DAVACI İLE DAVALININ MERNİS ADRESİNİN AYNI OLMASI DURUMUNDA, TEBLİGAT KANUNU MADDE 39 GEREĞİNCE HASMA TEBLİGAT YAPILAMAYACAĞINDAN, DAVALIYA TK 21/2 MADDESİNE GÖRE TEBLİGAT ÇIKARTILAMAYACAĞI
- Av. Özgür GÜL

- 12 saat önce
- 2 dakikada okunur
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasında tebligat usulüne uyulmamasını açık bir hukuki dinlenilme hakkı ihlali olarak değerlendirerek hükmü bozmuştur. Somut olayda dava dilekçesi, davacı tarafından bildirilen ve açıkça yetersiz olduğu anlaşılan bir adrese tebliğe çıkarılmış; tebligat yapılamayınca bu kez davalının MERNİS adresine Tebligat Kanunu m.21/2 uyarınca tebligat yapılmıştır. Ancak bu adresin aynı zamanda davacının da yerleşim yeri olması, tebligatı hukuken geçersiz kılmıştır. Yargıtay; hasma tebligat yapılamayacağını (TK m.39), şeklen m.21/2’ye uygun görünse bile bu şekilde yapılan bir tebligatın, tarafın davadan fiilen haberdar edilmesini sağlamayacağını vurgulamıştır. Usulüne uygun tebligatın amacının, kişiye kendisini savunma ve delil sunma imkânı tanımak olduğu belirtilmiş; bu imkân sağlanmadan yürütülen yargılamanın HMK m.27 kapsamında hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu gerekçelerle Yargıtay, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ'NİN 21.10.2021 TARİH, 2021/6139 ESAS VE 2021/7543 KARAR SAYILI İLAMI
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya, davacının dava dilekçesinde bildirdiği, yetersiz olduğu açık olan ".... Köyü ... Kırklareli" adresine tebliğe çıkarılmış, adres yetersizliği gerekçesiyle bila tebliğ iade olmuştur. Bu defa dava dilekçesi davacının da ikamet adresi olan kadının mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Muhatabın bilinen son adresi olarak gösterdiği adresin doğruluğu Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasına göre tebliği çıkaracak merciin denetimine tabidir. Yetersiz olduğu açık olan adrese yapılan tebligat usulsüzdür. Ayrıca bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligat yapılmasına imkan veren hüküm; bu adresin aynı davada "Hasım" olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Zira Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre hasma tebligat yapılamaz. Aksi halde, aynı davada "Hasım” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesinde gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Bu husus da dikkate alındığında, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre dava dilekçesi tebligatını, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste ve doğrudan 21/2. maddeye göre yapılması nedeniyle geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. O halde, mahkemece yapılacak iş; dosyada dava dilekçesinin davalıya yeniden ve usulüne uygun şekilde 10.05.2017 tarihinde yapıldığı görülmekle, bu tebligat gereğince davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m.140) ile usulüne uygun şekilde gösterilen deliller değerlendirilerek sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 21.10.2021





Yorumlar