MUVAZAALI ALT İŞVERENLİKTEN İLAVE TEDİYEYE: YARGITAY’DAN BİLİRKİŞİ HESABI, TİS VE ARABULUCULUK GİDERLERİNE İLİŞKİN KRITİK KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2024 tarihli kararında asıl işveren–alt işveren ilişkisindeki muvazaanın sonuçlarını, ilave tediye hesabında doğru yevmiyenin esas alınmasını, denetime elverişli bilirkişi raporunun taşıması gereken nitelikleri, toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşullarını, dava ve ıslah dönemlerinin hükümde açıkça belirtilmesini ve arabuluculuk giderlerinin paylaştırılmasını aynı dosya kapsamında ele alan çok yönlü bir değerlendirme sunmaktadır.
YARGITAY 9. HUKUK DAIRESININ 03.07.2024 TARIHLI, 2024/8074 E., 2024/10516 K. SAYILI İLAMI
1. Uyuşmazlığın Arka Planı
Davacı, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna bağlı işyerinde değişen alt işverenler yanında çalıştığını; gerçekte TKİ’nin asıl işinde görev yaptığını, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu ve başlangıçtan itibaren TKİ işçisi sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Buna bağlı olarak 6772 sayılı Kanun’dan doğan ilave tediye alacağı ile asıl işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark işçilik alacaklarını talep etmiştir. Davalı TKİ ise ilişkinin geçerli bir hizmet alımı olduğunu, davacının kendi işçisi sayılamayacağını ve talep edilen farklardan sorumlu olmadığını savunmuştur.
Tavşanlı İş Mahkemesinin 2021/389 E., 2021/980 K. sayılı kararıyla dava kısmen kabul edilmiş; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi de 2022/128 E., 2024/835 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunu esas itibarıyla reddetmiştir. Bunun üzerine dosya davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay, dava konusu dönemde davacının başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılmasına ilişkin kabulü doğrudan ortadan kaldırmamış; fakat hesap, TİS bildirimi, dönemsel sınırlar ve yargılama giderleri yönünden hükmü bozmuştur.
2. Asıl İşveren–Alt İşveren İlişkisinde Muvazaa
2.1. 4857 sayılı İş Kanunu m.2 ve TBK m.19 çerçevesi
4857 sayılı İş Kanunu m.2’ye göre asıl işveren–alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için:
İki ayrı işveren bulunmalı,
Alt işverene verilen iş, mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı iş ya da asıl işin bir bölümü olmalı,
Asıl işin bir bölümü devrediliyorsa iş, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmeli,
Alt işveren kendi iş organizasyonuna, ekipmanına, işçi kadrosuna ve yönetim yetkisine sahip olmalıdır.
TBK m.19 ise sözleşmenin adından veya tarafların kullandığı ifadelerden ziyade gerçek ve ortak iradeyi esas alır. Dolayısıyla “hizmet alım sözleşmesi” veya “anahtar teslim iş” şeklindeki isimlendirme tek başına geçerli alt işverenlik ilişkisini kanıtlamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.07.2025 tarihli, 2025/4 E., 2025/412 K. sayılı kararına göre muvazaa incelemesinde; alt işverenin hukuksal ve ekonomik bağımsızlığı, ayrı organizasyonu, yeterli ekipmanı ve tecrübesi, işçilerin yalnız alınan işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı, aynı işte asıl işveren işçilerinin bulunup bulunmadığı ve sözleşmenin bireysel veya kolektif hakları kısıtlama amacı taşıyıp taşımadığı birlikte araştırılmalıdır.ilamlar
2.2. “İşletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık” birlikte aranır
Asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde bu iki koşul alternatif değil, birlikte gerçekleşmesi gereken şartlardır. Alt işverenin işi daha düşük maliyetle yapması, ihale sonucunda yüklenici seçilmesi veya kendi işçilerine bordro düzenlemesi tek başına yeterli değildir.
Somut TKİ uyuşmazlığında araştırılması gereken temel noktalar şunlardır:
Kömür üretim sürecinde davacının yaptığı iş, üretimin asli ve zorunlu bir aşaması mıdır?
Alt işveren TKİ’den farklı ve üstün bir teknoloji veya özel uzmanlık kullanmakta mıdır?
Makine, ekipman ve üretim araçları kime aittir?
İşe alma, vardiya, izin, puantaj, işin sevk ve idaresi kim tarafından yürütülmektedir?
TKİ işçileri ile alt işveren işçileri aynı üretim organizasyonu içinde birlikte çalışmakta mıdır?
2025 tarihli HGK kararı, ayrıca her ihale döneminin kendi sözleşme ve koşulları içinde incelenmesini zorunlu tutmuştur. Önceki bir ihale dönemine ait kesinleşmiş muvazaa kararı, sonraki dönemi otomatik olarak bağlamaz.ilamlar
Bununla birlikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.01.2026 tarihli, 2025/9372 E., 2026/344 K. sayılı kararı önemli bir ayrım yapmıştır: Asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün devrinde sorun her zaman “aldatma kastına dayalı muvazaa” olmayabilir; bazen alt işverenlik ilişkisinin kanuni unsurları baştan itibaren eksiktir. Daireye göre unsur eksikliği ile muvazaa farklı geçersizlik nedenleridir; ancak her iki durumda da işçi başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılır.
3. Muvazaanın İlave Tediye Hakkına Etkisi
6772 sayılı Kanun; genel, katma ve özel bütçeli daireler, döner sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait şirket ve kurumlar, belediyeler, bunlara bağlı kuruluşlar ve iktisadi devlet teşekküllerinde işçi sıfatıyla çalışanlara ilave tediye ödenmesini öngörmektedir. Kanunun 1. maddesi bir aylık istihkakı, 3. maddesi ise Cumhurbaşkanı kararıyla aynı miktarı aşmayan ek tediyeyi düzenlemektedir.
Gerçek bir alt işverenin işçisi, sırf kamu işyerinde çalıştığı için doğrudan 6772 sayılı Kanun kapsamına girmez. Buna karşılık alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı veya kanuni unsurları eksik olması nedeniyle işçi başlangıçtan itibaren kamu kurumu işçisi sayılıyorsa, ilave tediye hakkı da gerçek işveren ilişkisine bağlı olarak doğar.
3.1. Hesaplama esasları
6772 sayılı Kanun m.4 uyarınca:
Esas alınacak ücret, çıplak günlük ücret veya yevmiyedir.
Fazla çalışma, prim, evlilik ve çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ve genel tatil ücretleri matraha eklenmez.
Yıl içinde eksik çalışan işçi bakımından ödeme kıstelyevm esasına göre hizmet süresiyle orantılanır.
Kanuni ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ve genel tatil günleri çalışılmış sayılır.
İşçinin ödeme tarihinde işten ayrılmış olması, ilgili yıldaki hizmetine karşılık gelen hakkı kaldırmaz.
Yerleşik uygulamada bir aylık istihkak 26 günlük ücret; 1. ve 3. madde kapsamındaki iki ödemenin toplamı ise tam yıl için 52 günlük ücret olarak hesaplanmaktadır. Kıstelyevm formülü, günlük çıplak ücret ile hak kazanılan tediye gününün yıl içindeki sayılabilir hizmet süresine oranlanmasına dayanır.
4. 135,30 TL Yerine 179,74 TL Kullanılması Neden Bozma Sebebidir?
Somut dosyada 2018 yılı ücret bordrosunda günlük yevmiye 135,30 TL olarak görülmesine rağmen bilirkişi hesabında 179,74 TL esas alınmıştır. Aradaki farkın hangi toplu iş sözleşmesi, ücret zammı, bordro kaydı veya başka bir belgeye dayandığı raporda gösterilmemiştir. Yargıtay bu nedenle raporun denetime elverişli olmadığını kabul etmiştir.
Buradaki sorun yalnızca rakamsal değildir. 179,74 TL’nin kullanılması:
İlave tediyenin günlük matrahını,
Yıllık ve dönemsel tediye tutarını,
Buna bağlı kabul–ret oranını,
Faiz ve yargılama gideri hesabını
doğrudan değiştirir. Açıklanmayan her ücret artışı, sonucu büyüten zincirleme bir hesap hatasına dönüşür.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.02.2021 tarihli, 2020/5007 E., 2021/3446 K. sayılı kararına göre bilirkişi; bilimsel ve teknik dayanaklarını açıkça göstermeli, hesaplama detaylarını tarafların ve hâkimin anlayabileceği biçimde tek tek açıklamalıdır. Ücret bordroları, yevmiye tabloları, sendika üyelik kayıtları ve TİS metinleri dosyaya getirtilmeden yapılan hesap hükme esas alınamaz.
Denetime elverişli raporda bulunması gereken asgari unsurlar
Her dönem için kullanılan günlük veya aylık ücret,
Ücretin dayandığı bordro, TİS maddesi veya ücret cetveli,
Tediye gün sayısı ve kıst oranı,
Çalışılmış sayılan ve hesaptan dışlanan günler,
Önceki ödemeler ve mahsuplar,
Brüt–net ayrımı,
Her alacak kaleminin ayrı hesap tablosu,
Önceki hükümden kaynaklanan usulî kazanılmış hakkın etkisi.
2026 tarihli Yargıtay 9. HD, 2025/9433 E., 2026/741 K. sayılı karar da bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu; rapora itiraz edilmemesinin, hâkimi açıkça hatalı bir hesapla bağlı kılan usulî kazanılmış hak doğurmayacağını belirtmiştir. Bu güncel yaklaşım, 2024/10516 K. sayılı kararın denetlenebilirlik vurgusunu güçlendirmektedir.
5. Sendika Üyeliği ve Toplu İş Sözleşmesinden Yararlanma
6356 sayılı Kanun m.39’a göre:
TİS’ten kural olarak taraf sendikanın üyeleri yararlanır.
Sözleşmenin imza tarihinde üye olanlar yürürlük tarihinden,
İmza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliğin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır.
Üye olmayanlar yönünden dayanışma aidatıyla yararlanma, talep tarihinden itibaren sonuç doğurur.
Yargıtay 9. HD’nin 2021/7688 E., 2021/11983 K. sayılı kararında, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olması ve işçinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılması, TİS’in otomatik uygulanması için yeterli görülmemiştir. İşçinin sendika üyesi olması yanında, üyeliğin gerçek işveren olan asıl işverene bildirilmesi veya dayanışma aidatı talebinde bulunulması aranmıştır.
İncelenen 2024 kararında da aynı yönde değerlendirme yapılmış; üyeliğin hangi tarihte TKİ’ye bildirildiği belirlenmeden TİS kaynaklı alacaklara hükmedilmesi eksik inceleme sayılmıştır. Kararda Yargıtay 9. HD’nin 2021/5906 E., 2021/10352 K. sayılı kararına da aynı hukuki nokta bakımından atıf yapılmaktadır; ancak bu kararın bağımsız tam metnine açık kaynaklardan ulaşılamadığından içeriği, 2024 kararındaki atıf sınırında değerlendirilmelidir.
İçtihat çizgisi 11.12.2024 tarihli, 2024/11785 E., 2024/15994 K. sayılı kararla da sürdürülmüştür. O dosyada sendika üyeliği 06.09.2019’da kazanılmış, fakat gerçek işverene bildirim 22.06.2020’de ulaşmış; Yargıtay TİS’ten yararlanma başlangıcını bildirim tarihi olarak kabul etmiştir.
Uygulama sonucu: Sendika üyelik fişi tek başına yeterli delil değildir. Sendikanın asıl işverene gönderdiği yazı, evrak kayıt tarihi, KEP veya tebligat belgesi, aidat kesintisi yazısı ve varsa dayanışma aidatı talebi mutlaka dosyaya alınmalıdır.
6. Dava Dönemi, Önceki Dava ve Islah Sınırı
Davacı daha önce bir dava açmışsa yeni davada yalnızca önceki hüküm dışında kalan dönemler talep edilebilir. Bilirkişinin ilk işe giriş tarihinden itibaren hesap yapması, bütün hesabın hüküm altına alınabileceği anlamına gelmez.
Somut dosyada bilirkişi alacağı geniş bir dönem üzerinden hesaplamış; buna karşılık davacının ıslahı daha sınırlı bir döneme yönelmiştir. Yargıtay, toplam hesaplanan tutar ile hüküm altına alınan tutarın hangi çalışma dönemlerine ait olduğunun gerekçede açıkça gösterilmesini istemiştir.
Bu zorunluluk üç nedenle önemlidir:
Talep sonucu ile bağlılık: Mahkeme, dava ve ıslah sınırını aşamaz.
Kesin hüküm denetimi: Önceki davada hükme bağlanan dönem yeniden karara bağlanamaz.
İnfaz edilebilirlik: Hangi döneme ait ne kadar alacağın kabul edildiği kesin biçimde anlaşılmalıdır.
HMK m.297 uyarınca hüküm; taleplerin her biri yönünden taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt yaratmayacak biçimde göstermelidir.kararmatik
Pratik yöntem: Dava dilekçesi, bilirkişi raporu, ıslah dilekçesi ve hüküm arasında dört sütunlu bir dönem tablosu oluşturulmalıdır:
Kontrol alanı | Gösterilmesi gereken |
Önceki dava | Başlangıç–bitiş tarihi ve kesinleşen tutar |
Yeni dava | Talep edilen dönem ve kalem |
Bilirkişi hesabı | Hesaplanan alt dönemler |
Islah | Artırılan tutar ve kapsadığı dönem |
7. Arabuluculuk Giderinin Haklılık Oranına Göre Paylaştırılması
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/14, Adalet Bakanlığı bütçesinden ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücretini yargılama gideri saymaktadır. HMK m.326/2’ye göre tarafların her biri kısmen haklı çıkarsa yargılama giderleri haklılık oranında paylaştırılır.
Bu nedenle davanın kısmen kabul edildiği hâllerde arabuluculuk ücretinin tamamının davalıya yükletilmesi doğru değildir. Yargıtay 2024 kararında bu hususu açık bir bozma nedeni yapmıştır.
İçtihat güncelliğini korumaktadır. Yargıtay 9. HD’nin 03.07.2025 tarihli, 2025/4690 E., 2025/5819 K. sayılı kararı da kısmen kabul edilen davada arabuluculuk giderinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerektiğini tekrar etmiştir.
Ayrıca 7036 sayılı Kanun m.3’te 2024 ve 2025 yıllarında değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, anlaşamama hâlindeki arabuluculuk ücretinin yargılama gideri sayılması kuralı korunmuştur.
8. Avukatlar Açısından Uygulama Kontrol Listesi
Dava açmadan önce
Her ihale dönemine ait sözleşme, teknik ve idari şartnameyi ayrı dosyalayın.
İşin üretim sürecindeki yerini teknik bilirkişi incelemesine elverişli şekilde açıklayın.
Makine ve ekipman mülkiyetini, emir–talimat zincirini, puantaj ve izin yetkisini belgeleyin.
Önceki davanın kesinleşme şerhli kararını ve kapsadığı dönemi belirleyin.
Arabuluculuk son tutanağında her alacak kalemini ve tarih aralığını açıkça yazdırın.
Bilirkişi raporunu kontrol ederken
Her yılın günlük yevmiyesini bordroyla karşılaştırın.
6772 sayılı Kanun hesabında çıplak ücret dışındaki kalemlerin eklenip eklenmediğini inceleyin.
Kıstelyevm oranını ve çalışılmış sayılan günleri yeniden hesaplayın.
52 günlük kanuni tediye ile TİS ikramiyesini birbirinden ayırın.
Önceki ödeme ve mahsupları dönem bazında kontrol edin.
Islah tutarının rapordaki hangi dönemlere karşılık geldiğini açıkça belirtin.
TİS alacaklarında
Sendika üyelik tarihini,
TİS’in imza ve yürürlük tarihlerini,
Üyeliğin gerçek işverene bildirim tarihini,
Dayanışma aidatı talebini,
İşveren evrak kayıt veya KEP tarihini
ayrı ayrı ispatlayın.
Sonuç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/10516 K. sayılı kararı, muvazaalı alt işverenlik uyuşmazlıklarında “muvazaa tespiti yapıldı, artık tüm alacaklar otomatik doğar” biçimindeki yaklaşımın yeterli olmadığını göstermektedir. İşçinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılması; ilave tediye, toplu iş sözleşmesi ve fark ücret alacaklarının her biri bakımından ayrı hak kazanma ve hesap koşullarının incelenmesini gerektirir.
Doğru hukuki nitelendirme, yanlış veya açıklanmamış bir bilirkişi hesabını kurtarmaz. Bordrodaki yevmiye ile rapordaki ücretin uyuşması, sendika üyeliğinin gerçek işverene bildirilmesi, dava ve ıslah dönemlerinin ayrıştırılması ve arabuluculuk giderinin kabul–ret oranına göre paylaştırılması bozma riskini azaltan temel usul kontrolleridir.
Bu çalışma genel mesleki değerlendirme ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki danışmanlık veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.




Yorumlar