İİK'NIN 277 VE DEVAMI MADDELERİNE GÖRE OLMADIĞI TAKDİRDE TBK'NIN 19'UNCU MADDESİNE GÖRE TERDİTLİ OLARAK AÇILAN TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI
- Av. Özgür GÜL

- 2 gün önce
- 4 dakikada okunur
BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan davalarda, davanın görülebilmesi için davacının borçludan bir alacağının olması hukuki yarar koşulu gereği zorunlu olmakla birlikte tasarrufun iptali davalarından farklı olarak kesinleşmiş bir takibin varlığı ön koşul değildir. Davacının bir alacağının olması davanın görülebilmesi için yeterlidir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre olmadığı takdirde BK'nın 19. maddesine dayandığını açıklamış, İlk Derece Mahkemesi de gerekçe bölümünde davanın her iki maddeye de dayalı olduğunu belirtmiştir.
Bu halde mahkemece öncelikle İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması, bu dava koşullarının olmadığının tesbiti halinde BK'nın 19. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde açılmış bir dava yokmuş gibi yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ, 19.06.2025 TARİH, 2024/10449 ESAS VE 2025/9664 KARAR SAYILI İLAMI
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2067 E., 2024/2053 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/94 E., 2024/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ... ve ... aleyhine yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçluların alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını 09.03.2015 ve 27.02.2015 tarihinde diğer davalı ...'a devrettiklerini belirterek, yapılan işlemlerin İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre olmadığı takdirde BK'nın 19.maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: borçlu müvekkilinin ödemeden acz halinde bulunmadığını, borcu karşılayacak alacaklarının olduğunu, davacı alacaklının da bu alacakları üzerine haciz koyabileceğini, tasarrufun borçtan önce olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri ve TBK'nun 19. maddesine göre satışın gerçek bir satış olduğunun ortadayken bu maddelere dayanılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ... vekili cevap dilekçesinde; satışın gerçek bir satış olduğunu savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... Esas sayılı dosyasında davacıların ... ve ... Mobilya Orman Ürünleri Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, davalının ... Yönetim AŞ olduğu takibin taliki veya iptali için açılan davadan davanın kabulü ile zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılmasına karar verildiği, kararın İstinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 8. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda İstinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, bu kararında temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda 2022/12805 Esas ve 2023/4834 Karar sayılı ilamıyla hükmün onandığı ve kesinleşmiş olduğu tespit edilmiştir.
Tasarrufun iptali davalarında dava şartlarından ilki davacı açısından kesinleşmiş bir alacağın varlığıdır. Somut olayımızda davacının ıslahtan önceki dayandığı takip dosyasında alacağının zamanaşımına uğradığı mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Buna göre belirtilen takip dosyası açısından dava şartı gerçekleşmemiştir.
Davacı dava şartının gerçekleşmemesi üzerine davasını ıslah ederek yeni başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyası açısından tasarrufun iptalini istemiştir.
6100 sayılı HMK'nın ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi başlıklı 176 . maddesinde ıslahın şekli ve süresi belirlenmiştir. Geçerli olarak yapılan tam ıslah işlemi üzerine yeni bir dava açılmış olmaz. Tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan bunun doğal sonucu olarak ıslahın etkisi dava tarihi itibariyle sonuçlu olacaktır. Tam ıslahta ıslah için süre bir haftadır. Davacı tarafa 16/01/2024 tarihinde ıslah için 1 hafta süre verilmiştir. Davacı ıslah dilekçesini 21/02/2024 tarihinde süresi geçtikten sonra vermiş olduğundan ortada zamanında yapılmış bir ıslahta olmadığı.." gerekçesi ile davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ayrıca iptali istenilen tasarrufların 2015 yılında yapıldığı ıslahın ise 21.02.2024 tarihinde yapıldığı, yeni takipde 20.02.2024 tarihinde yapıldığından İİK'nın 284 ve 280/1 son cümlesine göre 5 yıllık hakdürücü sürenin geçmiş olduğu, BK'nın 19. maddesi kapsamında hak düşürücü süre söz konusu olmadığından, davacının yeni icra takibine dayanarak her zaman dava açması mümkün olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin reddini karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, dava ön koşullarının yargılama devam ederken tamamlanmasının mümkün olduğunu, bu kapsamda yeni ve kesinleşmiş bir takiplerinin bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, terditli olarak açılan, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali olmadığı takdirde BK'nun 19. maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali isteğine ilişkindir.
HUMK’nun 388. maddesinin 3-5 bentleri (HMK’nın 297/1-c) hükümlerine göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetleri yanında mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve işlemleri mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin ne olduğu hususlarını içermesi de zorunludur. Bundan dolayı mahkemece davanın hangi hukuksal nedene dayalı olarak ele alındığı da belirtilmek zorundadır. Zira bu niteleme sonucu hangi delilerin toplanması gerektiği, hangi ön şartların araştırılacağı ve hangi yargılama usulünün tatbik edileceği gibi hususlar aydınlığa kavuşacaktır. Bu kararlar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nun 428. (HMK’nın 369.) maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe ve nitelemeyi nazara alarak kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilecektir.
BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan davalarda, davanın görülebilmesi için davacının borçludan bir alacağının olması hukuki yarar koşulu gereği zorunlu olmakla birlikte tasarrufun iptali davalarından farklı olarak kesinleşmiş bir takibin varlığı ön koşul değildir. Davacının bir alacağının olması davanın görülebilmesi için yeterlidir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre olmadığı takdirde BK'nın 19. maddesine dayandığını açıklamış, İlk Derece Mahkemesi de gerekçe bölümünde davanın her iki maddeye de dayalı olduğunu belirtmiştir.
Bu halde mahkemece öncelikle İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması, bu dava koşullarının olmadığının tesbiti halinde BK'nın 19. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde açılmış bir dava yokmuş gibi yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.




Yorumlar