TÜRKİYE YEŞİL TAKSONOMİSİ YÜRÜRLÜKTE: ŞİRKETLER, BANKALAR VE YATIRIMCILAR İÇİN 2029’A GİDEN YOL
24 Eylül 2026 tarihli ve 33380 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, ekinde yer alan (EK-1) hangi ekonomik faaliyetlerin çevresel açıdan sürdürülebilir sayılabileceğini belirleyen ulusal sınıflandırma sistemini yürürlüğe koydu. Düzenlemenin amacı yalnızca “yeşil faaliyetleri” listelemek değil; sürdürülebilir yatırımlara finansman akışını teşvik etmek, piyasada ortak bir dil oluşturmak ve yeşile boyamayı önlemektir. Yönetmelik, 7552 sayılı İklim Kanunu’nun 8/1-c hükmüne ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 792/D maddesine dayanıyor.
En önemli sonuç : 2029, hazırlıklara başlama tarihi değil; finansal kuruluşların zorunlu raporlama rejimine geçiş sınırıdır. Kredi müşterileri, yatırım yapılan şirketler ve sigortalılar bakımından veri talebi çok daha önce başlayabilir.
Hukuki eşik : Ek-1’de bulunmak yalnızca “uygunluk” sağlar. Faaliyetin “uyumlu” sayılabilmesi için önemli katkı, DNSH ve asgari sosyal koruma şartlarının birlikte kanıtlanması gerekir.
Pratik dönüşüm : Taksonomi; çevre departmanına ait bir raporlama işi olmaktan çok, finans, hukuk, risk, kredi, yatırım, satın alma, insan kaynakları ve iç kontrol süreçlerini birlikte etkileyen bir veri ve yönetişim rejimidir.
1. Taksonomi neyi değiştiriyor?
Taksonomi, “şirket çevreci midir?” sorusuna bütün şirket düzeyinde tek bir cevap vermiyor. Değerlendirme ekonomik faaliyet bazında yapılıyor. Bu nedenle aynı şirketin bazı faaliyetleri Ek-1 kapsamında uygun, bunların bir kısmı teknik kriterlere göre uyumlu, geri kalan faaliyetleri ise taksonomi dışında veya uyumsuz olabilir. Yönetmelik, uygun ekonomik faaliyeti Ek-1’de yer alan faaliyet; uyumlu ekonomik faaliyeti ise madde 6’daki şartları karşılayan uygun faaliyet olarak tanımlıyor.
Bu ayrım AB sistemindeki taxonomy eligibility–taxonomy alignment ayrımının karşılığıdır. “Uygunluk/eligibility”, faaliyetin sınıflandırmada bulunmasını; “uyum/alignment” ise somut faaliyetin önemli katkı, önemli zarar vermeme, asgari sosyal koruma ve teknik tarama kriterlerini karşılamasını ifade eder. AB Taksonomi Tüzüğü’nün 3. maddesi de çevresel sürdürülebilirlik için bu dört şartı birlikte aramaktadır.
6 çevresel hedef
Türkiye ve AB sistemleri aynı altı hedef üzerine kuruludur:
Sera gazı emisyonlarının azaltımı
İklim değişikliğine uyum
Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması
Döngüsel ekonomiye geçiş
Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü
Biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ile restorasyonu
Bir faaliyet en az bir hedefe önemli ölçüde katkı sağlamalı, diğer hedeflerden hiçbirine önemli zarar vermemeli ve asgari sosyal koruma önlemlerine uymalıdır.
Aşağıdaki şema, Ek-1 eşleştirmesinden finansal raporlamaya kadar olan hukuki mekanizmayı özetlemektedir.

2. Teknik tarama kriterleri: Listenin kendisi yeterli değil
Ek-1, “hangi faaliyetlerin değerlendirilebileceğini” gösterir; fakat faaliyetin uyumlu sayılabilmesi için uygulanacak performans eşikleri ve DNSH şartları, teknik tarama kriterlerinde belirlenecektir. Kriterlerin mümkün olduğunca niceliksel, gerektiğinde niteliksel olması; bilimsel kanıtlara, yaşam döngüsü etkilerine, ilgili mevzuata, piyasa ve rekabet koşullarına dayanması; kullanılabilir ve doğrulanabilir biçimde hazırlanması gerekir.
Kriterler İklim Değişikliği Başkanlığının internet sitesinde yayımlanacak; güncellemelerin her yıl en geç 15 Aralık 2026’ya kadar ilan edilmesi ve takip eden yıldan itibaren uygulanması öngörülmektedir. Katı fosil yakıt kullanan üretim faaliyetleri çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilmeyecektir.
3. Geçiş ve kolaylaştırıcı faaliyetler neden kritik?
Geçiş faaliyeti, düşük karbonlu teknolojik ve ekonomik alternatiflerin henüz uygulanabilir olmadığı sektörlerde, sektörün en düşük emisyon seviyelerine sahip; düşük karbonlu alternatiflerin gelişmesini engellemeyen ve karbon yoğun varlık kilitlenmesi yaratmaması gereken faaliyettir. Hukuki anlamda bu kategori, faaliyeti koşulsuz biçimde “yeşil” ilan etmez; dönüşüm sürecinde teknik eşiklere bağlı, sınırlı bir kabul sağlar.
Kolaylaştırıcı faaliyet ise başka faaliyetlerin çevresel hedeflere önemli katkı sunmasını doğrudan sağlayan; yaşam döngüsü bakımından net olumlu etki yaratan ve karbon yoğun varlıkları teşvik etmeyen faaliyettir. Örneğin karbon yakalama teknolojileri, enerji verimliliği ekipmanları, iklim verisi üretimi veya bazı Ar-Ge faaliyetleri kendi başına nihai emisyon azaltımı olmayabilir; ancak başka faaliyetlerin dönüşümünü mümkün kılabilir.
Bu iki kategori finansal kuruluşlar bakımından ayrıca önemlidir; çünkü geçiş finansmanı ile “tam yeşil” finansman arasındaki ayrımın açıklanmasını sağlar. Faaliyetin geçiş niteliği, süre, teknoloji, emisyon patikası ve varlığın ekonomik ömrüyle birlikte değerlendirilmelidir; aksi hâlde “geçiş” etiketi kalıcı karbon kilitlenmesini maskeleyebilir.
4. Ek-1 iş dünyasının ne kadar geniş bir bölümünü kapsıyor?
Ek-1, yalnızca güneş ve rüzgâr yatırımlarını kapsamıyor. Başkanlığın açıklamasına göre Türkiye, AB listesinden hareket etmekle birlikte ulusal ekonomik yapı nedeniyle tarım ve turizmi de özellikle sisteme dahil etmiştir.
Alan | Ek-1’de öne çıkan faaliyet örnekleri |
Enerji | Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, enerji depolama, hidrojen, elektrik şebekeleri, nükleer enerji ve belirli fosil gaz faaliyetleri |
İmalat | Batarya, yenilenebilir enerji ekipmanı, hidrojen ekipmanı, düşük karbonlu demir-çelik, alüminyum, çimento, kimya ve plastik ambalaj |
İnşaat ve emlak | Yeni bina yapımı, yenileme, bina edinimi ve mülkiyeti, enerji verimliliği ekipmanı kurulumu |
Ulaştırma | Demiryolu, kent içi yolcu taşımacılığı, düşük emisyonlu kara, deniz ve hava taşımacılığı altyapısı |
Su ve atık | Su toplama ve arıtma, atık su, anaerobik çürütme, kompostlama, geri dönüşüm ve malzeme geri kazanımı |
Tarım ve ormancılık | Ağaçlandırma, orman rehabilitasyonu, bitkisel ve hayvansal üretim |
Turizm | Otel, tatil kampı ve benzeri konaklama faaliyetleri |
Bilgi ve iletişim | Veri işleme, barındırma, yazılım ve iklim verisi çözümleri |
Finans ve sigorta | Hayat dışı sigorta ile reasüransın iklim uyumunu kolaylaştıran faaliyetleri |
Ek1 içerisinde fosil gazdan elektrik üretimi, yüksek verimli gaz kojenerasyonu ve bölgesel ısıtma/soğutma açıkça geçiş faaliyeti olarak; doğrudan hava yakalama Ar-Ge’si ise kolaylaştırıcı faaliyet olarak gösterilmektedir. Aynı ekte döngüsel ekonomi bakımından plastik ambalaj ve elektrikli-elektronik ekipman imalatı, fosfor geri kazanımı ve çeşitli su-atık faaliyetleri ayrıca sınıflandırılmıştır.
5. Raporlama rejimi: Kim gönüllü, kim zorunlu?
Reel sektör
Ek-1’deki en az bir uygun faaliyeti yürüten kurum, kuruluş ve işletmeler, Başkanlıkça yayımlanacak şablonlara göre gönüllü raporlama yapabilir. Ancak gönüllülük, verinin ticari hayatta önemsiz olduğu anlamına gelmez: Zorunlu raporlama kapsamındaki finansal kuruluşlar, kendi raporlarına konu işlemler için müşterilerinden veya yatırım yapılan şirketlerden taksonomi raporu talep edebilir.
Finansal kuruluşlar
Aşağıdaki kuruluşlar için raporlama zorunludur:
Bankalar
Aracı kurumlar
Yatırım ortaklıkları
Portföy yönetim şirketleri
Sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri
Bununla birlikte Geçici Madde 1 uyarınca bu kuruluşlar 1 Ocak 2029’a kadar raporlama yapmak zorunda değildir. Kuruluş türüne özgü usuller SPK, BDDK ve SEDDK tarafından ayrıca belirlenecektir.
“1 Ocak 2029’a kadar zorunlu değildir” hükmünün, ilk raporda 2028 mi yoksa 2029 dönem verilerinin mi esas alınacağı bakımından ikincil düzenlemelerle açıklığa kavuşturulması yararlı olacaktır. Yönetmelik genel kural olarak raporlamanın, rapor tarihinden önceki mali dönemi kapsayacağını ve dönemin bitiminden sonraki altıncı ayın sonunda Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sistemine yüklenmesini öngörüyor.
KPI’lar ve %10 eşikleri
Reel sektör için KPI’lar:
Uygun ve uyumlu faaliyetlerden elde edilen hasılat oranı
Bu faaliyetlere ilişkin yatırım harcaması oranı
Bu faaliyetlere ilişkin işletme gideri oranı
Ek-1 kapsamındaki faaliyetlerin hasılat, yatırım harcaması veya işletme gideri oranı ilgili toplamın %10’unun altında kalıyorsa, ilgili KPI rapora dahil edilmeyebilir. Bu istisna her KPI bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Finansal kuruluşların KPI’ları ise bankalar için faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirliğini gösteren oranlar; aracı kurum, yatırım ortaklığı ve portföy yönetim şirketleri için yatırım/faaliyet oranları; sigorta, reasürans ve emeklilik şirketleri için yatırım ve faaliyetlerin çevresel katkısını gösteren oranlardır. Ayrıntılı formüller, kapsam ve payda düzenlemeleri henüz ilgili düzenleyici kurumların ikincil işlemlerine bırakılmıştır.
Henüz açık olan düzenleme alanları
Yönetmelik yürürlükte olmakla birlikte aşağıdaki alanlar tamamlanmayı beklemektedir:
Teknik tarama kriterlerinin nihai yayımları ve güncellemeleri
Raporlama şablonları
Finansal kuruluşlara özgü SPK, BDDK ve SEDDK metodolojileri
Taksonomi geçiş planının içeriği
Doğrulama usulü, kapsamı ve doğrulayıcıların niteliği
Çevrimiçi Taksonomi Yönetim Sisteminin işleyişi
Veri güvenliği, düzeltme, yeniden sunum ve kamuya açıklama ayrıntıları
Taksonomi geçiş planı raporun tamamlayıcı unsurudur; raporların sistemde kamuya açık olması esastır. Ancak geçiş planı ile doğrulama usulleri Başkanlıkça ayrıca düzenlenecektir.
6. Türkiye–AB Taksonomisi karşılaştırması
Konu | Türkiye | Avrupa Birliği |
Temel şart | Önemli katkı + DNSH + asgari sosyal koruma | Aynı üç unsurun yanında teknik tarama kriterlerine uyum açıkça dördüncü şart |
Çevresel hedef | Altı hedef | Aynı altı hedef |
Uygunluk/uyum | Ek-1’de bulunma / kriterleri karşılama | Eligibility / alignment |
Reel sektör raporlaması | Ek-1 faaliyeti yürütenler için gönüllü | Sürdürülebilirlik raporlaması kapsamındaki işletmeler için zorunlu |
Finans sektörü | Kurum bazlı zorunluluk; 2029’a kadar geçiş | Kuruluş tipine özgü KPI ve GAR rejimi yürürlükte |
Sektör yaklaşımı | Tarım ve turizm özellikle dahil | Delegated act’lerde faaliyet bazlı kapsam; Türkiye ile tam özdeş değil |
Kurumsal yapı | Başkanlık, 15 üyeli Komite, teknik uzman grupları | Avrupa Komisyonu, Platform on Sustainable Finance ve üye devlet uzman grubu |
Yaptırım | İklim Kanunu’na doğrudan bağlantı | Üye devletlerin etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımları belirlemesi |
AB’de Climate Delegated Act, Environmental Delegated Act ve Disclosures Delegated Act teknik kriterleri ve açıklama metodolojilerini ayrıntılandırmaktadır. 2026/73 sayılı Delegated Regulation ise raporlama yükünü azaltmak amacıyla %10 önemlilik eşiği, sadeleştirilmiş şablonlar ve bazı finansal kuruluşlar için geçiş seçenekleri getirmiştir.+1
Türkiye’nin %10 eşikli yaklaşımı bu bakımdan AB’nin 2026 itibarıyla sadeleştirilmiş sistemine yakındır. Ancak Türkiye’de reel sektör raporlamasının gönüllü, finans sektörü raporlamasının zorunlu kurulması; AB’de ise raporlayan işletmenin niteliği ve CSRD/Accounting Directive kapsamıyla bağlantılı yapı bulunması önemli bir ayrışmadır.
Nükleer enerji ve fosil gaz
AB, 2022/1214 sayılı Complementary Climate Delegated Act ile belirli nükleer ve fosil gaz faaliyetlerini, sıkı teknik koşullar altında taksonomi kapsamına almış; düzenlemeyi 1 Ocak 2023’ten itibaren uygulamıştır.
Türkiye Ek-1’inde de nükleer enerjiye ilişkin araştırma, mevcut tesislerin güvenli işletilmesi ve elektrik üretimi faaliyetleri ile fosil gazdan elektrik, yüksek verimli kojenerasyon ve bölgesel ısıtma/soğutma faaliyetleri yer almaktadır. Bununla birlikte Ek-1’de bulunmak tek başına uyum anlamına gelmez. Türkiye bakımından belirleyici husus, bu faaliyetler için Başkanlıkça yayımlanacak emisyon, güvenlik, atık, yaşam döngüsü ve DNSH kriterleridir. Dolayısıyla “Türkiye nükleeri ve gazı otomatik olarak yeşil saydı” biçimindeki bir ifade hukuken isabetli değildir.
7. İdari yaptırımlar: Yanlış raporlama yalnızca itibar riski değil
Yönetmeliğin 23. maddesi, raporlama için gerekli bildirim, bilgi ve belge verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenler bakımından İklim Kanunu’nun 14/6, 14/9 ve 14/11 hükümlerine gönderme yapmaktadır. Kanunun 14/6 hükmü, bilgi-belge-veri yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya yanıltıcı beyanda bulunan gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri için idari para cezası öngörmektedir.resmigazete+1
2026 yılı için güncellenmiş tutar 213.333 TL’dir. Üç yıl içinde ilk tekrarda ceza bir kat, ikinci ve sonraki tekrarlarda iki kat artırılır; 2026 yılı için her bir fiile uygulanabilecek üst sınır 62.745.000 TL.'dir
İdari yaptırım kararı verme yetkisi İklim Değişikliği Başkanlığına aittir. Karara karşı idari yargıda dava açılabilir; ancak dava açılması tahsili kendiliğinden durdurmaz. Ayrıca aykırılığın giderilmesi için bir defaya mahsus, bir yılı aşmayan süre verilebilmesi ve düzeltilmediğinde faaliyetin kısmen veya tamamen durdurulması mümkündür.
8. Finansman, yatırım ve sigorta süreçlerine pratik etkiler
Bankalar bakımından taksonomi sıfırdan başlamıyor. BDDK’nın Bankaların Yeşil Varlık Oranı Hesaplaması Hakkında Tebliği 11 Nisan 2025’te yürürlüğe girmiş; YVO’nun uyumlu varlıkların kapsamdaki toplam varlıklara oranı olarak izlenmesi ve hesaplamaların Haziran 2025 verileriyle başlaması öngörülmüştür. BDDK aynı zamanda İklimle Bağlantılı Finansal Risklerin Yönetimine İlişkin Rehberi Temmuz 2025 itibarıyla yürürlüğe koymuştur.
Bu altyapının Türkiye Taksonomisiyle bütünleşmesi hâlinde kredi tahsisinde NACE/faaliyet kodu, fon kullanım amacı, yatırım harcaması, emisyon, enerji-su-atık verisi, çevre izinleri, DNSH ve sosyal koruma belgeleri daha sistematik hale gelebilir. Bu bir öngörüdür: Yönetmelik bugün kredi faizine otomatik bir avantaj veya uyumsuz faaliyete kredi yasağı getirmemektedir; fakat finansal kuruluşların zorunlu KPI’ları, veri kalitesi yüksek ve uyum potansiyeli güçlü projelere yönelik ticari motivasyonu artırabilir.
Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve yatırım ortaklıkları açısından portföy sınıflandırması, yatırım öncesi inceleme, değerlemede geçiş riski, fon adlandırması ve yatırımcı açıklamaları önem kazanacaktır. SPK’nın 13 Ağustos 2026’da kabul ettiği yeni rehberler; yeşil, sürdürülebilir ve sosyal araçlara ek olarak sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçlarını, KPI seçimini, performans hedeflerini, raporlamayı ve doğrulamayı düzenlemektedir.
Sigorta ve reasürans şirketleri için etki iki yönlüdür: yatırım portföyünün taksonomi profili ve iklim uyumunu kolaylaştıran sigortacılık faaliyetleri. Emeklilik şirketleri bakımından ise fon yatırımlarının sınıflandırılması, yatırım yapılan şirketlerden veri alınması ve katılımcılara yapılan sürdürülebilirlik açıklamalarının tutarlılığı öne çıkacaktır.
AB deneyimi ekonomik etkinin otomatik olmadığını, ancak taksonominin yatırım görünürlüğünü artırabildiğini gösteriyor: Avrupa Komisyonu verilerine göre 2024’te raporlayan şirketlerin ortalama taksonomi uyumlu CapEx oranı %22,7; uyumlu CapEx tutarı 273 milyar avro; bankaların ortalama GAR’ı ise %2,8 olarak raporlanmıştır. Bu rakamlar Türkiye için tahmin değildir, yalnızca olgunlaşmış bir taksonomi sisteminin finansal göstergelere nasıl dönüşebildiğini gösteren karşılaştırmalı bağlamdır.
9. Yeşile boyama riski ve hukuki kontrol
Yönetmelik yeşile boyamayı; ürün veya hizmetlerin önemli katkı sağladığı, diğer hedeflere zarar vermediği ve sosyal korumaya uyduğu algısını yaratmak için halkla ilişkiler, finansman, reklam veya pazarlama yöntemlerinin aldatıcı kullanılması olarak tanımlamaktadır.
Risk yalnızca taksonomi raporundan doğmaz. “Yeşil kredi”, “çevre dostu ürün”, “karbon nötr tesis”, “taksonomi uyumlu yatırım” gibi açıklamalar; tüketici reklamı, yatırımcı sunumu, izahname, fon tanıtımı, ihale teklifi ve kredi sözleşmesi içinde farklı hukuki rejimlere temas edebilir. Ticaret Bakanlığının Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuzu, 6502 sayılı Kanun ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğine dayanmakta ve 13 Aralık 2022’den beri yürürlüktedir.
En güvenli yaklaşım; her çevresel iddia için iddianın kapsamı, dönemsel geçerliliği, hesaplama yöntemi, kanıtı, varsayımı ve bağımsız doğrulama durumu gösterilebilen bir “iddia dosyası” oluşturmaktır. Ek-1’de yer alma ile uyumu, şirket düzeyindeki hedef ile faaliyet düzeyindeki gerçekleşmeyi ve emisyon azaltımı ile karbon denkleştirmeyi birbirine karıştırmamak gerekir.
10. Şirketler için 2026–2029 yol haritası
Bugün başlanabilecek ve başlanması gereken işler
Faaliyet eşleştirmesi: Tüm ürün, hizmet ve yatırımları Ek-1/NACE kırılımında haritalayın.
Uygun–uyumlu ayrımı: Ek-1’de bulunmayı uyum olarak raporlamayın.
Veri envanteri: Hasılat, CapEx ve OpEx’i faaliyet bazında ayırabilecek muhasebe yapısını kurun.
Teknik kriter takip sistemi: Başkanlığın yayınlarını ve 15 Aralık güncellemelerini izleyin.
DNSH kontrol matrisi: Su, atık, kirlilik, biyoçeşitlilik, iklim uyumu ve yaşam döngüsü kanıtlarını faaliyet bazında dosyalayın.
Sosyal koruma incelemesi: İş sağlığı ve güvenliği, çocuk ve zorla çalıştırma, ayrımcılık, örgütlenme ve toplu pazarlık kontrollerini tedarik zincirine genişletin. Yönetmelik, ILO’nun on temel sözleşmesine, OECD Çok Uluslu Şirketler Rehberine ve BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkelerine atıf yapmaktadır.resmigazete+1
Sorumluluk matrisi: Yönetim kurulu/üst yönetim gözetimi altında hukuk, finans, risk, sürdürülebilirlik, iç kontrol, satın alma ve insan kaynakları rollerini belirleyin.
Sözleşme düzeni: Kredi müşterisi, yatırım yapılan şirket, yüklenici ve tedarikçilerden alınacak veri, belge, denetim ve güncelleme yükümlülüklerini sözleşmelere ekleyin.
Kanıt zinciri: Her KPI değerini kaynağına kadar izlenebilir hale getirin; versiyon ve değişiklik kaydı tutun.
Yeşil iddia komitesi: Reklam, yatırımcı ilişkileri ve finansman belgelerindeki çevresel beyanları yayımdan önce hukuki-teknik kontrolden geçirin.
Pilot raporlama: Zorunluluk başlamadan gönüllü gölge rapor hazırlayın; eksik veri ve kontrol noktalarını görün.
Geçiş planı: Uyumlu olmayan fakat dönüşebilir faaliyetler için hedef, yatırım, süre, sorumlu ve finansman ihtiyacını belirleyin.
BM İş Dünyası ve İnsan Hakları yaklaşımında insan hakları özen yükümlülüğü; etkilerin belirlenmesi, bulguların süreçlere entegre edilmesi, önlemlerin etkinliğinin izlenmesi ve nasıl yönetildiğinin açıklanması bileşenlerinden oluşur. Bu yapı, Türkiye Taksonomisindeki asgari sosyal koruma şartı için uygulanabilir bir kontrol modeli sunmaktadır.
İkincil düzenleme bekleyen konular
Şirketlerin doğrulayıcı seçimi, güvence seviyesi, rapor şablonunun kesin veri alanları, düzeltme prosedürü ve geçiş planının zorunlu içeriği konularında nihai sistem kurulmamalı; ölçeklenebilir bir tasarım hazırlanıp Başkanlık, SPK, BDDK ve SEDDK düzenlemelerine göre güncellenmelidir.
Sonuç: Taksonomi bir etiket değil, finansal veri altyapısıdır
Türkiye Yeşil Taksonomisi, çevre politikasını finansal ölçüm, yatırım kararı ve hukuki sorumlulukla birleştiren yeni bir çerçevedir. Düzenleme bugün reel sektöre genel bir zorunlu raporlama getirmese de bankaların, yatırım kuruluşlarının ve sigorta-emeklilik şirketlerinin 2029’dan itibaren kendi KPI’larını üretmesi, ekonomik faaliyet verisinin değer zinciri boyunca aşağıya doğru talep edilmesini kuvvetle muhtemel hale getirir.
Bu nedenle en doğru strateji, 2029’u beklemek değil; 2026–2027 döneminde faaliyet ve veri haritasını kurmak, 2028’de pilot hesaplama ve doğrulama hazırlığını tamamlamak ve 2029’a denetlenebilir bir sistemle girmektir. Böyle hareket eden şirketler yalnızca düzenleyici riski azaltmayacak; yeşil kredi, tahvil, yatırım ve sigorta süreçlerinde çevresel performanslarını daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve sözleşmeye bağlanabilir biçimde ortaya koyabilecektir.







Yorumlar