İNANÇLI İŞLEM DAVALARINDA DELİL REJİMİ KAPSAMINDA DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
- Av. Özgür GÜL

- 2 gün önce
- 6 dakikada okunur
İnançlı işlemin kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği, yazılı delil yoksa ancak HMK m.202 anlamında gerçek bir “delil başlangıcı” bulunması hâlinde tanık deliline başvurulabileceği vurgulanmış; inanan ile inanılan arasında olmayan, üçüncü kişiler arasındaki WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı sayılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca dosyada bulunan video kaydının hukuka uygun elde edilip edilmediği ve içeriğinin çözümlenmeden hükme esas alınmasının eksik inceleme oluşturduğu ifade edilerek karar bozulmuştur.
YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ'NİN 06.10.2025 TARİH, 2025/318 ESAS VE 2025/4093 KARAR SAYILI İLAMI
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1244 E., 2024/233 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/57 E., 2023/236 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların muris ... mirasçıları olduğunu, muris ... ’in 37 73... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 23 numaralı bağımsız bölümdeki işyerini işlettiğini, murisin ölümü ile tüm mirasçıların davalı ...’e vekaletname vererek işyerinin işletilmesini davalı ...’e devrettiklerini ancak işyerinin tüm gelir ve giderlerinin mirasçılar arasında paylaşıldığını, daha sonra mirasçılar tarafından belediyeden ihale yolu ile satın alınan taşınmazın işletmecilere indirim uygulandığı için davalı ... adına tescil edildiğini, davalı ... tarafından 12.06.2020 tarihinde dava konusu taşınmazın değerinin çok altında bir meblağa muvaazalı olarak yine ...’in mirasçılarının kurucusu olduğu davalı şirkete satıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının müvekkilinin payı oranında iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bunun mümkün olmadığı takdirde taşınmazın güncel rayiç bedelinin tespit edilerek şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının soyut ve asılsız olduğunu, dava konusu taşınmazın alımında muvaaza bulunmadığını, davalı ...’den taşınmazı gerçek bedeli ödenerek satın alındığını, bu duruma ilişkin dekontların sunulacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mirasçılar tarafından müvekkiline verilen vekaletnamenin işyerinin işletilmesi için verildiğini, taşınmaz alım satım yetkisini içermediğini, taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını diğer mirasçıların katkısının bulunmadığını, muvaazalı devir yapılmadığını, taşınmazın gerçek bedeli üzerinden satıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazda tarafların murisi ... 'in ticari faaliyette bulunduğu, ... 'in vefat etmesi üzerine mirasçıları tarafından dükkanın işletilmeye devam ettiği, dava konusu taşınmazın belediye tarafından ihale ile satışa çıkartıldığı, ...'in mirasçıları tarafından dükkanın ortak olarak satın alındığı ancak davalı ... 'in adına tapuda tescil edildiği, 12.06.2020 tarihinde taşınmazın ... tarafından davalı şirkete devredildiği, davacı tarafın söz konusu devrin muvazaalı olduğunu ileri sürdüğü, taşınmazın mirasçılar adına ortak olarak satın alındığı ancak resmi işlemlerin ... adına olması sebebiyle davalı ... adına tapuda tescil edildiği, davacı tarafın inançlı işleme ilişkin iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiği ancak davalı şirket yetkilisi ... 'in mesajlaşma kayıtlarında davacının da taşınmazda hissesi olduğunu kabul ettiği, bu sebeple davacının iddiasını tanıkla da ispat edebileceği, talimat yoluyla dinlenen tanıklar ... ve ... 'nın beyanlarında dava konusu taşınmazın ... 'in mirasçıları tarafından ortak alındığı, tüm mirasçıların birlikte para verdiği, tapu kaydının davalı ... adına yapıldığı, dükkanın gelirinin ortak olduğu, mirasçıları arasında paylaştırıldığı, taşınmazın 12.06.2020 tarihinde muvazaalı olarak davalı şirkete devredildiğini beyan ettikleri, Mahkemece dinlenen davalı tanıkları ise; dükkanı ...'in işlettiğini, bir süre işlettikten sonra davalı şirkete devrettiğini beyan ettikleri anlaşılmış ancak davalı tanıklarının beyanlarının bir kısmının duyuma dayalı olduğu, birbirleri ile çelişkili olduğu ve somut dosya ile uyumlu olmadığı anlaşıldığından davacı tanıklarının beyanlarına üstünlük verilmesi gerektiği, taşınmazın tapuda satış bedeli olarak 130.000,00 TL gösterildiği, ancak alınan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 2.000.000,00 TL olduğu, tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında yaklaşık 15 kat fark bulunduğu, davalı şirket tarafından satış bedelinin ödendiğine dair bir takım dekontlar sunulmuş ise de; söz konusu dekontların tarihi ile satış tarihinin uyumsuz olduğu, taşınmazın ... mirasçıları tarafından ortak olarak satın alındığı ancak davalı ... tarafından 12.06.2020 tarihinde muvazaalı olarak davalı şirkete devredildiği, davalı ... ile davalı şirket yetkilileri arasında akrabalık bağı bulunduğu, davalı ...'in dava konusu satış işlemi ile davacıdan mal kaçırdığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile 37 73... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin kat 23 numaralı bağımsız bölüme ait davalı şirkete ait tapu kaydının 1/4 'ünün iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafından inançlı işlemin varlığıyla ilgili yazılı belge sunulmamış ise de; davalı şirket yetkilisi ... mesajlaşma kayıtlarında davacının da taşınmazda hissesi olduğunu kabul ettiğine yönelik beyanların bulunduğu, söz konusu mesajların HMK'nın 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı olarak kabul edilebileceği, davacı tanıkları ... ve ... beyanlarında dava konusu taşınmazın ... mirasçıları tarafından ortak alındığı, tüm mirasçıların birlikte para verdiği, tapu kaydının davalı ... adına yapıldığı, dükkanın gelirinin ortak olduğu, mirasçıları arasında paylaştırıldığını belirttikleri, davalı tanıklarının beyanlarının bir kısmının ise duyuma dayalı olduğu, davanın tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olduğu, bu itibarla taşınmazın ortaklık geliri ile alındığı ve inançlı işlemin varlığının ispatlandığı; dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından yeğenleri ... ve ... 'in ortağı olduğu ... Sebze Meyve Ambalaj Nakliye Ltd. Şti.'ne 12.06.2020 tarihinde tapuda satış bedeli olarak 130.000,00 TL gösterilmek suretiyle devredildiği, davalı şirket tarafından davalı ... hesabına bir miktar para gönderildiğine dair dekont sunulmuş ise de alınan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 2.000.000,00 TL olduğu, davalı şirket tarafından gönderilen miktarın gerçek değere ulaşmadığı ve söz konusu dekontların tarihleri ile satış tarihinin uyumlu olmadığı, davalı şirket yetkililerinin davalı ... ve davacı ...'in yeğenleri olması nedeniyle taşınmazın inançlı işlem ile ortaklık geliri ile davalı adına satın alındığını bilebilecek durumda oldukları, bu itibarla davalı şirkete yapılan satışın muvaazalı olduğu kanaatine varıldığı; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu" gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu taşınmazın güncel piyasa değeri üzerinden ipotek ile birlikte satın alındığını,
b. Ödemelere ilişkin dekontlar sunulduğunu, muvaaza bulunmadığını,
c. Whatsapp kayıtlarının delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini beyan etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının taşınmazın alımında herhangi bir katkısının olmadığını, bedelin tamamının müvekkili tarafından ödenerek taşınmazın satın alındığını,
b. Davalı şirkete yapılan satışın gerçek olduğu, muvaaza bulunmadığını,
c. Davacının davasını ispatlayamadığını yazılı bir delil, belge sunamadığını, beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlem ve muvaaza iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E,. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
2. Somut olayda; Mahkemece davacı ... ve davalı ... arasındaki inanç sözleşmesine Whatsapp yazışmalarının delil başlangıcı niteliğinde olduğundan bahisle tanık beyanları esas alınmıştır.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Oysa dosya kapsamındaki Whatsapp yazışmaları incelendiğinde inanan ... ile inanılan ... arasındaki yazışmalar değildir. Söz konusu yazışmalar davacının kızı ... ile davalı şirket ortağı ... arasında geçen yazışmalardır.
O hâlde eldeki davada Whatsapp yazışmalarının inanç ilişkisinde delil başlangıcı olarak kabulü mümkün olmadığından, tanık delili de hükme esas alınamayacaktır.
Ne var ki davacının delilleri arasında bir video kaydı da vardır. Ancak mahkemece video kaydının HMK m. 189/2 kapsamında hukuka uygun delil olup olmadığı tartışılmamış, hukuka uygun bir delil niteliğindeyse video içerik tespiti yaptırılarak çözümlenmemiştir.
İş bu sebeple mahkemece varılan sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayandığından hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.






Yorumlar