top of page

KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİNDE “HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN” İBARESİNİN TEMİNATIN PARAYA ÇEVRİLMESİNE VE İŞÇİ ALACAKLARINA ETKİSİ

Hukuk Genel Kurulu’nun kararında; taraflar arasında 18.12.2009 tarihli asıl ve 22.04.2010 tarihli ek sözleşme ile düzenlenen hurda kesim‑söküm işine ilişkin uyuşmazlıkta, sözleşmenin teminat ve işçi alacaklarına dair hükümleri birlikte yorumlanarak, yüklenicinin sorumluluğunun yalnızca dava konusu sözleşme dönemindeki işçilik alacaklarıyla sınırlandırılamayacağı kabul edilmiştir. Kararda, sözleşmenin 11.4.1 maddesinde teminatın iadesinin, taahhüdün sözleşmeye uygun şekilde tamamlanması ve yüklenicinin “bu işten dolayı” idareye herhangi bir borcunun bulunmaması şartına bağlandığı; buna karşılık 33.1-b maddesinde, “hangi nedenle olursa olsun” ibaresiyle, ücret, fazla mesai, ikramiye, kıdem ve ihbar tazminatı, prim, vergi ve fonlar ile iş kazası ve meslek hastalığı dâhil olmak üzere idarenin yüklenici işçilerine veya üçüncü kişilere yaptığı tüm ödemelerin yükleniciye rücu edileceğinin açıkça kararlaştırıldığı vurgulanmıştır. HGK, bu düzenlemenin kapsamının daraltılamayacağını, aynı işçilerle yürütülen önceki veya diğer sözleşmelerden kaynaklanan işçilik alacakları nedeniyle idarenin yaptığı ödemelerin de bu hüküm kapsamında kaldığını, dolayısıyla bu borçlar sona ermeden teminatın iadesinin talep edilemeyeceğini belirtmiştir. Ayrıca idarenin iş mahkemeleri ve icra takipleri nedeniyle yaptığı ödemelere ilişkin savunmasının takas (mahsup) def’i niteliğinde olduğu, mutlaka incelenmesi gerektiği ifade edilerek, teminat sorumluluğunu yalnız dava konusu sözleşmeyle sınırlayan ve bu savunmayı değerlendirmeyen Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 26.11.2025 TARİH, 2024/614 ESAS VE 2025/745 KARAR SAYILI İLAMI


MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/399 E., 2022/565 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/3058 Esas, 2022/663 Karar sayılı BOZMA kararı



Taraflar arasındaki alacak, teminat mektubu bedellerinin iadesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.


Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.


Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.


Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA


Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 18.12.2009 tarihli asıl ve 22.04.2010 tarihli ek sözleşme gereğince müvekkilinin elli bin ton hurdanın kesim-söküm işini yüklendiğini, müvekkilinin edimini ifa edip SGK’dan ilişiksizlik belgesi sunmasına karşın işçi alacakları (kıdem, ihbar, izin vb. ücretler) bahane edilmek suretiyle toplam 333.750,00 TL tutarındaki iki adet teminat mektubunun iade edilmediğini, müvekkilinin hakedişinden kalan 40.000,00 TL bakiye alacağının da ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı kurumda bulunan 15.12.2009 tarihli 267.000,00 TL ve 16.04.2010 tarihli 66.750,00 TL bedelli kati teminat mektupları açısından borçlu olmadığının tespitine, mektuplar için ödenen komisyon ve maliyetlerin hesaplanarak mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte müvekkiline iadesine, bakiye 40.000,00 TL alacağın 19.07.2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat mektuplarının haksız şekilde müvekkiline iade edilmemesi nedeniyle doğmuş ve doğacak olan zararlara karşılık şimdilik 6.250,00 TL maddi tazminatın 03.08.2010 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılamanın devamı sırasında teminat mektupları davalı tarafından 16.05.2014 tarihinde nakde çevrilerek irat kaydedildiğinden bu yöndeki talebini istirdada dönüştürmüştür.


II. CEVAP


Davalı cevap dilekçesinde; sözleşmenin 11.4 ve 31. maddelerine göre teminat mektuplarının iade şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkilinin davacının işçilerine yaptığı ödemeler nedeniyle doğan alacağı davacıya rücu etmeye hakkı bulunduğunu, rücu hakkına dayalı olarak davacının hakedişinden kesinti yapılıp, teminat mektuplarının da iade edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI


İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2016 tarihli ve 2013/861 Esas, 2016/784 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, yanlar arasında hurda kesim-söküm işi konusunda düzenlenen sözleşmenin 11.4 ve 33. maddeleri uyarınca davalı kurumun davacı yüklenici işçilerine ve üçüncü kişilere herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalması hâlinde yüklenicinin bunu rücuen davalı kuruma derhal ödemekle yükümlü olduğu, aksi hâlde davalının yaptığı ödemeyi önce hakedişlerden, yetmediği takdirde de teminattan kesme hakkına sahip olduğu, davalı asıl işverenin davacı alt işverenin işçilerle ilgili borçlarını teminat mektuplarını nakde çevirerek ödediği ve davalının bu uygulamasının yerinde olduğu, davacının yaptığı işten dolayı davalıdan başkaca bir alacağının da kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


IV. İSTİNAF


A. İstinaf Yoluna Başvuranlar


İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.


B. Gerekçe ve Sonuç


Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2018/2046 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararıyla; davalı iş sahibinin işçilerin dava konusu olmayan sözleşmelere dayanarak açmış oldukları davalar sonucu yaptığı ödemleri gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediği, oysa sözleşmenin 33.1.b maddesindeki “her ne suretle olursa olsun gerek işçi hakları...” denilerek tespit edilen işçi alacaklarına ilişkin sorumluluğun sözleşmenin 11.4.1 maddesindeki “... yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edildikten sonra” hükmü dikkate alındığında bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla teminat mektupları yönünden işçi alacaklarına ilişkin sorumluluğun davaya konu sözleşme ve ek sözleşme kapsamından kaynaklanan işçi alacakları için olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu sözleşmelerden kaynaklanmayan işçi alacaklarının bu kapsamda olmadığı ve teminatın iadesini engelleyen nedenlerden sayılmadığı, dolayısıyla teminatın iadesi koşulları gerçekleştiğinden mahkemece davalı idare tarafından irat kaydedilen teminat mektubu bedellerinin tahsiline karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, teminat mektupları yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu, dosya kapsamı ve alınan 12.05.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre son hakediş bedeli ödenmiş olduğundan bakiye hakediş bedeli istemine ilişkin talebin ve ispatlanamayan teminat mektupları için bankalara ödenen komisyon bedellerine ilişkin alacak talebinin reddine karar vermek gerektiği, ayrıca uygulanacak temerrüt faizi oranı yönünden avans faizi isteme hakkı bulunan tarafın, bunun yerine en yüksek mevduat faizi istemesi hâlinde en yüksek mevduat faizini geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile nakde çevrilen teminat mektupları bedellerinin toplamı olan 333.750,00 TL’nin teminat mektuplarının irat kaydedildiği 16.05.2014 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizini geçmemek üzere avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer taleplerin ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.


V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ


A. Bozma Kararı


1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.


2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/3058 Esas, 2022/663 Karar sayılı kararı ile,


“…Bölge adliye mahkemesince sözleşmenin 11.4.1. maddesine göre; yüklenicinin işçi alacaklarından sorumluluğunun bu sözleşme ile sınırlı olduğu teminatın taraflar arasında yapılan diğer sözleşmelerin teminatını teşkil etmediği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, sözleşmenin 33.1-b hükümlerine göre idare hangi nedenle olursa olsun, gerek işçi hakları (ücret, fazla mesai, ikramiye, ihbar kıdem tazminatı vs. gibi işçilik hakları) ve bunlarla ilgili olarak prim, vergi ve fon gibi konularda ve keza iş kazası ve meslek hastalığı gibi sebeplerle idare, yüklenici işçilerine ve üçüncü kişilere herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalırsa, yüklenici bu ödemeleri rücuen idareye derhal ödemekle mükelleftir. Bu hükümler nazara alındığında yüklenici diğer sözleşmelerle ilişkili de olsa işçi alacaklarından dolayı idarenin yaptığı ödemelerden sorumludur. Dava konusu teminat mektubu bu ödemeleri de kapsar.


Dava konusu teminat mektuplarının yapılan ödemeleri kapsamadığının kabul edilmesi halinde dahi dosya içindeki belgelerden, alınan bilirkişi rapor ve ek raporundan, davalı idarenin iş mahkemelerindeki davalar ve icra müdürlüklerindeki takipler nedeni ile 336.613,17 TL ödeme yaptığı görülmektedir. Davalı idare vekili de süresi içinde ve usulüne uygun verdiği cevap dilekçesi ile ödeme iddiasını dile getirmiştir. Bu savunma takas def'i niteliğinde olduğundan inceleme yapılarak davalının takas savunması değerlendirilerek idarenin yüklenici işçilerine ödediği bedel göz önünde bulundurulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.


B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı


Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi aynen tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.


VI. TEMYİZ


A. Temyiz Yoluna Başvuranlar


Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.


B. Temyiz Sebepleri


Davalı vekili; davacının müvekkili kurum bünyesindeki hurda işletmesi müdürlüğünden hurda kesim, söküm, tasnif ve istifleme işini 04.04.2008, 01.11.2008, 24.06.2009, 14.07.20 09... .12.2009 tarihli ihaleler ile aldığını ve aynı işçilerle kesim, söküm, tasnif ve istifleme işini yaptığını, her ne kadar dava konusu teminat mektubu davacının 18.12.2009 tarihli son işine ait ise de, davacının dava dışı işçileri dava konusu sözleşme süresi içinde ve bundan önce kazandığı ihale süresince çalıştırdığını, dolayısıyla işçileri zincirleme iş akdi ile çalıştıran davacının kendi çalıştırdığı tüm dönemin alacaklarından sorumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin davacının son ihale sürecinde çalıştırdığı döneme ait işçilik alacaklarından dahi davacıyı sorumlu tutmayarak çelişkili ve hatalı bir karar verdiğini, sözleşmenin diğer hususlar başlıklı 33.1. maddesinde işçilerin “aynı veya farklı yüklenici ile çalışması hâli dahil” denilmekle zaten işçilerin önceki çalıştığı dönemin de düzenlendiğinin açıkça görüldüğünü, sözleşme özgürlüğü kapsamında basiretli tacir olarak sözleşmeyi imzalayan ve birtakım yükümlülükler üstlenen davacının peşinen kabul ettiği maddelere sonradan riayet etmemesinin dürüstlük kuralı ve ahde vefa ilkesine aykırı olduğunu, davacının çalıştırdığı işçilerine her türlü işçilik alacaklarını ödemesi gerektiği gibi teminatın iadesi için gerekli şartları da yerine getirmediğini, davacının son işveren olması nedeniyle dava dışı işçilerin tüm alacaklarından sorumlu olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.


C. Uyuşmazlık


Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacı yüklenicinin sadece dava konusu sözleşmeler kapsamındaki işçi alacaklarından dolayı davalı idarenin yaptığı ödemelerden mi, yoksa diğer sözleşmelerle de ilişkili olan tüm işçi alacaklarından dolayı yapılan ödemelerden mi sorumlu olduğu, buradan varılacak sonuca göre davalı idare tarafından dava konusu sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarının irat kaydedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.


D. Gerekçe


Değerlendirme


1. Somut olayda taraflar arasında imzalanan 18.12.2009 tarihli sözleşmenin "Kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi" başlıklı 11.4.1. maddesinde "Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin İdareye verilmesinin ardından kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı, Yükleniciye iade edilecektir" düzenlemesine yer verilmiş, 33.1.b maddesinde ise hangi nedenle olursa olsun gerek işçi hakları (ücret, fazla mesai, ikramiye, ihbar, kıdem tazminatı vs. gibi işçilik hakları) ve bunlarla ilgili olarak prim, vergi ve fon gibi konularda ve keza iş kazası ve meslek hastalığı gibi sebeplerle idarenin, yüklenici işçilerine ve üçüncü kişilere herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalması hâlinde, yüklenici firmanın bu ödemeleri rücuen idareye derhal ödemekle yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır.


2. Bu durumda mahkemece sözleşmede yer alan bu maddeler ile sözleşmenin diğer maddeleri dikkate alınarak iş hukuku ilkeleri de değerlendirilmek suretiyle alınacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gereklidir.


3. Hâl böyle olunca; direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.


4. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


VII. KARAR


Açıklanan sebeplerle;


Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,


İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,


Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,


26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page