top of page

KAMBİYO SENETLERİNE ÖZGÜ HACİZ YOLUNDA BORÇLUNUN BAŞVURU YOLLARI: KAMBİYO ŞİKÂYETİ, BORCA İTİRAZ VE İMZAYA İTİRAZ

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, alacaklıya genel haciz yoluna göre daha hızlı ve etkili takip imkânı sağlayan özel bir takip yoludur. Bu yolun kullanılabilmesi için takip dayanağı belgenin gerçekten kambiyo senedi niteliğini taşıması ve alacaklının kambiyo hukukundan doğan takip hakkına sahip olması gerekir. Bu nedenle borçluya, ödeme emrinin tebliğinden itibaren kısa süreler içinde başvurabileceği özel itiraz ve şikâyet yolları tanınmıştır.
Kambiyo takiplerinde borçlunun başvuruları üç ana başlık altında incelenebilir: kambiyo hukuku bakımından şikâyet, borca itiraz ve imzaya itiraz. Sunumda da bu sistematik benimsenmiş; İİK m. 170/a, İİK m. 169-169/a ve İİK m. 170 hükümleri ayrı ayrı ele alınmıştır.


I. Borçlunun Kambiyo Hukuku Bakımından Şikâyeti: İİK m. 170/a


İİK m. 170/a, borçluya, alacaklının kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurma hakkı bulunmadığını ileri sürme imkânı tanır. Bu başvuru, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı veya alacaklının yetkili hamil sıfatını taşımadığı hâllerde gündeme gelir.


Borçlu, senedin kambiyo vasfını taşımadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkı bulunmadığını, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine şikâyet yolu ile ileri sürebilir. Ancak İİK m. 170/a’nın önemli özelliği, mahkemenin belirli hâllerde bu hususu re’sen dikkate alabilmesidir. Süresinde yapılmış bir itiraz veya şikâyet nedeniyle dosya icra mahkemesinin önüne geldiğinde, mahkeme öncelikle takip dayanağı belgenin kambiyo senedi niteliğini ve alacaklının takip hakkını incelemekle yükümlüdür.


Bu yönüyle İİK m. 170/a, klasik anlamda yalnızca tarafların ileri sürdüğü sebeplerle sınırlı bir şikâyet yolu değildir. Kambiyo senedi vasfı, takip yolunun varlık şartıdır. Takip dayanağı belge bono, poliçe veya çek niteliğinde değilse, kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurulması mümkün değildir.


1. Re’sen İnceleme ve Sınırları

İcra mahkemesi, süresinde yapılmış başvuru üzerine senedin kambiyo vasfını kendiliğinden inceleyebilir. Ancak bu re’sen inceleme sınırsız değildir. Takip kesinleştikten sonra yapılan şikâyetlerde mahkeme, kural olarak senedin kambiyo vasfını veya alacaklının yetkili hamil olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz.

Bununla birlikte taraf ehliyeti ve fiil ehliyeti gibi kamu düzenine ilişkin hususlar farklıdır. Hukuki işlemlerde tarafların ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu tür eksikliklerin mahkemece re’sen dikkate alınması mümkündür.


İİK m. 170/a bakımından dikkat edilmesi gereken diğer önemli sınır ise borcun kabulüdür. Borçlu imza itirazını geri almışsa, borcu kısmen veya tamamen kabul etmişse ya da takip alacaklısına karşı ödeme defi ileri sürmüşse, artık senedin kambiyo vasfı tartışılamaz. Sunumda da açıkça belirtildiği üzere, İİK m. 170/a hükmünde tazminat öngörülmemiştir.


2. Kambiyo Vasfını Ortadan Kaldıran Başlıca Hâller

Kambiyo senetleri sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Bu nedenle bazı eksiklikler senedin kambiyo vasfını tamamen ortadan kaldırır. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller şunlardır:

Düzenleme yerinin bulunmaması: Bonoda düzenleme yerinin yazılı olması zorunludur. Tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli olmakla birlikte, düzenleme yeri hiç yoksa ve düzenleyenin adının yanında yer alan yer bilgisiyle bu eksiklik tamamlanamıyorsa senet bono niteliği taşımaz.

Düzenleme tarihinin senet metni dışında kalması: Düzenleme tarihi de bononun zorunlu unsurlarındandır. Senet koçanı üzerinde yer alan ancak senet metnine dâhil olmayan tarih, düzenleme tarihi olarak kabul edilemez.

Çift vade: Bono çift vade içeriyorsa kambiyo senedi niteliğini kaybeder. Örneğin senedin üst kısmında bir vade, metin kısmında başka bir vade bulunması hâlinde, senedin bono vasfı tartışmalı hâle gelir ve çoğu durumda takip iptal edilir.

Kayıtsız ve şartsız ödeme vaadinin bulunmaması: Bononun belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız ödeme vaadini içermesi gerekir. Senet metninde ödeme vaadi yerine başka şartlara bağlı ifadeler yer alıyorsa, senet kambiyo vasfını taşımayabilir.

Lehtarın gösterilmemesi veya lehtarın hukuki kişiliğinin bulunmaması: Bonoda lehtarın gerçek veya tüzel kişi olarak gösterilmesi gerekir. Tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık lehine düzenlenen senetler yönünden kambiyo vasfı sorunu doğar.

Keşidecinin kendisini lehtar göstermesi: Bono bakımından keşidecinin kendisini lehtar göstermesi mümkün değildir. TTK’nın bono hükümlerinde poliçeye ilişkin kendi emrine düzenleme imkânına atıf yapılmadığından, böyle bir belge bono sayılmaz.

Islak imza bulunmaması: Bononun düzenleyen tarafından imzalanması zorunludur. Karbon kâğıdıyla çoğaltılmış, kaşe imza ile oluşturulmuş veya parmak izi içeren ancak el yazısıyla atılmış imza taşımayan belgeler bono niteliği taşımaz. Güvenli elektronik imza istisnası saklı olmakla birlikte, klasik kambiyo uygulamasında el ürünü imza temel unsurdur.


3. Çekler Bakımından Özel Hâller

Çeklerde ibraz süresi ve ibraz şerhi büyük önem taşır. Çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi veya ibraz şerhinde ibraz tarihinin bulunmaması, hamilin müracaat hakkını kaybetmesine neden olabilir. Bunun sonucu olarak takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğini kaybedebilir.

Bununla birlikte Yargıtay uygulamasında, ibraz şerhinde tarih bulunmasa dahi çekin keşide tarihinden itibaren yasal ibraz süresi içinde takip başlatılmış olması, bazı hâllerde ibrazın süresinde kabul edilmesine yol açabilmektedir. Bu yaklaşım, şekilcilikle hak kaybı arasında denge kurma çabasının bir sonucudur.

İleri tarihli çeklerde ise Çek Kanunu’nun geçici düzenlemeleri önemlidir. Üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çekin ibrazı, belirli süreler bakımından geçersiz kabul edilmiş; bu tür çekler yönünden hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazı ve karşılıksız işlemine tabi tutulması aranmıştır.


II. Borca İtiraz: İİK m. 169 ve 169/a


Kambiyo senetlerine özgü takipte borca itiraz, İİK m. 168/5, 169 ve 169/a hükümleri kapsamında düzenlenmiştir. Borçlu; borçlu olmadığını, borcun itfa edildiğini, kendisine mehil verildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını veya yetki itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine bildirmek zorundadır.

Borca itiraz, takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinde ileri sürülür. İtiraz, kural olarak satıştan başka takip işlemlerini durdurmaz. Mahkeme, ancak koşulları varsa takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.


1. Borca İtirazın İspat Rejimi

Kambiyo takiplerinde icra mahkemesi dar yetkili mahkemedir. Bu nedenle borçlu, borçlu olmadığını, borcun ödendiğini veya ertelendiğini ancak resmî belge veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş belge ile ispat edebilir. Tanık dinlenmesi, yemin deliline başvurulması veya ticari defterler üzerinde geniş kapsamlı bilirkişi incelemesi yapılması kural olarak mümkün değildir.

Bu noktada icra mahkemesinin görevi, maddi hukuk ilişkisinin tüm yönleriyle çözülmesi değil, takip hukuku bakımından borçlunun ileri sürdüğü itirazın İİK m. 169/a anlamında ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirmektir.


2. Yetki İtirazı

Yetki itirazı da borca itiraz nedenleri arasında yer alır. Borçlu, yetki itirazını beş günlük süre içinde icra mahkemesine ileri sürmelidir. Mahkeme, yetki itirazı konusunda taraflar gelmese dahi karar verir.

Kambiyo senetlerine özgü takiplerde İİK m. 50 atfı gereğince HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Çeklerde takip; borçlunun yerleşim yeri, çekin keşide yeri veya muhatap bankanın bulunduğu yerde yapılabilir. Bonolarda ise borçlunun yerleşim yeri, bonoda gösterilen ödeme yeri veya ödeme yeri yoksa tanzim yeri yetkili olabilir.

Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacak niteliğinde olduğundan, TBK m. 89’daki götürülecek borç hükümleri uygulanmaz. Bu nedenle alacaklı, yalnızca kendi yerleşim yerindeki icra dairesinde takip başlatamaz.


3. Teminat Senedi İddiası

Uygulamada en sık karşılaşılan borca itiraz nedenlerinden biri, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasıdır. Bu iddianın hukuki niteliği, senet metninden anlaşılıp anlaşılmamasına göre değişir.

Teminat kaydı doğrudan senet metninden anlaşılıyor ve senette hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça yazılı ise, senedin kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi unsurunu taşımadığı kabul edilebilir. Bu durumda konu İİK m. 170/a kapsamında kambiyo vasfına ilişkin şikâyet olarak değerlendirilebilir ve takibin iptali gündeme gelir.

Buna karşılık teminat iddiası senet metninden anlaşılmıyor, borçlu bu iddiasını ayrı bir sözleşme veya belgeye dayandırıyorsa, bu başvuru İİK m. 169/a kapsamında borca itirazdır. Bu hâlde borçlunun dayandığı sözleşmede takip konusu senede açık ve belirli şekilde atıf bulunmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre yalnızca sözleşmede “teminat senedi verileceği”nden bahsedilmesi yeterli değildir; senedin düzenleme tarihi, vade tarihi, bedeli ve tarafları takip konusu senetle uyumlu olmalıdır.


4. Aval Verenin Durumu

Aval verenin sorumluluğu kambiyo hukukunda bağımsız niteliktedir. Aval veren, lehine aval verdiği kişinin borcu şekil eksikliği dışında başka bir nedenle geçersiz olsa dahi sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle aval verenin, temel ilişkiye dayalı teminat senedi savunmasını ileri sürmesi sınırlıdır. Aval veren, kural olarak ancak kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliklerinden yararlanabilir.

Bu ayrım uygulamada önemlidir. Çünkü keşideci veya lehtar arasındaki temel ilişkiye dayanan savunmalar, avalistin sorumluluğunu her zaman ortadan kaldırmaz.


5. Zamanaşımı Nedeniyle Borca İtiraz

Borçlu, takip öncesinde kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığını beş günlük sürede ileri sürebilir. Zamanaşımı itirazı, senet metninden anlaşılabilen bir itiraz olduğundan, yargılama sırasında ileri sürüldüğünde mahkemece incelenebilir.

Alacaklı zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu ileri sürüyorsa, bu iddiasını resmî senet veya imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş belge ile ispatlamalıdır. İhtiyati haciz kararı, kural olarak zamanaşımını kesen dava veya takip niteliğinde değildir. Buna karşılık alacaklının usulüne uygun takip başlatması zamanaşımını kesebilir. Borçlu tarafından açılan davalar ise kural olarak zamanaşımını kesmez; ancak bu davalarda icra takibini durduran ihtiyati tedbir verilmişse, zamanaşımı tedbir süresince durabilir.


6. Sahtelik İddiaları ve Dar Yetkili İcra Mahkemesi

Borçlunun “senet imzalı boş kâğıdın kesilmesiyle oluşturuldu”, “açığa atılmış imzanın üstü sonradan dolduruldu” veya “bilgisayar ortamında yazı aktarıldı” şeklindeki iddiaları, imzanın aidiyetinden çok senedin oluşturulma biçimine ilişkindir. Bu tür iddialar çoğu zaman yargılamayı gerektirir ve dar yetkili icra mahkemesinde incelenemez. Borçlu bu iddialarını genel mahkemede menfi tespit veya sahtelik davası ile ileri sürebilir. Ancak genel mahkemede açılan dava, icra mahkemesindeki borca itiraz incelemesinde kural olarak bekletici mesele yapılamaz.


III. İmzaya İtiraz: İİK m. 170


İmzaya itiraz, borçlunun takip konusu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesidir. Bu itirazın geçerli olabilmesi için borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde, açık ve ayrıca imzaya itiraz ettiğini icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Aksi hâlde imza borçluya ait sayılır.

Borçlu yalnızca kendi imzasına itiraz edebilir. Keşidecinin, lehtarın veya diğer cirantaların imzasının onlara ait olmadığı yönünde itiraz ileri süremez. Kambiyo hukukundaki imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince, bir imzanın geçersizliği diğer imzaların geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.


1. İmzaya İtirazın Takibe Etkisi

İmzaya itiraz da borca itiraz gibi satıştan başka takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Ancak mahkeme, duruşmadan önce yapacağı incelemede itirazı ciddi görürse takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.

İİK m. 170/3 uyarınca imzaya itiraz incelemesi, İİK m. 68/a’daki usule göre yapılır. Bu nedenle duruşma yapılması gerekir; dosya üzerinden karar verilmesi doğru değildir. İspat yükü alacaklıdadır. Mahkeme, bilirkişi incelemesi için gerekli giderleri yükletirken ispat yükünün alacaklıda olduğunu göz önünde bulundurmalıdır.


2. Bilirkişi İncelemesi ve Raporun Denetime Elverişliliği

İmzaya itiraz incelemesinde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ait, borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler toplanmalıdır. Önceki tarihli belge bulunamazsa, sonraki tarihli belgelerden yararlanılabilir. Hiç mukayese imzası temin edilemezse, borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılabilir.

Bilirkişinin grafoloji alanında uzman olması gerekir. Fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılamaz; inceleme senedin aslı üzerinde yapılmalıdır. Bilirkişi raporunda imzanın tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu ve benzeri grafolojik-grafometrik özellikleri karşılaştırılmalı; sonuç, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli şekilde gerekçelendirilmelidir.

Raporlar arasında çelişki varsa mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar veremez. Adli Tıp Kurumu raporlarına mutlak üstünlük tanınması da doğru değildir. İmzanın borçluya ait olduğu kesin biçimde belirlenemiyorsa ve alacaklı yeni rapor alınmasını istemiyorsa, ispat yükü alacaklıda olduğundan imza itirazının kabulü gündeme gelir. Ancak alacaklı yeni rapor alınmasını talep ederse, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca gidilmelidir.


3. Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti

Adli Tıp Kurumu raporları ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde, ilgili düzenlemeler uyarınca genişletilmiş uzmanlar heyetinden rapor alınması mümkündür. Bu raporların çelişkiyi gidermeye elverişli, gerekçeli ve denetlenebilir olması gerekir. Sunumda da belirtildiği üzere, genişletilmiş uzmanlar heyeti raporlarının uygulamada bağlayıcı nitelikte değerlendirildiği içtihatlara yer verilmiştir.


4. İmzaya İtirazın Kabulü veya Reddi

İmzaya itiraz kabul edilirse, takip borçlu yönünden durdurulur. Alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilebilmesi için alacaklının senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığını bilebilecek durumda olması gerekir. Bu değerlendirme özellikle alacaklının lehtar olup olmamasına, senedin düzenlenme koşullarına ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.

İmzaya itiraz reddedilirse takip devam eder. Bu durumda borçlu aleyhine tazminat ve para cezası gündeme gelebilir. Ancak tazminat ve para cezası bakımından mahkemenin İİK’da öngörülen usule uygun şekilde bizzat imza incelemesi yaptırmış olması önemlidir. Cumhuriyet savcılığı veya başka mahkeme dosyasında alınan rapor esas alınarak, İİK m. 68/a kapsamında öngörülen tazminat ve para cezasına hükmedilemeyeceği kabul edilmektedir.


5. Temsil Yetkisine İlişkin İtirazlar İmzaya İtiraz Değildir

Uygulamada sıklıkla karıştırılan bir konu da temsil yetkisine ilişkin itirazlardır. Senedi imzalayan kişinin şirketi temsile yetkili olmadığı, şirketin çift imza ile temsil edilmesi gerektiği hâlde tek imza bulunduğu veya vekilin borçlandırma yetkisinin bulunmadığı yönündeki iddialar imzaya itiraz değil, borca itiraz niteliğindedir. Bu nedenle bu iddialar İİK m. 168/5, 169 ve 169/a kapsamında değerlendirilmelidir.


6. Genel Mahkemelerde Açılan Sahtelik Davalarının Etkisi

İmzaya itirazın icra mahkemesinde özel olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, ceza mahkemesinde veya hukuk mahkemesinde açılmış sahtelik, menfi tespit ya da senet iptali davaları kural olarak bekletici mesele yapılamaz. İcra mahkemesi, önüne gelen imza itirazını takip hukuku bakımından ve İİK’daki özel usul hükümlerine göre inceleyip karara bağlamalıdır.


IV. Uygulama Bakımından Genel Değerlendirme


Kambiyo senetlerine özgü takiplerde borçlunun başvuru yolunu doğru belirlemesi son derece önemlidir. Çünkü her başvuru türü farklı süreye, farklı ispat rejimine ve farklı hukuki sonuca tabidir.

İİK m. 170/a kapsamında yapılan kambiyo şikâyetinde temel mesele, senedin kambiyo vasfı ve alacaklının takip hakkıdır. Bu başvurunun kabulü hâlinde takip iptal edilir; ancak bu hükümde tazminat düzenlenmemiştir.

İİK m. 169/a kapsamında borca itirazda borçlu, borçlu olmadığını, borcun ödendiğini, ertelendiğini, zamanaşımına uğradığını veya yetki itirazını ileri sürer. Burada ispat sıkı belge rejimine tabidir. Tanık, yemin veya geniş kapsamlı maddi hukuk yargılaması icra mahkemesinin görev alanı dışında kalır.

İİK m. 170 kapsamında imzaya itirazda ise uyuşmazlık, doğrudan senet altındaki imzanın borçluya ait olup olmadığıdır. İspat yükü alacaklıdadır. Mahkeme, usulüne uygun, denetime elverişli ve senet aslı üzerinden yapılan bilirkişi incelemesine göre karar vermelidir.


Sonuç

Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, alacaklı bakımından güçlü bir takip imkânı sağlamakla birlikte, bu yolun kullanılabilmesi sıkı şekil ve yetki şartlarına bağlıdır. Takip dayanağı belgenin kambiyo senedi niteliğini taşımaması, alacaklının yetkili hamil olmaması, borcun belge ile ispatlanabilir şekilde sona ermiş olması veya imzanın borçluya ait olmaması hâllerinde borçlu, icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini, durdurulmasını veya imza itirazının kabulünü sağlayabilir.


Ancak kambiyo takiplerinde süreler son derece kısadır. Borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş günlük süreyi kaçırması, birçok savunma imkânını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle kambiyo senetlerine özgü takiplerde yapılacak ilk değerlendirme; başvurunun şikâyet mi, borca itiraz mı, imzaya itiraz mı olduğu yönünde doğru hukuki nitelendirmenin yapılmasıdır. Yanlış nitelendirme, hak kaybına yol açabileceği gibi, doğru başvuru yolu ile takip hukuku bakımından hızlı ve etkili sonuç alınması mümkündür.








 


Yorumlar


bottom of page