top of page

TÜRK BORÇLAR KANUNU M. 168/2 VE M. 166/3 HÜKÜMLERİ IŞIĞINDA SİGORTA SULHÜNÜN İŞLETEN VE SÜRÜCÜNÜN MÜTESELSİL SORUMLULUĞUNA ETKİSİ

Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat alacaklarında sürücü (haksız fiil faili), işleten (tehlike sorumlusu) ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) zarar görene karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludur. Zarar görenin sigorta şirketiyle yaptığı sulh ve ibra sözleşmelerinin diğer borçlulara sirayeti, doktrinde "tam teselsül-eksik teselsül" ayrımı ve alacaklının borçluların durumunu ağırlaştırma yasağı (TBK m. 168/2) çerçevesinde incelenmektedir.
Bu çalışmada, sigorta şirketine verilen ibranın, aralarındaki akdi rücu ilişkisi nedeniyle araç işletenini neden "poliçe limiti" oranında, sürücüyü ise neden kural olarak yalnızca "fiilen ödenen miktar" oranında borçtan kurtaracağı akademik tezler ve güncel kararlar ışığında analiz edilmiştir.


Giriş

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 85 ve m. 88 uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve araç sürücüsü doğan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı kanunun 91. maddesiyle ihdas edilen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ise, sigortacının bu müteselsil sorumluluğa poliçe limitleri dahilinde ortak olmasını sağlar.

Uygulamada, yargılama süreçlerinin uzunluğu sebebiyle zarar görenler genellikle sigorta şirketlerine başvurarak poliçe limitinin altında bir bedelle sulh olmakta ve ibra protokolü imzalamaktadırlar. Bu çalışmanın odağını, zarar görenin sigortacıyı ibra etmesi karşısında, bakiye zarar için işleten ve sürücüye müracaat edip edemeyeceği ve mahkemelerin yapacağı mahsup işleminin niteliği oluşturmaktadır.


1. Müteselsil Sorumluluk Hukukunda İbra ve Alacaklının Durumu Ağırlaştırma Yasağı

Müteselsil borçlulukta dış ilişki (alacaklı ile borçlular arasındaki ilişki) ve iç ilişki (borçluların birbirine rücu ilişkisi) olmak üzere iki temel görünüm mevcuttur.


A. TBK m. 166/3 uyarınca Kısmi İbra ve Kıyas Yoluyla Sulhe Uygulanması

Türk Borçlar Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasına göre;

"Borçlulardan birinin ibra edilmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır."

Doktrindeki lisansüstü tezlerde ve monografilerde (örn. Eren, Reisoğlu), m. 166/3 hükmünün sadece tam ibra durumlarını değil, kıyas yoluyla kısmi ibra, sulh ve feragat müesseselerini de kapsadığı genel kabul görmektedir. Alacaklı, borçlulardan birini ibra ettiğinde, iç ilişkide o borçluya rücu edilmesini engellemiş olur. Bu durum, diğer borçluların haklarını haleldar etmemelidir.


B. TBK m. 168/2: Alacaklının Sonuçlara Katlanma Yükümlülüğü

TBK m. 168/2 uyarınca, alacaklı borçlulardan birinin durumunu diğerlerinin zararına olacak şekilde iyileştirirse, bunun sonuçlarına kendisi katlanmak zorundadır. Trafik kazalarında alacaklının sigorta şirketini düşük bir meblağla ibra ederek "serbest bırakması", işleten ve sürücünün iç ilişkideki rücu haklarını ve hukuki pozisyonlarını doğrudan etkilediğinden, bu hüküm uyuşmazlıkların çözümünde temel dayanak noktasıdır.


2. Sigorta Şirketi ile Yapılan Sulhün Araç İşletenine Etkisi

Araç işleteninin hukuki sorumluluğu haksız fiile değil, KTK m. 85 kapsamında düzenlenen "Ağırlaştırılmış Sebep (Tehlike) Sorumluluğu" esasına dayanır.


A. Poliçe Limiti Esasının Hukuki Temeli (Rücu ve Halefiyet İlişkisi)

İşleten, kendi aracının risklerine karşı ZMSS poliçesi yaptıran akdin tarafıdır. İşleten zarar görene ödeme yaptığında, ödediği miktarı poliçe limitleri dahilinde kendi sigorta şirketine rücu edebilir. Doktrinde savunulan baskın görüşe göre :

  • Alacaklı (zarar gören), sigorta şirketiyle sulh olup onu ibra ettiğinde, işletenin sigortacıya yönelik bu yasal rücu imkânını elinden almış veya kısıtlamış olur.

  • Alacaklının sigortacıyı ibra etmesi, işletenin durumunu ağırlaştırdığı için TBK m. 168/2 devreye girer.

  • Bu nedenle, alacaklı yaptığı ibranın sonucuna katlanmalı ve işleten, sigortacının fiilen ödediği komik/düşük rakamdan değil, kaza tarihindeki poliçe limitinin tamamı oranında borçtan kurtulmuş sayılmalıdır.


B. Yargı Kararlarında "Poliçe Limiti" Uygulaması

Yargısal uygulamada, gerçek zararın poliçe limitini aşıp aşmadığına göre ikili bir ayrım yapılmaktadır:

  1. Gerçek Zarar < Poliçe Limiti: Zarar görenin gerçek zararı kaza tarihindeki poliçe limitinin altında kalıyorsa ve sigorta şirketi ibra edilmişse, işletenin sorumluluğu tamamen sona erer.

  2. Gerçek Zarar > Poliçe Limiti: Zararın poliçe limitini aşması durumunda işleten, sigorta şirketinin fiilen ne kadar ödediğine bakılmaksızın, sadece poliçe limitini aşan bakiye kısımdan sorumlu tutulabilir.

  3. Emsal Karar: Adana BAM 3. Hukuk Dairesi (2023/311 E. - 2025/525 K.) ve Ankara BAM 35. Hukuk Dairesi (2025/317 E. - 2026/303 K.) kararlarında, sirayetin fiilen ödenen miktar üzerinden değil, kaza tarihindeki poliçe teminat limiti üzerinden yapılacağını açıkça hükme bağlamıştır.


3. Sigorta Şirketi ile Yapılan Sulhün Araç Sürücüsüne Etkisi

Araç sürücüsü, kazanın meydana gelmesinde kusuru olan haksız fiil failidir (TBK m. 49). Sürücünün hukuki rejimi işletenden tamamen ayrışmaktadır.


A. "Fiili Ödeme Esası" ve Gerekçesi

Sürücü, araç işleteninin yaptırdığı ZMSS sözleşmesinin (poliçenin) tarafı değildir. Sürücünün (kural olarak) sigorta şirketine doğrudan başvurup bir rücu hakkı iddia etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, alacaklının sigorta şirketi ile sulh olması veya sigortacıyı ibra etmesi, sürücünün hukuki durumunu ağırlaştırmaz veya rücu imkânını elinden almaz.

Bu nedenden ötürü, haksız fiil sorumluluk tezlerinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere; sigortacıya yönelik yapılan ibra, sürücüyü sadece "fiilen yapılan ödeme miktarı" kadar borçtan kurtarır.


B. Bakiye Zarardan Sorumluluğun Devamı

Eğer sigorta şirketi poliçe limitinin altında bir ödeme yaparak ibra edilmişse; fiilen ödenen miktar ile poliçe limiti arasında kalan boşluk (gri alan) dahil olmak üzere, gerçek zararın ödenmeyen tüm kısmından sürücünün sorumluluğu haksız fiil faili olarak devam eder.

  • Emsal Karar: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin peş peşe verdiği kararlarda (örn. 2024/10932 E. - 2025/8640 K. ve 2024/10557 E. - 2025/13900 K.), sürücünün poliçeye yabancı olması sebebiyle bakiye zarardan sorumluluğunun devam ettiği, ibranın sürücüye ancak fiili ödeme kadar sirayet edeceği istikrarlı şekilde uygulanmaktadır.


4. Akademik Doktrin ve BAM Kararlarındaki Farklılaşan/İstisnai Yaklaşımlar

Klasik Yargıtay uygulamasının aksine, gerek bazı doktora tezlerinde gerekse bazı Bölge Adliye Mahkemesi dairelerinde, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve teselsülün tekliği ilkesinden hareketle farklı kararlar üretilmektedir:


A. Sirayetin Sürücüye de Teşmil Edilmesi (Genişletici Görüş)

Bazı akademik görüşler, sigortacının ödeme yükümlülüğünün aslında sürücü ve işletenin riskini teminat altına almak amacıyla kanunen ihdas edildiğini, sigortacının serbest bırakılmasının sürücüye de poliçe limiti oranında sirayet etmesi gerektiğini savunur.

  • Yargısal Karşılığı: Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi (2023/284 E. - 2025/407 K.) ile İzmir BAM 4. Hukuk Dairesi (2023/91 E. - 2023/2386 K.) kararlarında, sigortacıya yönelik feragat veya ibranın, poliçe limiti dahilinde hem işletene hem de sürücüye sirayet edeceğini ve mahsubun buna göre yapılması gerektiğini kabul etmiştir.


B. İbra Protokolünün Geniş Yorumlanması (Tüm Davalılar Yönünden Ret)

Borçlar Hukuku genel prensiplerine göre, sözleşme serbestisi çerçevesinde sulh protokolünün metni esas alınır. Eğer zarar gören kişi ile sigorta şirketi arasında imzalanan mutabakatnamede/ibranamede, "sürücü, işleten ve sigorta şirketinin tamamen ibra edildiği, başkaca hiçbir hak ve alacak talebinin kalmadığı"yönünde açık bir feragat beyanı varsa, bu beyan tüm borçluları borçtan kurtarır. Kayseri BAM 3. Hukuk Dairesi (2021/952 E. - 2022/180 K.) kararı bu yöndedir.


SONUÇ

Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde sigorta şirketiyle yapılan sulh işlemlerinin işleten ve sürücüye etkisi, adalet ve hakkaniyet dengesi gözetilerek çözümlenmelidir.

  1. İşleten Bakımından: İşleten, akdi poliçe korumasına ve sigortacısına rücu hakkına sahip olduğundan, TBK m. 168/2 gereğince alacaklının sigortacıyı ibra etmesinin riskine katlanamaz. İşleten, poliçe limiti oranında borçtan kurtulur.

  2. Sürücü Bakımından: Sürücü haksız fiilin bizzat faili olup poliçenin tarafı olmadığından, kural olarak yalnızca fiilen ödenen meblağ kadar borçtan kurtulur; aşan bakiye zarardan haksız fiil hükümlerine göre sorumludur.

  3. İstisna: Ancak sulh protokolünde aksine açık irade beyanının varlığı (geniş ibra) veya gerçek zararın zaten poliçe limitinin altında kalması durumlarında, hem işleten hem de sürücü borcun tamamından kurtulacaktır.




 

Yorumlar


bottom of page