. TMK'nun 564 üncü maddesi uyarınca davalıya seçimlik hakkı mahkemece kullandırılır. Seçimlik hakkının kullandırılması davalı duruşmada hazır ise dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Davalı duruşmada hazır değil ise tercih hakkının sorulması kendisine bu konuda meşruhatlı davetiye çıkartılmak suretiyle yapılır. Vasiyet alacaklısı davalı kendisine yapılan ihtara rağmen uygun bir süre içinde seçim hakkını kullanmazsa, bu hak saklı paylı mirasçı davacıya geçecektir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
12. Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.03.2024 tarihli ve 2024/32 Esas, 2024/115 Karar sayılı kararı ile; ilk bozma ilâmında da belirli bir mal vasiyeti hâlinde uygulanacak usul açıkça belirtilmiş olup eldeki davada ise mirasçı olarak atanan kişi murisin külli halefi olduğundan miras açılmakla yasal mirasçı gibi terekenin tümünün ya da belli bir payının sahibi olacağı, mirasçı olarak atanan kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü hâlinde davacıların saklı payları oranında tenkise karar vermenin yeterli olduğu, Kanun'un lafzı ile yorumlanması ve bozma ilâmı veren Yargıtay 7. Hukuk Dairesince benimsenen ve Yargıtay dairelerinin uygulamada konu hakkında istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere somut olayda dava konusu vasiyetnamenin mirasçı nasbı niteliğinde olduğu, murisin yasal mirasçısı olan çocukları davalıları aynı zamanda atanmış mirasçı olarak tayin ettiği, vasiyetname mutlak tenkise tâbi olmakla saklı payın ihlâl edildiğinin sabit olduğu, bir kanun hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin eldeki uyuşmazlıkta açıklandığı üzere mirasçı nasbı hâlinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 564. maddesinin uygulanmayacağı, çıkarılanın alt soyunun yasa ile belirlenen saklı payları oranında indirilerek tenkisin gerçekleştirilmesi ve tereke üzerinde davacının saklı payının oran olarak belirlenmesi ile yetinilmesi gerektiği, böylelikle mirasçı olarak atanan davalılara karşı açılan tenkis davasının saklı pay oranında tenkisi ile yetinildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
13. Direnme kararı süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tenkis istemine ilişkin eldeki davada tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği hususunun araştırılmasının gerekip gerekmediği, buradan varılacak sonuca göre somut olayda 4721 sayılı Kanun’un 564. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
16. Tenkisin sözlük anlamı indirme, azaltma ve eksiltmedir. Bu husus indirim-indirme başlığı altında "yasaya ya da hakkaniyete uygun olmayan işlem, yükümlülük ve borçların yasal ya da makul çizgiye indirilmesi demektir" şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lugatı, Ankara 2021 Baskı, Cilt-I, s. 574). Kanun koyucu, yasal mirasçıların bir kısmına, mirasbırakanın iradesiyle ortadan kaldırılamayan ve dokunulamayan bir miras hakkı tanımıştır. Tanınan bu hakka saklı pay, bu hakkın tanındığı kimselere de saklı paylı mirasçı denilmektedir. Saklı payın temel amacı, mirasbırakanla yakın hısımlık içerisindeki mirasçıların korunmasıdır.
17. Bilindiği üzere; mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, mal varlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir (4721 sayılı Kanun md. 514/1). Hükümde belirtilen mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün sınırını, saklı pay sahibi mirasçıların saklı payları oluşturur. Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım ise saklı paylar toplamı dışında kalan kısımdır. Bu sebeple mirasbırakan, mirasçılarının saklı payları hariç olmak üzere, terekesinde her türlü tasarrufu gerçekleştirebilir. Mirasbırakan bu tasarrufları sağlığında yapabileceği gibi ölüme bağlı tasarruf biçiminde de yapabilir. Ancak mirasbırakan sözü edilen tasarruflarla, tasarruf özgürlüğünün sınırlarını aşarak saklı payları ihlâl ederse; saklı paylı mirasçılar, saklı paylarının karşılığını elde edebilmek amacıyla tenkis talebinde bulunabilirler.
18. Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı hükümlerinde düzenleme alanı bulan tenkis davası; mirasbırakanın, saklı payı ihlâl eden sağlararası veya ölüme bağlı kazandırmalarının, yasal sınıra indirilmesini sağlayan yenilik doğurucu bir dava niteliğindedir. Bu dava sonucunda verilen kararla; mirasbırakanın yapmış olduğu tasarruflar, mirasın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurmak üzere, saklı payı aştığı ölçüde geçersiz olacaktır.
19. Tenkis davasının konusunu, mirasbırakanın saklı payları ihlâl eden tasarrufları oluşturur. Tenkise tâbi tasarruflar, sağlararası ve ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Belirtmek gerekir ki bu ayrımın yapılması tenkis davası bakımından oldukça önemlidir. Zira mirasbırakanın tasarruf nisabını aşan tüm ölüme bağlı tasarrufları tenkise tâbi iken, sağlararası tasarrufları ise sadece TMK'nın 565. maddesinde sayılan gruplardan birine ait olması durumunda tenkise tâbi tutulur.
20. Ölüme bağlı tasarrufların büyük bir kısmında mirasbırakan terekede etkilerini gösteren bir tasarrufta bulunur. Muayyen mal vasiyetinde (belirli bir mal bırakma) mirasbırakan mirasçısına terekeye dahil olan belirli bir değeri bırakır. Bu şekilde yapılan bir tasarrufta mirasçı, miras açıldığında diğer mirasçılara karşı bir alacak hakkı elde eder. Dolayısıyla belirli mal bırakmada kendiliğinden bir kazanım yoktur (Ahmet M. Kılıçoğlu, Miras Hukuku, Ankara 2021, s. 141).
21. Mirasçılık Kanun'dan doğabileceği gibi mirasbırakanın iradesi ile de meydana gelebilir. Mirasçı atamada (mirasçı nasbında), mirasbırakan mirasçıya terekeye dahil belirli bir malı bırakmaz, tüm terekenin belirli bir oranını ya da tüm terekeyi bırakır. Mirasçı atamada atanan mirasçı terekenin tamamında hak sahibidir (Kılıçoğlu s.142). TMK'nın "Mirasçı atama" başlıklı 516. maddesine göre; mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır. Aynı Kanun'un 599. maddesinin 3. fıkrasına göre; atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlü tutulmuştur.
22. Tenkis davasının koşulları ise TMK'nın 560. maddesinde düzenlenmiş olup, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler" şeklinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf nisabını aşması ve mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Mirasçılar temlik dışı terekeden saklı paylarını elde edebiliyorlarsa, tenkis davası açılamaz. Dolayısıyla tenkis davası açma hakkı yalnızca terekeden saklı payları zedelenen mirasçılar içindir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir.
23. Tenkis davası ile, mirasbırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi, tasarrufların, tasarruf edilebilir kısma çekilmesi amaçlanmıştır.
24. Belirli mal vasiyeti ile mirasçı atanmasını içeren vasiyetnamelerin söz konusu olması hâlinde tenkis hesabı birbirinden farklıdır.
25. Türk Medeni Kanunu’nun "Bölünmez mal vasiyetinde" başlıklı 564. maddesi;
" Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır" hükmünü içermektedir. Söz konusu madde ancak belirli mal vasiyeti söz konusu olduğunda uygulanabileceğinden mirasçı ataması (nasbı) hâlinde bu maddenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mirasçı nasbedilen kimse, murisin külli halefi olduğundan, miras açılmakla yasal mirasçı gibi terekenin tümünün ya da belli bir payının sahibi olur. Mirasçı olarak atanan kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü hâlinde davacıların saklı payları oranında tenkise karar vermek yeterlidir.
26. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; muris ... 09.02.2015 tarihinde ölmüş, geriye mirasçı olarak ilk eşinden olan davacı ile ikinci eşinden olan davalı çocukları kalmıştır.
27. Mirasbırakan ... tarafından Uşak 3. Noterliğinin 15.06.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin düzenlendiği, bu vasiyetnamenin Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/925 Esas, 2015/1585 Karar sayılı dosyasında açılarak okunduğu, 23.10.2015 tarihinde verilen kararın şeklen kesinleştiği ve vasiyetnamenin incelenmesinde vasiyet edenin iradesini "Murisim eşim ...'dan ve gerekse bilumum muris ve murisi evvellerimden bana intikali lazım gelen ve gerekse sahibi bulunduğum veya bulunacağım T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilumum hisseli veya müstakil tapulu veya tapusuz , ifrazlı veya ifrazsız, kat irtifaklı arsa paylı bilumum gayrimenkullerimin ve menkul mallarımın tamamı ile yine T.C. Hudutları dahilinde bulunan bilumum resmi veya özel bankalar veya şubeleri nezdinde mevcut her nevi hesaplarımdaki paraların tamamını hisse nispetleri eşit olmak üzere ... T.C. Kimlik nolu 25.04.1968 D.lu oğlum ... ile ... T.C. Kimlik nolu 19.11.1966 D.lu kızım ...'ya vasiyet ediyorum. Ben ölünceye kadar benim, ben öldükten sonra yukarıda vasiyet ettiğim şekilde oğlum ve kızıma aittir. Vasiyetim ve son arzularım bu şekildedir" şeklinde ortaya konulduğu görülmüştür.
28. Tenkisi istenen düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin incelenmesinde murisin terekesinin tamamını davalı mirasçılarına vasiyet ettiği, mirasçı atamasının üçüncü kişiler lehine yapılabileceği gibi yasal mirasçılar lehine de yapılabileceği gözetildiğinde, tasarrufun belirli mal vasiyeti şeklinde değil TMK'nın 516. maddesinde belirtilen nitelikte mirasçı atamasına (nasbına) ilişkin olduğu sabittir. TMK'nın 564. maddesi belirli mal vasiyeti söz konusu olduğunda uygulanabileceğinden, mirasçı atamasının tenkisi istemine ilişkin eldeki davada bu maddenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere bu tür tasarruflar nedeniyle mirasçı olarak atanan kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü hâlinde dava edilen saklı paylar oranında tenkise karar vermek gerekli ve yeterlidir.
29. Hâl böyle olunca, direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
30. Ne var ki, diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Direnme uygun bulunduğundan, davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.




Yorumlar