YARGITAY’DAN ŞİRKET İHYASI DAVALARINA YÖN VEREN ÖNEMLİ KARAR. YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKALET ÜCRETİNDEN SORUMLULUK
Olayın Arka Planı
Bir iş kazası nedeniyle malul kalan sigortalıya yapılan ödemeler sebebiyle SGK tarafından işveren şirket aleyhine rücuen tazminat davası açılmıştır. Ancak yargılama sırasında davalı şirketin ticaret sicilinden silindiği ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine, davanın yürütülebilmesi amacıyla şirketin yeniden tüzel kişilik kazanması için ihya davası açılmıştır.
İlk derece mahkemesi şirketin ihyasına karar vermiş, ancak tasfiye memuru atanması ve bazı yargılama giderlerine ilişkin talepleri kabul etmemiştir. Daha sonra Bölge Adliye Mahkemesi kararı değiştirerek şirketin belirli bir amaçla ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmetmiştir. Bu karar Yargıtay incelemesinden geçerek onanmıştır.
Yargıtay'ın Benimsediği Temel İlkeler
Karar, şirket ihyası davaları bakımından dört önemli sonucu ortaya koymaktadır.
1. Sicilden Silinen Şirket Hakkında Hâlen Hak ve Borç İlişkisi Bulunuyorsa İhya Mümkündür
Ticaret sicilinden terkin edilmiş olmak her zaman şirketle ilgili tüm hukuki ilişkilerin sona erdiği anlamına gelmez.
Şirket hakkında;
Açılmış bir dava varsa,
Açılması gereken bir dava bulunuyorsa,
Tasfiye edilmemiş malvarlığı veya alacaklar mevcutsa,
Devam eden hukuki uyuşmazlıklar varsa,
mahkeme tarafından şirketin yeniden ihyasına karar verilebilecektir.
Bu yaklaşım, hak arama özgürlüğünün korunması açısından oldukça önemlidir.
2. İhya Kararı Sınırsız Bir Geri Dönüş Anlamına Gelmez
Kararın en dikkat çekici noktalarından biri, şirketin tüm faaliyetleri için değil, yalnızca belirli bir uyuşmazlığın çözümü amacıyla ihya edilmesinin mümkün olduğunun kabul edilmesidir.
Somut olayda mahkeme;
Şirketi yalnızca iş mahkemesinde görülen dava,
Bu davadan doğacak hak ve alacakların tasfiyesi,
ile sınırlı olarak ihya etmiştir.
Bu nedenle uygulamada sıklıkla kullanılan "ek tasfiye amacıyla ihya" kurumunun Yargıtay tarafından da desteklendiği görülmektedir.
3. İhya Kararında Tasfiye Memuru Atanması Gerekebilir
Yargıtay, ihya kararının ek tasfiye niteliğinde olması sebebiyle şirketin son müdürünün tasfiye memuru olarak atanmasını uygun bulmuştur.
Bu değerlendirme özellikle uygulama bakımından önemlidir.
Çünkü ihya edilen şirketin;
Mahkemelerde temsil edilmesi,
Hak ve alacaklarının takip edilmesi,
Borçlarının tasfiye edilmesi,
Sicil işlemlerinin yürütülmesi,
için bir temsilciye ihtiyaç duyulmaktadır.
Karar, son müdürün tasfiye memuru olarak görevlendirilmesinin hukuka uygun olduğunu ortaya koymaktadır.
4. Usulsüz Terkin İşlemleri İdareye Maliyet Doğurabilir
Kararda dikkat çeken bir başka husus da Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğuna ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi, terkin işleminin kanuni usule uygun gerçekleştirilmediğini tespit etmiş ve bu nedenle açılmak zorunda kalınan dava sebebiyle oluşan yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden davalının sorumlu tutulmasına karar vermiştir. Yargıtay da bu yaklaşımı isabetli bulmuştur.
Bu yönüyle karar, sicil işlemlerinin hukuka uygun yürütülmesinin önemini bir kez daha göstermektedir.







Yorumlar