6306 SAYILI KANUN KAPSAMINDA TAHSİS EDİLEN YENİ KONUTUN ÖZELLİK FARKLILIĞI TAZMİNAT NEDENİ SAYILIR MI ?
- Av. Özgür GÜL

- 3 gün önce
- 4 dakikada okunur
6306 sayılı kanunun 6/A maddesi kapsamında, afet sonrası konut tahsislerinde idarenin her hak sahibine eski konutla birebir aynı özellikte bağımsız bölüm verme yükümlülüğünün bulunmadığını, kura sonucu ortaya çıkan farklılıkların ve deprem sonrası yeni planlama kararlarının tek başına idarenin tazmin sorumluluğunu doğurmayacağı....
DANIŞTAY 4. DAİRESİ'NİN 11.12.2024 TARİH, 2024/611 ESAS VE 2024/7544 KARAR SAYILI İLAMI
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/612
Karar No : 2024/1414
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... Mirasçıları;
1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... Apartmanı No: ..., K:..., D.No:... adresinde davacılara ait bağımsız bölümünde bulunduğu taşınmazın İzmir İlinde 30/10/2020 tarihinde meydana gelen depremde yıkılmasının akabinde 6306 sayılı Kanun'un 6/A maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucunda yeniden yapılan konut ile deprem nedeniyle yıkılan konut arasındaki m2, kat, yer, konum, cephe, şerefiye ile güncel piyasa değeri farkı ve imar planı değişikliği yapılması nedeniyle emsal kat artışından faydalanamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminat istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Anayasanın 2. maddesinde yer alan Milli Dayanışma ve Sosyal Devlet İlkeleri uyarınca deprem nedeniyle afete maruz kalan kişilerin en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyaçlarının en kısa sürede karşılanması ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin bir an önce normal hayat düzenine kavuşmasının sağlanması amacıyla, 7269 sayılı Kanundan kaynaklanan acil barınma ihtiyacının giderilmesine yönelik olarak, rezerv yapı alanı/proje alanı olarak belirlenen bir kısım alanda, idarelerce yapılar inşa edilerek, kura yöntemiyle afetzedelere tahsisinin yapıldığı; yasa ve yönetmeliklerde her afetzedeye yıkılan binası ile aynı konum, cephe ve benzer özellikte yapının idarelerce inşa edilerek tahsis edilmesini zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığı gibi, tüm afetzedelere ilişkin işlemlerin Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesi kapsamında yürütüldüğü ve eski konutlar ile yeni verilen konutlar arasında bir takım farklılıklar olmasının kura işleminin doğal sonucu olduğu ve bu kapsamda yürürlükteki imar planına dayanılarak, yapı ruhsatı düzenlenerek, depreme dayanıklı konut üretilmesi çerçevesinde, Sosyal Devlet İlkesinin gereği olarak idarelerce inşa edilerek teslimi yapılan konutlar ile eski konutlar arasında malzeme ve işçilik farkları bulunmasında idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran kusur bulunmadığı; ayrıca depremden sonra yıkılan binalar nedeniyle yeni planlama çalışmaları yapılmasına ihtiyaç duyulması ve bu çerçevede farklı yapılaşma koşulları ve kısıtlamalar getirilmesi mümkün olduğundan, afetin gerçekleşmesinden sonraki dönemde yetkili idarelerce yeni imar planı kararları alınmış olmasının deprem nedeniyle ağır hasar gören ve yıkılan konutların yerine yürürlükteki imar planına uygun usulde yeni konutlar inşa ederek hak sahiplerine teslim eden davalı idareye tazmin sorumluluğu yüklemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine kesin (istinaf yolu kapalı) olmak üzere karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ''...İncelenmekte olan davada, gerçek zarar miktarının bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesinin mahkemeden talep edildiği, davanın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle açıldığı ve bilirkişi raporunun sonucuna göre davanın ıslah edileceğinin beyan edildiği, gerçek zararın dava dilekçesinde belirtilen miktarla sınırlı olmadığı, bu nedenlerle İdare Mahkemesince verilen kararın kesin olmaması gerektiği yolunda iddialarla istinaf başvurusunda bulunulduğundan, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmaması kapsamında istinaf başvurusunun esasına yönelik inceleme yapılmıştır. ...'' açıklaması ile istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, kesin olarak karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı, dava dilekçesinin gerek konu kısmında gerekse de talepler bölümünde bu hususun açıkça belirtildiği, Mahkemenin bu taleplerini dikkate almaksızın, bilirkişi incelemesi yapılmadan, dava değeri belirlenmeden, dava değerini artırma hakkımız kullanılmadan kararın kesin olarak verilmesi ve istinaf incelemesi yapan dairece temyiz haklarının ellerinden alınmasının yasaya ve usule açıkça aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu İdari Dava Dairesi kararı kaldırılarak, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Davacıların adli yardım isteminin kabulü sebebiyle, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen ... TL temyiz başvuru harcı, ... TL temyiz karar harcı ile ... TL posta giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.






Yorumlar