CEZA HUKUKUNDA MÜKERRER DEĞERLENDİRME YASAĞI VE TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİNDE AYNI OLGUNUN İKİNCİ KEZ DİKKATE ALINAMAMASI: YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NUN 12.07.2023 TARİHLİ KARARI ÜZERİNE BİR İNCELEME
Ceza hukukunun temel amaçlarından biri, işlenen fiil ile uygulanan yaptırım arasında adil ve ölçülü bir denge kurmaktır. Bu nedenle modern ceza hukukunda cezalandırma süreci yalnızca suçun sübutuna değil, aynı zamanda cezanın belirlenmesinde izlenecek yöntemin hukuka uygunluğuna da bağlıdır. Nitekim cezanın bireyselleştirilmesi sürecinde aynı olgunun birden fazla kez sanık aleyhine değerlendirilmesi, ölçülülük ve kusur ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Özellikle uygulamada mahkemelerin, nitelikli hal oluşturan veya kanuni artırım nedeni sayılan bazı vakıaları ayrıca temel cezanın belirlenmesinde de dikkate aldıkları görülmektedir. Bu durum öğretide ve içtihatlarda "mükerrer değerlendirme yasağı", "çifte değerlendirme yasağı" veya Anglo-Sakson hukukundaki karşılığıyla "double counting prohibition" olarak ifade edilmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.07.2023 tarihli, 2022/171 E., 2023/396 K. sayılı kararı, söz konusu ilkenin sınırlarını ortaya koyan ve uygulamadaki tereddütleri önemli ölçüde gideren güncel içtihatlardan biri niteliğindedir.
KARAR KÜNYESİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu
TARİH: 12.07.2023
ESAS NO : 2022/171
KARAR NO : 2023/396
I. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Yasal Çerçeve
Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi, hâkimin temel cezayı belirlerken dikkate alacağı ölçütleri ayrıntılı şekilde düzenlemiştir.
Buna göre hâkim;
Suçun işleniş biçimini,
Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
Suçun işlendiği zaman ve yeri,
Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
Failin kast veya taksire dayalı kusurunun yoğunluğunu,
Güttüğü amaç ve saiki
göz önünde bulundurarak alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlemektedir.
Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Zira cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler uygulanırken Anayasa'nın hukuk devleti ilkesi, TCK'nın 3. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi ve ceza hukukunun genel prensipleri gözetilmek zorundadır.
Bu çerçevede doktrin ve yargısal içtihatlarda kabul edilen temel kural şudur:
Kanun koyucunun suçun unsurunda, nitelikli halinde veya özel artırma nedeninde ayrıca dikkate aldığı bir olgu, temel cezanın belirlenmesinde ikinci kez sanık aleyhine değerlendirilemez.
II. Mükerrer Değerlendirme Yasağının Teorik Temelleri
A. Kusur İlkesi Bakımından
Çağdaş ceza hukukunda ceza, failin kusuru ile orantılı olmak zorundadır.
Bir vakıanın bir kez suçun oluşumunda, ikinci kez nitelikli halde, üçüncü kez ise temel cezanın belirlenmesinde kullanılması hâlinde ortaya çıkan yaptırım, artık failin kusurunu değil, aynı olgunun tekrarlanan etkisini yansıtır.
Bu nedenle mükerrer değerlendirme yasağı esasen kusur ilkesinin doğal sonucudur.
B. Orantılılık İlkesi Bakımından
Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca uygulanacak ceza ve güvenlik tedbirleri işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olmak zorundadır.
Eğer aynı olgu birden fazla kez aleyhe değerlendirilirse;
Kanunun öngördüğü ölçünün üzerine çıkılır,
Cezalandırmada denge bozulur,
Yaptırım gereğinden ağır hâle gelir.
Bu durum hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturur.
C. Kanunilik İlkesi Bakımından
Ceza hukukunda ağırlaştırıcı sebepler kanunla belirlenir.
Kanun koyucu belirli bir olguyu zaten nitelikli hal olarak düzenlemişse, o olgunun tekrar ağırlaştırma nedeni yapılması hâkimin kanunda öngörülmeyen yeni bir yaptırım mekanizması oluşturması sonucunu doğurur.
Bu ise dolaylı şekilde kanunilik ilkesini zedeleyen bir sonuç meydana getirir.
III. Ceza Genel Kurulu Kararına Konu Olayın Hukuki Özeti
İncelemeye konu kararda sanığın farklı tarihlerde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kabul edilmiştir. Dosyada;
Bir eylem bakımından eğitim kurumu yakınında satış yapılması,
Diğer eylem bakımından uyuşturucu maddenin niteliği,
nitelikli hal kapsamında değerlendirilmiştir.
Bunun yanında eylemlerin farklı zamanlarda gerçekleşmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da gündeme gelmiştir.
Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi tarafından söz konusu hususlar yalnızca nitelikli hal veya zincirleme suç gerekçesi olarak değil, aynı zamanda temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması için de değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlık, işte bu ikinci değerlendirmenin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
IV. Ceza Genel Kurulunun Hukuki Yaklaşımı
A. Nitelikli Hallerin İkinci Kez Değerlendirilemeyeceği
Ceza Genel Kurulu kararında, nitelikli hali oluşturan olguların ceza artırımı bakımından zaten dikkate alındığını vurgulamıştır. Bu nedenle aynı vakıanın tekrar temel cezanın yükseltilmesi için kullanılması hukuken kabul edilemez bulunmuştur.
Karar bu yönüyle yerleşik Yargıtay uygulamasındaki şu ilkeyi güçlendirmektedir:
Bir ağırlaştırıcı unsur, ceza tayininin yalnızca bir aşamasında etkili olabilir.
B. Zincirleme Suç Sebebinin Ayrıca Temel Cezaya Dayanak Yapılamayacağı
Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri zincirleme suç hükümlerine ilişkindir.
Ceza Genel Kurulu, farklı tarihlerde gerçekleştirilen eylemlerin TCK'nın 43. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilmesinin mümkün olduğunu; ancak aynı olgunun yeniden temel cezanın yükseltilmesi amacıyla kullanılmasının mükerrer değerlendirme yasağını ihlal edeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu tespit, yalnızca uyuşturucu suçları bakımından değil, tüm zincirleme suç uygulamaları açısından önem taşımaktadır.
C. Somut ve Bağımsız Gerekçe Zorunluluğu
Kararda ayrıca şu husus da vurgulanmaktadır:
Temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılabilmesi için somut olayın özelliklerinden kaynaklanan, bağımsız ve objektif gerekçelerin bulunması gerekir.
Nitelikli hal veya zincirleme suç kapsamında zaten değerlendirilmiş bir olgunun tekrar kullanılması bu şartı karşılamamaktadır.
V. Kararın Emsal Niteliği ve Uygulama Alanı
Kararın etkisi yalnızca TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti suçlarıyla sınırlı değildir.
Aynı hukuki yaklaşım aşağıdaki suç tiplerinde de uygulanabilecektir:
1. Zincirleme Dolandırıcılık Suçları
Birden fazla mağdura karşı aynı suç işleme kararıyla gerçekleştirilen eylemler nedeniyle TCK m.43 uygulandığında, bu durum ayrıca temel cezayı artırma gerekçesi yapılamayacaktır.
2. Zincirleme Hakaret ve Tehdit Suçları
Mahkeme hem zincirleme suç artırımı yapıp hem de eylem sayısının çokluğunu temel cezayı yükseltme nedeni olarak kullanamayacaktır.
3. Silahla İşlenen Suçlar
Silah kullanımı nitelikli hal oluşturuyorsa, aynı husus ikinci kez temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır.
4. Çocuğa Karşı İşlenen Suçlar
Çocuğun mağdur olması nedeniyle yapılan nitelikli hal artırımı sonrasında aynı olgu yeniden temel ceza gerekçesi hâline getirilemeyecektir.
5. Kamu Görevlisine Karşı İşlenen Suçlar
Kamu görevlisine karşı işlenme nedeniyle uygulanan kanuni artırımdan sonra aynı olgunun ayrıca cezanın bireyselleştirilmesinde kullanılması mümkün olmayacaktır.
VI. Savunma Stratejisi Açısından Kararın Önemi
Karar, özellikle istinaf ve temyiz incelemelerinde savunma makamına önemli bir denetim imkânı sağlamaktadır.
Müdafinin incelemesi gereken temel soru şudur:
Hükümde cezanın artırılmasına esas alınan olgu, kararın başka bir bölümünde tekrar kullanılmış mıdır?
Eğer;
Nitelikli hal,
Zincirleme suç,
Suçun işlenme şekli,
Mağdur sayısı,
Failin kullandığı araç,
gibi unsurlar hem artırıma hem de temel cezanın belirlenmesine dayanak yapılmışsa, Ceza Genel Kurulu'nun bu kararı doğrultusunda hukuka aykırılık iddiası ileri sürülebilecektir.
Sonuç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.07.2023 tarihli, 2022/171 E., 2023/396 K. sayılı kararı, ceza hukukunda mükerrer değerlendirme yasağının güncel ve güçlü bir teyidi niteliğindedir.
Karar; nitelikli hal, zincirleme suç ve temel cezanın belirlenmesi arasındaki ilişkinin sınırlarını net biçimde ortaya koymuş; aynı olgunun birden fazla kez sanık aleyhine kullanılmasının hukuk devleti, kusur ve orantılılık ilkeleriyle bağdaşmayacağını açıkça belirtmiştir.
Bu yönüyle karar, yalnızca uyuşturucu madde ticareti suçları bakımından değil, ceza hukukunun genel teorisi ve cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin uygulamalar açısından da önemli bir içtihat değeri taşımaktadır. Ceza yargılamalarında ölçülü ve adil cezalandırmanın sağlanabilmesi için kararda ortaya konulan ilkelerin gerek ilk derece mahkemeleri gerekse kanun yolu mercileri tarafından titizlikle gözetilmesi gerekmektedir.





Yorumlar