MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI
- Av. Özgür GÜL

- 7 saat önce
- 16 dakikada okunur
Doktrin ve Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Hukuki Niteliği, Şartları, Tarafları, İspat Rejimi, Zamanaşımı ve Uygulama Sorunları
Giriş
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte miras, Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi uyarınca bir bütün olarak mirasçılara geçer. Külli halefiyet ilkesi gereğince mirasçılar, terekeye dâhil mal, hak, alacak ve borçları herhangi bir devir işlemine ihtiyaç olmaksızın kazanırlar.
Bununla birlikte mirasın kanun gereği kendiliğinden kazanılması, tereke mallarının fiilen mirasçıların eline geçmesini her zaman sağlamaz. Terekenin tamamı veya bazı tereke değerleri; kendisini mirasçı sayan bir kişi, mirasçılık sıfatını haksız biçimde ileri süren görünüşteki mirasçı yahut tereke malı üzerinde herhangi bir miras hakkı bulunmayan üçüncü kişi tarafından elde bulundurulabilir.
Türk Medeni Kanunu, gerçek mirasçının terekeye fiilen kavuşmasını sağlamak üzere 637 ilâ 639. maddelerde “miras sebebiyle istihkak davası” adı verilen özel bir miras hukuku davası düzenlemiştir.
Miras sebebiyle istihkak davası; adi istihkak, tapu iptali ve tescil, mirasın paylaşılması, muris muvazaası, tenkis, denkleştirme, vasiyetnamenin iptali ve sebepsiz zenginleşme davalarıyla yakın ilişki içinde olmakla birlikte bunlardan bağımsız bir dava türüdür. Dava türünün yanlış belirlenmesi; taraf teşkili, görev, yetki, zamanaşımı, ispat yükü ve talep sonucunun kurulması bakımından önemli hak kayıplarına yol açabilir.
I. Miras Sebebiyle İstihkak Davasının Tanımı
TMK m. 637/1’e göre:
“Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.”
Bu hükümden hareketle miras sebebiyle istihkak davası; yasal veya atanmış mirasçının, mirasçılık sıfatından kaynaklanan üstün hakkını ileri sürerek terekenin tamamını, bir kısmını veya belirli bir tereke değerini haksız biçimde elinde bulunduran kişiden geri istemesini sağlayan özel bir eda davasıdır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.02.2021 tarihli, E. 2017/1253, K. 2021/1035 sayılı kararında miras sebebiyle istihkak davası; yasal veya atanmış mirasçının, terekeyi ya da bazı tereke mallarını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı mirasçılıktaki üstün hakkına dayanarak açtığı dava olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, E. 2020/3483, K. 2021/955 sayılı kararına göre hâkim, miras sebebiyle istihkak davasında davacının mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlığı da inceleyip karara bağlayabilir. Dolayısıyla davacının yalnızca mevcut bir mirasçılık belgesine dayanması zorunlu olmadığı gibi, sunulan mirasçılık belgesi de uyuşmazlığı her durumda kesin biçimde çözmez.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.06.2016 tarihli, E. 2016/4569, K. 2016/7092 sayılı kararında ise davalının davacının mirasçılık sıfatına veya miras hakkına itiraz etmesi, miras sebebiyle istihkak davasının belirleyici özelliklerinden biri olarak değerlendirilmiştir.
II. Davanın Tarihsel Temeli ve İşlevi
Miras sebebiyle istihkak davasının tarihsel kökeni Roma hukukundaki hereditatis petitio davasıdır. Roma hukukunda gerçek mirasçı, terekeyi mirasçı sıfatıyla elinde bulunduran görünüşteki mirasçıya karşı bu davayı açabilmekteydi.
Kurumun temel işlevi, mirasçının terekeye dâhil her bir mal ve hak için ayrı ayrı mülkiyet, alacak, zilyetlik veya sebepsiz zenginleşme davası açmak zorunda kalmasını önlemektir. Mirasçı, terekenin tümünün veya belirli bir bölümünün iadesini tek bir dava içinde talep edebilir.
Dava bu yönüyle yalnızca belirli bir eşya üzerindeki mülkiyet hakkını değil, mirasçının tereke üzerindeki genel ve üstün miras hakkını korur.
III. Davanın Hukuki Niteliği
1. Miras hukukuna özgü bağımsız bir dava olması
Miras sebebiyle istihkak davası, mirasbırakandan mirasçıya geçen bir dava hakkı değildir. Bu dava hakkı mirasçının şahsında, doğrudan doğruya mirasçılık sıfatına bağlı olarak doğar.
Mirasçı, mirasbırakanın sahip olduğu bireysel davaları da külli halefiyet yoluyla kazanabilir. Ancak miras sebebiyle istihkak davası bunlardan farklı olarak, mirasçıya kanunen tanınmış özel bir koruma yoludur.
2. Külli dava niteliği
Dava, terekenin tamamının veya farklı türdeki birden fazla tereke unsurunun tek bir dava içinde geri istenmesine imkân verir.
Dava kapsamında:
Taşınır mallar,
Taşınmazlar,
Banka mevduatları,
Şirket payları,
Kıymetli evrak,
Alacaklar,
Fikrî ve sınai haklar,
Kira gelirleri,
Tereke mallarının satışından elde edilen bedeller,
Tereke malının yerine geçen diğer ikame değerler
birlikte talep edilebilir.
Külli dava niteliği, dava konusunun belirsiz bırakılabileceği anlamına gelmez. Talep edilen mal ve hakların, hükmün infazına elverişli olacak şekilde belirlenmesi veya belirlenebilir olması gerekir.
3. Eda davası niteliği
Miras sebebiyle istihkak davası esas itibarıyla bir eda davasıdır. Davacı yalnızca mirasçılığının tespitini değil, tereke veya tereke değerinin kendisine ya da miras ortaklığına iadesini ister.
Mahkeme, mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlığı davanın ön sorunu veya hükmün bir unsuru olarak çözer.
4. Mutlak hak koruması sağlaması
Dava, mirasçının terekeye ilişkin hakkını herkese karşı korur. Bununla birlikte klasik mülkiyet davasından farklı olarak özel zamanaşımı sürelerine, kesin yetki kuralına ve miras hukukuna özgü sonuçlara tabidir.
IV. Davanın Açılma Şartları
1. Davacının yasal veya atanmış mirasçı olması
Davayı yasal mirasçılar ile atanmış mirasçılar açabilir.
Yasal mirasçılar:
Altsoy,
Ana ve baba zümresi,
Büyük ana ve büyük baba zümresi,
Sağ kalan eş,
Evlatlık ve altsoyu,
Şartları varsa devlettir.
Atanmış mirasçı ise mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufuyla terekenin tamamına veya belirli bir oranına külli halef olarak tayin ettiği kişidir.
Davacı, mirasçılık sıfatını başta mirasçılık belgesi olmak üzere nüfus kayıtları, vasiyetname, miras sözleşmesi ve diğer delillerle ispatlayabilir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2020/3483, K. 2021/955 sayılı kararına göre hâkim, miras sebebiyle istihkak davası içinde mirasçılık sıfatına ilişkin uyuşmazlığı da çözmekle yükümlüdür.
Bu nedenle mirasçılık belgesi, davacı bakımından önemli bir delil olmakla birlikte maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Davalı mirasçılık belgesinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir.
2. Dava konusunun terekeye ait olması
İstihkak talebine konu mal veya hakkın mirasbırakanın terekesine dâhil olması gerekir.
Tereke dışında kalan bir mal, miras sebebiyle istihkak davasına konu edilemez.
Davacı, dava konusu malın mirasbırakana ait olduğunu veya başka bir nedenle terekeye girdiğini ispatlamalıdır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli, E. 2022/374, K. 2022/4341 sayılı kararında, miras sebebiyle istihkak davası açan kişinin hem mirasçılık sıfatını hem de dava konusu malın terekeye ait olduğunu ispatlaması gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım uyarınca yalnızca mirasçılık belgesinin sunulması yeterli olmayıp, dava konusu taşınır, taşınmaz, para veya hakkın mirasbırakanın malvarlığına dâhil olduğu da somut delillerle ortaya konulmalıdır.
3. Davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurması
Kanunda geçen “elinde bulundurma” kavramı, yalnızca dar anlamda fiziksel zilyetliği ifade etmez.
Şu kişiler de elde bulunduran sayılabilir:
Taşınır malı fiilen elinde tutan kişi,
Taşınmazı kullanan kişi,
Taşınmaz adına kayıtlı olan kişi,
Banka mevduatını çeken kişi,
Tereke alacağını tahsil eden kişi,
Şirket payını kendi adına kaydettiren kişi,
Tereke malının satış bedelini elinde tutan kişi.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.05.2016 tarihli, E. 2015/18415, K. 2016/5952 sayılı kararında davalının tereke malını mirasbırakanın sağlığında veya ölümünden sonra ele geçirmiş olmasının, tek başına miras sebebiyle istihkak davasının görülmesine engel oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Bu karar, “elinde bulundurma” kavramının yalnızca ölümden sonra başlayan zilyetlikle sınırlandırılmaması gerektiğini göstermektedir. Önemli olan, dava tarihinde tereke değerinin davalının hâkimiyet alanında bulunması ve davalının bu değeri mirasçıya karşı haklı bir sebep olmaksızın elde bulundurmasıdır.
4. Davacının üstün hakkını mirasçılık sıfatına dayandırması
Davanın ayırt edici özelliği, davacının talebini yalnızca mülkiyet hakkına değil, mirasçılık sıfatına dayandırmasıdır.
Davacı esas itibarıyla:
“Bu malın maliki olduğum için değil, gerçek veya üstün hak sahibi mirasçı olduğum için tereke değerinin bana ya da miras ortaklığına verilmesini istiyorum.”
iddiasında bulunmaktadır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin E. 2016/4569, K. 2016/7092 sayılı kararında, davalının davacının mirasçılık sıfatına veya miras hakkına itiraz etmesi miras sebebiyle istihkak davasının önemli bir şartı olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli, E. 2023/4552, K. 2024/4443 sayılı kararında da davacının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı ve taraflar arasında mirasçılık sıfatı yönünden bir uyuşmazlık olmadığı hâllerde davanın miras sebebiyle istihkak değil, adi istihkak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
5. Davalının haklı bir elde bulundurma sebebinin bulunmaması
Davalı, malı geçerli bir hukuki sebebe dayanarak elinde bulunduruyorsa, haksız zilyet sayılamaz.
Davalı şu savunmalarda bulunabilir:
Malı mirasbırakandan satın aldığı,
Malın kendisine bağışlandığı,
Paylaşma sözleşmesi uyarınca malın kendisine bırakıldığı,
Vasiyetnameye dayanarak hak sahibi olduğu,
Malın kendisine borcun ifası amacıyla devredildiği,
Malı vekil, emanetçi veya kiracı olarak elinde bulundurduğu.
Bu tür savunmaların geçerliliği ve ispatı ayrıca değerlendirilir.
V. Davanın Tarafları
A. Davacı taraf
1. Yasal ve atanmış mirasçılar
TMK m. 637 uyarınca hem yasal hem atanmış mirasçılar davacı olabilir.
Mirası reddeden, mirastan yoksun bulunan veya geçerli şekilde mirasçılıktan çıkarılmış olan kişi, mirasçılık sıfatı bulunmadığı ölçüde davayı açamaz.
2. Vasiyet alacaklısı
Belirli mal vasiyeti alacaklısı külli halef değil, vasiyet borçlusuna karşı şahsi talep hakkı bulunan kişidir. Bu sebeple kural olarak miras sebebiyle istihkak davası açamaz.
Vasiyet alacaklısı, vasiyetin yerine getirilmesi için mirasçılara veya vasiyet borçlusuna başvurmalıdır.
3. Birden fazla mirasçı bulunması
Mirasın paylaşılmasına kadar mirasçılar tereke üzerinde elbirliği mülkiyetine sahiptir. Bu sebeple terekeye ait hakların korunmasında kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.
Usul bakımından şu yöntemlerden biri uygulanabilir:
Bütün mirasçıların birlikte dava açması,
Bir mirasçının açtığı davaya diğerlerinin muvafakat vermesi,
Diğer mirasçıların davaya katılması,
TMK m. 640 uyarınca terekeye temsilci atanması.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.06.2014 tarihli, E. 2013/11310, K. 2014/13057 sayılı kararında, elbirliği mülkiyetine tabi tereke bakımından üçüncü kişilere karşı bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi veya miras ortaklığına temsilci atanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu içtihat, özellikle taşınmazın tapu iptali ve tereke adına tescili ile bölünemez tereke unsurlarının iadesine ilişkin davalarda önem taşır.
Buna karşılık Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.01.2025 tarihli, E. 2024/1033, K. 2025/175 sayılı kararında, bölünebilir nitelikteki para alacaklarında tüm mirasçıların birlikte hareket etmesinin zorunlu olmadığı ve bir mirasçının kendi payı oranında talepte bulunabileceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle taraf teşkili değerlendirilirken dava konusu hakkın:
Elbirliği mülkiyetine tabi olup olmadığı,
Bölünebilir nitelikte bulunup bulunmadığı,
Talebin terekeye iade mi yoksa miras payı oranında ödeme mi içerdiği
ayrı ayrı incelenmelidir.
4. Tereke temsilcisi
TMK m. 640 uyarınca atanan miras ortaklığı temsilcisi, terekeye ait mal ve hakların korunması amacıyla davayı takip edebilir.
Özellikle mirasçıların birlikte hareket edemediği veya aralarında menfaat çatışması bulunduğu hâllerde temsilci atanması etkili bir çözüm oluşturur.
B. Davalı taraf
Davalı, terekenin tamamını veya belirli bir tereke değerini davacının üstün miras hakkına aykırı biçimde elinde bulunduran kişidir.
Davalı:
Kendini mirasçı sayan görünüşteki mirasçı,
Geçersiz vasiyetnameye dayanan kişi,
Tereke değerini haksız biçimde ele geçiren üçüncü kişi,
Mirasbırakanın sağlığında aldığı malı iade etmeyen kişi,
Ölümden sonra banka hesabındaki parayı çeken kişi,
Tereke malını devralan kötüniyetli üçüncü kişi
olabilir.
VI. Mirasçılar Arasında İstihkak Davası
Mirasçılar arasında terekeye ilişkin her uyuşmazlık miras sebebiyle istihkak davası değildir.
Elbirliği mülkiyeti devam ederken bir mirasçının belirli tereke malını fiilen kullanması veya elinde bulundurması, diğer mirasçıların mutlaka miras sebebiyle istihkak davası açmasını gerektirmez.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin E. 2016/4569, K. 2016/7092 sayılı kararında, mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece uyuşmazlığın kural olarak mirasın paylaşılması hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Buna göre bir mirasçı:
Diğer mirasçının mirasçılık sıfatını kabul ediyor,
Ancak belirli malın paylaşımda kendisine verilmesini istiyor,
Yalnızca tereke malının kullanımı veya paylaşımı konusunda uyuşmazlık yaşıyorsa
uygun hukuki yol çoğu kez paylaşma davasıdır.
Buna karşılık davalı mirasçı:
Davacının mirasçılığını bütünüyle reddediyor,
Kendisinin tek mirasçı olduğunu ileri sürüyor,
Davacının tereke üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını savunuyorsa
miras sebebiyle istihkak davası gündeme gelebilir.
VII. Aynî İkame İlkesi
Miras sebebiyle istihkak davası yalnızca ölüm anında terekede bulunan malın aynen iadesiyle sınırlı değildir.
Tereke malının yerine geçen değer de terekeye dâhil olur. Bu ilkeye aynî ikame denir.
Örneğin:
Tereke taşınmazı satılmışsa satış bedeli,
Araç zarar görmüşse sigorta tazminatı,
Taşınmaz kamulaştırılmışsa kamulaştırma bedeli,
Alacak tahsil edilmişse tahsil edilen para,
Şirket payı satılmışsa pay devir bedeli,
Tereke malı başka bir mal ile değiştirilmişse yeni mal
istihkak talebine konu olabilir.
Aynî ikame ilkesi, davalının tereke malını devretmek suretiyle iade yükümlülüğünden kurtulmasını önler.
Ancak davacı, ilk tereke değeri ile ikame değer arasındaki ekonomik ve hukuki bağlantıyı ispatlamalıdır.
VIII. Adi İstihkak Davasıyla Karşılaştırılması
1. Hakkın kaynağı
Miras sebebiyle istihkak davasında davacı mirasçılık sıfatına dayanır.
Adi istihkak davasında ise davacı belirli bir mal üzerindeki mülkiyet hakkını ileri sürer.
2. Davanın konusu
Miras sebebiyle istihkak davası terekenin tamamını veya farklı türden birçok tereke değerini kapsayabilir.
Adi istihkak davası kural olarak belirli bir taşınır veya taşınmazın iadesine ilişkindir.
3. Mirasçılık uyuşmazlığı
Miras sebebiyle istihkak davasında davacının mirasçılık sıfatı veya üstün miras hakkı uyuşmazlık konusudur.
Adi istihkak davasında mirasçılık sıfatı taraflarca genellikle kabul edilmekte, uyuşmazlık belirli malın mülkiyetine ilişkin bulunmaktadır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2023/4552, K. 2024/4443 sayılı kararında, mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmayan ve mirasçılık sıfatı tartışılmayan uyuşmazlığın adi istihkak davası olarak nitelendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.09.2018 tarihli, E. 2016/615, K. 2018/5557 sayılı kararında, adi istihkak davasının mal mevcut olduğu sürece kural olarak zamanaşımına uğramayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.06.2018 tarihli, E. 2017/16858, K. 2018/7269 sayılı kararında ise para veya menkul değerlerin iadesine yönelik şahsi nitelikteki taleplerde on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanabileceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle “adi istihkak davası zamanaşımına tabi değildir” ifadesi yalnızca ayni hakka, özellikle mevcut eşyanın mülkiyet hakkına dayanan talepler bakımından geçerlidir. Para ve şahsi alacak niteliğindeki talepler ayrıca değerlendirilmelidir.
4. Kazandırıcı zamanaşımı
TMK m. 638 uyarınca miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazandığı savunmasına dayanamaz.
Adi istihkak davasında ise şartları oluşmuşsa kazandırıcı zamanaşımı savunması ileri sürülebilir.
IX. Görevli ve Yetkili Mahkeme
1. Görevli mahkeme
Miras sebebiyle istihkak davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Dava konusu malın taşınmaz, araç, banka mevduatı veya şirket payı olması bu sonucu değiştirmez. Uyuşmazlığın temelinde mirasçılıktan kaynaklanan üstün hak bulunuyorsa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
2. Yetkili mahkeme
TMK m. 576 uyarınca miras sebebiyle istihkak davasında mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.09.2024 tarihli, E. 2024/2464, K. 2024/3839 sayılı kararında, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu ve bu kesin yetkinin terekenin kesin paylaşılmasına kadar mirasçılara karşı açılacak miras hukukuna ilişkin davaları da kapsadığı belirtilmiştir.
Kesin yetki nedeniyle:
Mahkeme yetkiyi kendiliğinden inceler.
Tarafların yetki sözleşmesi yapması mümkün değildir.
Davalının yerleşim yeri önem taşımaz.
Tereke taşınmazının başka bir yerde bulunması, gerçek anlamda miras sebebiyle istihkak davasında yetkiyi değiştirmez.
Ancak dava adi tapu iptali ve tescil davası niteliğindeyse taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi gündeme gelir. Bu sebeple davanın hukuki niteliği yetkili mahkemenin belirlenmesi bakımından doğrudan sonuç doğurur.
X. Zamanaşımı
TMK m. 639, miras sebebiyle istihkak davası için davalının iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre farklı süreler öngörmüştür.
1. İyiniyetli davalıya karşı zamanaşımı
Dava:
Davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl,
Her hâlde mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli, E. 2019/3156, K. 2019/8389 sayılı kararında, iyiniyetli davalıya karşı bir yıllık nispi ve on yıllık mutlak zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Bir yıllık sürenin başlaması için davacının yalnızca mirasçı olduğunu bilmesi yeterli değildir. Ayrıca davalının tereke veya belirli tereke malını elinde bulundurduğunu öğrenmesi gerekir.
2. Kötüniyetli davalıya karşı zamanaşımı
İyiniyetli olmayan davalıya karşı dava yirmi yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2017/1253, K. 2021/1035 sayılı kararında, iyiniyetli olmayan davalıya karşı uygulanacak zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kabul edilmiştir.
3. İyiniyet ve kötüniyet ayrımı
Davalı, tereke malı üzerinde hak sahibi olmadığını bilmiyor ve gerekli özeni gösterseydi de bilebilecek durumda bulunmuyorsa iyiniyetli sayılabilir.
Buna karşılık:
Gerçek mirasçıların varlığını bilmesine rağmen malı kendi adına geçiren,
Sahte veya geçersiz belge kullanan,
Mirasçıları gizleyen,
Ölümden sonra yetkisiz olarak banka hesabından para çeken,
Tereke malını mirasçılardan kaçıran,
Düşük bedelli veya göstermelik işlemler yapan
davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülebilir.
4. Sürelerin hukuki niteliği
TMK m. 639’daki süreler hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir.
Bu nedenle:
Mahkeme zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz.
Davalının zamanaşımı def’inde bulunması gerekir.
Zamanaşımının kesilmesi ve durmasına ilişkin genel hükümler uygulanır.
Davalı zamanaşımı def’inden vazgeçebilir.
XI. İspat Yükü
HMK m. 190 uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı vakıaları ispatla yükümlüdür.
1. Davacının ispat yükü
Davacı şu hususları ispatlamalıdır:
Mirasçılık sıfatını,
Dava konusu mal veya hakkın terekeye ait olduğunu,
Malın davalının elinde bulunduğunu,
Davalıya göre üstün miras hakkına sahip olduğunu,
Talep ettiği ürün, gelir veya tazminatın miktarını.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2022/374, K. 2022/4341 sayılı kararında davacının, mirasçılık sıfatını ve dava konusu malın terekeye ait olduğunu ispatlaması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
2. Davalının ispat yükü
Davalı:
Malı geçerli hukuki sebebe dayanarak elinde bulundurduğunu,
Malın terekeye ait olmadığını,
Malı mirasbırakandan satın aldığını,
Borcu veya parayı geri ödediğini,
İyiniyetli olduğunu,
Zamanaşımının gerçekleştiğini
ileri sürüyorsa bu savunmalarını ispatlamalıdır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.05.2016 tarihli, E. 2015/14890, K. 2016/5928 sayılı kararında davalının, mirasbırakandan para aldığını kabul etmesi hâlinde bu parayı geri verdiğini ispatlama yükünün davalıya geçtiği kabul edilmiştir.
Bu karar, ikrar edilen bir borcun sona erdiğini ileri süren tarafın ödeme veya iade olgusunu ispatlamakla yükümlü olduğunu göstermektedir.
3. Tanık delili
Miras sebebiyle istihkak davasında tanık dinlenmesine kural olarak engel bulunmamaktadır. Bununla birlikte iddianın niteliğine ve işlemin tabi olduğu şekil şartlarına göre yazılı delil kuralları ayrıca uygulanabilir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli, E. 2025/584, K. 2025/4674 sayılı kararında, muris muvazaası iddiaları bakımından tanık anlatımlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği; yalnızca soyut veya genel nitelikteki tanık beyanlarının her durumda yeterli kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım özellikle muris muvazaası ile miras sebebiyle istihkak taleplerinin birlikte ileri sürüldüğü davalarda önem taşır.
XII. Davanın Kabulünün Sonuçları
TMK m. 638 uyarınca miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde tereke veya tereke malı, zilyetliğin geri verilmesine ilişkin hükümler çerçevesinde gerçek mirasçıya veya miras ortaklığına iade edilir.
1. Aynen iade
Mal hâlen mevcutsa, kural olarak aynen iade edilir.
Taşınmazlarda tapu kaydının iptali ve tereke veya miras ortaklığı adına tescil;
taşınırlarda teslim;
banka mevduatında paranın iadesi;
şirket paylarında pay sahipliği kaydının düzeltilmesi istenebilir.
2. İyiniyetli davalının sorumluluğu
İyiniyetli zilyet:
Elde kalan malı iade eder.
Mal için yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri talep edebilir.
Malı iyiniyetle kullanması nedeniyle kural olarak kötüniyetli zilyet kadar geniş sorumlu olmaz
3. Kötüniyetli davalının sorumluluğu
Kötüniyetli davalı:
Malı aynen iade eder.
Elde ettiği ürünleri ve gelirleri verir.
Elde etmeyi ihmal ettiği ürünleri tazmin eder.
Malı elden çıkarmışsa değerini öder.
Haksız kullanım nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olur.
4. Gelir ve giderlerin mahsup edilmesi
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.06.2017 tarihli, E. 2015/18405, K. 2017/4614 sayılı kararında, tereke değerinin veya iade edilecek miktarın hesaplanmasında mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, bakım ve sağlık giderleri gibi kalemlerin de dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Buna göre davalı tereke adına yaptığı zorunlu ve ispatlanmış ödemelerin mahsup edilmesini isteyebilir. Ancak giderlerin gerçekten tereke yararına yapılmış olması ve belgeyle kanıtlanması gerekir.
Mülkiyeti üçüncü kişilere devredilen taşınmazlarda devir tarihine kadar elde edilen kira gelirleri de şartları varsa talep edilebilir.
XIII. İhtiyati Tedbir
TMK m. 637/3 uyarınca hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için gerekli önlemleri alabilir.
Uygulamada şu tedbirler istenebilir:
Tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması,
Taşınmazın devrinin önlenmesi,
Banka hesabının bloke edilmesi,
Araç kaydına tedbir konulması,
Şirket payının devrinin yasaklanması,
Tereke mallarının yediemine teslim edilmesi,
Kira gelirlerinin mahkemece belirlenecek hesaba yatırılması,
Satış bedelinin davalıya ödenmesinin önlenmesi.
Tedbir isteyen davacı yaklaşık ispat ölçüsünde:
Mirasçılık sıfatını,
Malın terekeye ait olabileceğini,
Davalının malı devretme riskini,
Gecikme hâlinde ciddi zarar doğacağını
ortaya koymalıdır.
Miras sebebiyle istihkak davasının açılması tek başına malın satışını veya devrini otomatik olarak durdurmaz. Bu sebeple somut olayda devir tehlikesi varsa açık bir ihtiyati tedbir talebinde bulunulmalıdır.
XIV. Muris Muvazaasıyla İlişkisi
Muris muvazaası davasında davacı, mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı görünürde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrettiğini ve işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığını ileri sürer.
Miras sebebiyle istihkak davasında ise davacı terekeye ait malın, mirasçılık sıfatından doğan üstün hak nedeniyle kendisine veya terekeye iadesini ister.
İki hukuki sebep bazı olaylarda birlikte ileri sürülebilir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2025/584, K. 2025/4674 sayılı kararında muris muvazaası ve miras hakkına dayanan taleplerin ispatı bakımından somut, inandırıcı ve vicdani kanaat oluşturmaya elverişli deliller aranması gerektiği ortaya konulmuştur.
Dava dilekçesinde hukuki sebep açıkça gösterilmeli; muris muvazaası iddiası varsa görünürdeki sözleşme, gizli bağış, muvazaa anlaşması ve mirasçılardan mal kaçırma amacı somutlaştırılmalıdır.
XV. Tenkis Davasıyla İlişkisi
Tenkis davası, saklı paylı mirasçının saklı payını ihlal eden kazandırmaların yasal sınıra indirilmesini sağlar.
Miras sebebiyle istihkak davasında ise dava konusu malın zaten terekeye ait olduğu veya davacının mirasçılıkta üstün hakkı nedeniyle iade edilmesi gerektiği ileri sürülür.
Tenkis davasında kazandırma başlangıçta geçerlidir; yalnızca saklı payı ihlal ettiği ölçüde indirilir. Miras sebebiyle istihkak davasında davalının davacıya karşı üstün bir hakkı bulunmadığı kabul edilir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarihli, E. 2015/9516, K. 2016/11285 sayılı kararında, miras sebebiyle istihkak niteliğindeki bir uyuşmazlığın hatalı biçimde tenkis davası olarak değerlendirilmesinin bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.
Bu nedenle hâkim, tarafların kullandığı dava adıyla bağlı olmamakla birlikte maddi vakıaları doğru hukuki sebebe göre nitelendirmelidir.
XVI. Mirasta Denkleştirmeyle İlişkisi
Mirasta denkleştirme, yasal mirasçının mirasbırakandan miras payına mahsuben aldığı karşılıksız kazandırmanın paylaşmada hesaba katılmasını sağlar.
Miras sebebiyle istihkak davasında ise tereke malının haksız elde bulundurandan geri alınması amaçlanır.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2017/1253, K. 2021/1035 sayılı kararında miras sebebiyle istihkak davası ile mirasta denkleştirmenin farklı hukuki kurumlar olduğu vurgulanmıştır.
Denkleştirme bakımından kazandırmanın mirasbırakanın sağlığında geçerli olarak yapıldığı kabul edilir. Uyuşmazlık, bu kazandırmanın paylaşmada miras payına mahsup edilip edilmeyeceğine ilişkindir. İstihkak davasında ise davalının tereke malını haklı bir sebep olmaksızın elinde bulundurduğu ileri sürülür.
XVII. Tapu İptali ve Tescil Davasıyla İlişkisi
Dava konusu bir taşınmaz ise miras sebebiyle istihkak talebinin sonucu tapu iptali ve tescil biçiminde ortaya çıkabilir.
Ancak her tapu iptali ve tescil davası miras sebebiyle istihkak davası değildir.
Davanın niteliği belirlenirken:
Davacının mirasçılığa mı yoksa mülkiyete mi dayandığı,
Davalının mirasçılığı inkâr edip etmediği,
Taşınmazın terekeye ait olup olmadığı,
Davalının hangi kazanım sebebine dayandığı
incelenmelidir.
Paylaşılmamış terekeye ait taşınmaz bakımından talep kural olarak yalnızca davacı mirasçı adına değil, tereke veya miras ortaklığı adına tescil şeklinde kurulmalıdır.
XVIII. Dava Şartı Arabuluculuk
Miras sebebiyle istihkak davası kural olarak dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.
Dava:
Ticari dava,
Tüketici uyuşmazlığı,
İş uyuşmazlığı,
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık
niteliğinde olmadığından, konusunun para veya tazminat içermesi tek başına zorunlu arabuluculuğu gerektirmez.
Ancak aynı dava içinde ileri sürülen başka ve bağımsız bir talebin dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
XIX. Hacizde İstihkak Davasından Farkı
Miras sebebiyle istihkak davası ile İcra ve İflas Kanunu’ndaki hacizde istihkak davası tamamen farklı kurumlardır.
Hacizde istihkak davası:
İcra takibi sırasında haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğu iddiasına dayanır.
İcra mahkemesinde görülür.
Kısa ve özel sürelere tabidir.
Basit yargılama usulü uygulanır.
Amacı haczin kaldırılmasıdır.
Mirasçılıkta üstün hakka dayanır.
Asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Bir, on veya yirmi yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir.
Yazılı yargılama usulüne göre görülür.
Amacı tereke veya tereke değerinin iadesidir.
Miras sebebiyle istihkak davasının açılması satış işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Satışın önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir.
XX. Talep Sonucunun Kurulması
Dava dilekçesinde talep sonucu açık, belirli ve infaz edilebilir olmalıdır. Somut olaya göre şu talepler ileri sürülebilir:
Davacının mirasçılıkta üstün hak sahibi olduğunun belirlenmesi,
Taşınmazın tapu kaydının iptaliyle tereke adına tescili,
Taşınırın terekeye teslimi,
Banka hesabından çekilen paranın iadesi,
Tereke alacağının davalıdan tahsili,
Satılan tereke malının satış bedelinin iadesi,
Elde edilen ürün ve kira gelirlerinin tahsili,
Elde edilmesi ihmal edilen ürünlerin tazmini,
Aynen iade mümkün değilse malın değerinin ödenmesi,
Faiz ve diğer fer’ilerin tahsili,
Tapu, araç, banka hesabı veya şirket payı üzerine ihtiyati tedbir konulması.
Aynen iade ile bedel talebi, somut olayın özelliklerine göre terditli biçimde ileri sürülebilir.
XXI. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1. Davanın doğru nitelendirilmesi
Uyuşmazlığın:
Miras sebebiyle istihkak,
Adi istihkak,
Mirasın paylaşılması,
Tenkis,
Denkleştirme,
Muris muvazaası,
Vasiyetnamenin iptali,
Tapu iptali ve tescil
davalarından hangisine ait olduğu doğru belirlenmelidir.
2. Taraf teşkilinin sağlanması
Elbirliği mülkiyetine tabi tereke değerlerinde bütün mirasçıların davaya katılması, muvafakat vermesi veya tereke temsilcisi atanması gerekebilir.
Bölünebilir para alacaklarında ise mirasçının kendi payı oranında dava açabilmesi mümkündür.
3. Öğrenme tarihinin somutlaştırılması
Bir yıllık zamanaşımının başlangıcını belirlemek için davacının:
Mirasçılığını,
Davalının tereke malını elinde bulundurduğunu
hangi tarihte öğrendiği delilleriyle ortaya konulmalıdır.
4. Kötüniyetin somut olaylarla gösterilmesi
Davalının kötüniyetli olduğu soyut ifadelerle değil;
Akrabalık ilişkisi,
Gerçek mirasçıları bilmesi,
Düşük bedelli satış,
Ödeme belgesi bulunmaması,
Ölüm sonrası para çekimi,
Sahte belge,
Mirasçılardan mal gizleme,
Fiilî kullanımın değişmemesi
gibi olgularla açıklanmalıdır.
5. Aynî ikame değerlerinin araştırılması
Dava konusu mal elden çıkarılmışsa:
Satış bedeli,
Sigorta tazminatı,
Kamulaştırma bedeli,
Tahsil edilen alacak,
Devir karşılığı alınan mal
araştırılmalıdır.
6. İhtiyati tedbirin geciktirilmemesi
Devir veya mal kaçırma riski varsa tedbir talebi dava dilekçesiyle birlikte ileri sürülmelidir.
XXII. Uygulayıcılar İçin Kontrol Listesi
Dava açılmadan önce aşağıdaki sorular cevaplandırılmalıdır:
Davacı yasal veya atanmış mirasçı mıdır?
Mirasçılık belgesi alınmış mıdır?
Mirasçılık belgesine itiraz bulunmakta mıdır?
Başka mirasçılar var mıdır?
Tereke paylaşılmış mıdır?
Dava konusu mal ölüm tarihinde terekeye dâhil midir?
Mal hâlen davalının elinde midir?
Mal devredilmişse yerine geçen değer nedir?
Davalı davacının mirasçılığını kabul etmekte midir?
Davalı malın terekeye ait olmadığını mı savunmaktadır?
Davalı hangi hukuki kazanım sebebine dayanmaktadır?
Uyuşmazlık aslında adi istihkak davası mıdır?
Uyuşmazlık paylaşma veya denkleştirme davası mıdır?
Muris muvazaası iddiası bulunmakta mıdır?
Mirasbırakanın son yerleşim yeri neresidir?
Davacının öğrenme tarihi nedir?
Davalı iyiniyetli mi, kötüniyetli midir?
Bir, on veya yirmi yıllık süreden hangisi uygulanacaktır?
Diğer mirasçıların katılımı gerekli midir?
Tereke temsilcisi atanması gerekir mi?
Talep terekeye iade şeklinde mi kurulmalıdır?
Davacı yalnızca kendi miras payı oranında talepte bulunabilir mi?
Aynen iade mümkün müdür?
Bedel, kira geliri, ürün veya faiz talep edilecek midir?
İhtiyati tedbir gerekli midir?
Tapu, banka, noter ve şirket kayıtları toplanmış mıdır?
Bilirkişi incelemesi hangi konuda yapılacaktır?
Talep sonucu infaza elverişli midir?
Taleplerin terditli kurulması gerekli midir?
Dava şartı arabuluculuk bulunmadığı açıkça değerlendirilmiş midir?
XXIII. Sonuç
Miras sebebiyle istihkak davası, mirasçının tereke üzerindeki üstün hakkını koruyan ve tereke değerlerinin haksız elde bulundurandan geri alınmasını sağlayan özel bir miras hukuku davasıdır.
Davanın başarısı öncelikle uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesine bağlıdır. Yargıtay uygulamasında özellikle davalının davacının mirasçılık sıfatına veya miras hakkına itiraz edip etmediğine önem verilmektedir. Mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmayan uyuşmazlıklar adi istihkak veya başka bir dava türü olarak nitelendirilebilmektedir.
Davanın açılmasında:
Davacının mirasçılık sıfatı,
Malın terekeye aidiyeti,
Davalının elde bulundurması,
Taraf teşkili,
İyiniyet veya kötüniyet,
Öğrenme tarihi,
Zamanaşımı,
Aynen iade ve ikame değerler,
İhtiyati tedbir,
Ürün ve gelirlerin hesabı
ayrıntılı biçimde ele alınmalıdır.
Yargıtay kararları, özellikle davanın adi istihkak davasından ayrılması, mirasçılar arasında taraf teşkili, bölünebilir para alacaklarında tek mirasçının dava hakkı, kesin yetki, ispat yükü, zamanaşımı ve iadenin kapsamı bakımından uygulamaya yön vermektedir.
Bununla birlikte miras sebebiyle istihkak davası, uygulamada muris muvazaası, tenkis, denkleştirme ve paylaşma davalarıyla sıkça karıştırılmaktadır. Bu nedenle dava dilekçesinin yalnızca dava adı üzerinden değil, ileri sürülen maddi vakıalar, davalının savunması ve istenen hukuki sonuç üzerinden kurgulanması gerekir.






Yorumlar