top of page

ÖLÜNCEYE KADAR BAKIM SÖZLEŞMESİNE BAĞLI OLARAK AÇILAN MURİS MUVAZAASI NEDENİ İLE TAPU İPTAL TESCİL DAVASI

Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesi uyarınca ivazlı bir sözleşme olup taraflara karşılıklı hak ve borçlar yükler. Bu sözleşmede bakım alacaklısı malın mülkiyetini devretmeyi, bakım borçlusu ise alacaklıya ölünceye kadar bakıp gözetmeyi taahhüt eder. Sözleşmenin geçerliliği için, kurulduğu tarihte bakım alacaklısının özel bir bakım ihtiyacı içinde bulunması şart değildir.
Buna rağmen, bu sözleşmeye dayalı temliklerin muvazaa ile yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Muvazaa iddiasında esas olan, tarafların gerçek ve ortak iradesinin tespitidir. Eğer temlikin gerçek amacı bakım sağlamak değil de mirasçılardan mal kaçırmak ise, sözleşme ivazlı değil bağış niteliği taşır ve bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı kararı uygulanır.
Muvazaanın varlığı değerlendirilirken mirasbırakanın yaşı, sağlık durumu, aile ilişkileri, malvarlığının kapsamı ve temlik edilen malın tüm mamelek içindeki oranı birlikte dikkate alınır.

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ'NİN 06.05.2025 TARİH, 2023/3776 ESAS VE 2025/2397 KARAR SAYILI İLAMI


MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1595 E., 2023/1008 K

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/7 E., 2022/214 K.



Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.


Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA


Davacılar dava dilekçelerinde; muris ...’ın dava konusu 493 ada 63 parsel sayılı taşınmazı ile 963 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 5 ve 7 numaralı bağımsız bölümlerini davalı kızına temlik ettiğini, devrin bağış amacıyla yapıldığını, davalının hiç evlenmediğini, 5 ve 7 numaralı bağımsız bölümlerde murisin bakkal ve tekel bayisi işlettiğini, 63 parsel sayılı taşınmazda dört katlı bina bulunduğunu, murisin sabıka kaydı olan oğullarını sevmediğini, kendilerine güvenmediği için kızının sokakta kalacağı korkusu ve endişesi ile davaya konu temlikleri yaptığını, kızını korumak istediği için ona taşınmazları hibe ettiğini, murisin 11 sene eşi ...’den ayrı olarak kızı ile birlikte 63 parseldeki üçüncü katta yaşadığını, mevduatlarını da davalıya verdiğini, temlikin mal kaçırma kastıyla yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler; davacılar vekili 11.03.2021 tarihli dilekçe ile dava dilekçesindeki taraflar arasındaki temlik işleminin satış olduğu yönündeki iddialarını temlikin ölünceye kadar bakma akdi olduğu yönünde ıslah ettiklerini bildirmiştir.


II. CEVAP


Davalı; dava konusu taşınmazların ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edildiğini, murisin eşi ile 11 sene ayrı yaşadığını, ölmeden 5-6 sene önce tekrar birlikte yaşamaya başladıklarını, murisin bütün bakımı ile kendisinin ilgilendiğini, işyerini de birlikte işlettiklerini, murisin hastalanması durumunda kendisinin ona bakacağı için taşınmazları verdiğini, davacıların tekel olarak işletilen dükkanın işletme haklarını kendisine bakım yükümlülüklerini yerine getirdiği için devrettiklerini, murisin kendisine para vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI


İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin kızından görmüş olduğu destek ve güven karşılığında dava konusu taşınmazları devrettiği, diğer mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


IV. İSTİNAF


İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının murisin tek kızı olduğu ve murisin sağlığında bekar olduğu, devir tarihinde murisin eşi ile olan problemleri nedeni ile murisin eşinden ayrı bir şekilde aynı binadaki başka bir dairede davalı kızı ile birlikte yaşadığı, murisin ölümünden yaklaşık 5-6 yıl evvel davacı eşi ... ile barıştığı ve aynı evde yaşamaya başladıkları, murisin davalı kızı ile birlikte 5 ve 7 numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazlarda tekel ve marketçilik faaliyeti yürüttüğü, murisin davacı oğlu Sinan ile dava dışı oğlu ...'ın alkol ve ceza davaları nedeni ile yaşam tarzlarından dolayı rahatsız olduğu, davalı kızına maddi ve manevi yönden her dönemde çok güvendiği, davalı tanığı olan murisin oğlu tanık ... .... beyanından murisin oğulları ... ve ...'ın adliyelik işler ve alkol nedeni ile murisin oğullarına güvenmediği şayet mallar oğullarına kalır ise yaşam tarzları nedeni ile bu malların alacaklılar tarafından kısa sürede ellerinden çıkar diye endişe güttüğü hususunun anlaşıldığı, davalının murisin vefatından sonra evlendiği, murisin mirasçıları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir bir husumet bulunduğuna ilişkin dava dosyasında somut bir delil bulunmadığı, mal kaçırma kastının davacı tarafça usulünce ispatlanamadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın son kısmında davanın kabulüne denilmiş ise de kısa kararın ret olduğu, gerekçeli kararın ise yine redde yönelik yazıldığı anlaşıldığından bunun sehven yazıldığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.


V. TEMYİZ


A. Temyiz Sebepleri


Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 5 ve 7 numaralı dükkanlarda murisin tekel işletmeciliği yaptığını, diğer parselde dört katlı ev olduğunu, birinde davacıların, birinde davalının, birinde de dava dışı murisin oğlu ...’ın oturduğu, diğer dairenin kirasını da halen davacı ...’in aldığını, temlikin ölünceye kadar bakım sözleşmesi değil hibe olduğunu, bakım sözleşmesini yapmak gibi bir irade olmadığını, murisin iki oğlu ... ve ...'ın yaşamları murisin hoşuna gitmediği için sahibi olduğu yegane malların mirasçılarına intikali halinde satılacağı düşüncesi ile eşinin ve o dönemde bekar olan kızının geleceği tehlikeye düşeceği kanaati ile davalıya hibe ettiğini, davalı ile murisin uzun zaman birlikte yaşadıkları yönünde bir delil olmadığını, murisin mal kaçırma kastı değerlendirilirken hataya düşüldüğünü, davacı ...'in hukuki durumunun değerlendirilmediğini, murisin eşi olan davacının geleceğini garanti altına alacak başka bir yer temin etmediğini, başkaca bir malı olmadığını, murise uzun seneler boyunca eşinin baktığını, dükkanın senelerce davacı ... ile birlikte çalıştırıldığını, davalının o tarihlerde öğretmen olduğunu, burayı çalıştırmasının mümkün olmadığını, davalı tanıklarının da mal kaçırma kastını ortaya koyduğunu, Mahkemenin gerekçesinde muris ile davalı arasında gerçek bir ölünceye kadar bakma akdinin bulunmadığını kabul ettiğini, erkek çocuklarının murise destek olmadıkları gerekçesinin isabetsiz olduğunu, tanıkların murisin kanser hastalığına yakalandığında tüm tedavi işlerini iki oğlunun sırayla düzenli olarak yaptığını beyan ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında "davalının ıslahından" bahsettiğini, oysa ıslahın davacı tarafından yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.


B. Değerlendirme ve Gerekçe


Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.


Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.


Dosya içeriğinden; mirasbırakan ...’nın kayden maliki olduğu 493 ada 63 parsel sayılı taşınmaz ile 963 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 5 ve 7 numaralı bağımsız bölümlerini 21.12.2010 tarihinde davalı kızı ...’ya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği, murisin 27.06.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları...,..., ve ...’nın kaldığı anlaşılmaktadır.


Bilindiği üzere; muris muvazaasında, 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanun'un 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.


Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614).


Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.


Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez, akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.


Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.


Somut olayda; murisin dava konusu taşınmazları davalı kızına ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği, dava konusu taşınmazları dışında başkaca taşınmazları olmasına rağmen davaya konu temliklerin makul karşılanabilecek sınırlar içinde kalıp kalmadığının araştırılıp değerlendirilmediği görülmekle bu hali ile Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.


Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca gerekli araştırma ve incelemenin eksiksiz yapılması, miras bırakanın akit tarihindeki terekesinin tamamının değerinin saptanması, özellikle ölünceye kadar bakım akdiyle davalı ...’ya devredilen taşınmazların miras bırakanın tüm mamelekine oranı ve bunun makul karşılanabilecek sınırlar içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, miras bırakanın temliklerdeki gerçek iradesinin açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanması ve ondan sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususların göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.


VI. KARAR


Açıklanan sebeplerle;


Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,


İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,


03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına,


Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,


Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





Yorumlar


bottom of page