top of page

ZARARIN SANIK TARAFINDAN KARŞILANMASININ, İSNAT EDİLEN SUÇLAMANIN KABULÜ OLARAK YORUMLANAMAYACAĞINI

3 saat önce
7 dakikada okunur
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/194 E., 2023/72 K. sayılı kararında; mağdurun belirttiği 9.500 TL zararın sanık tarafından karşılanmasının, isnat edilen suçlamanın kabulü olarak yorumlanamayacağını ortaya koymuştur. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. Somut olayda soyut isnadın yeterli görülmemesi, teşhis ve yüzleştirme eksiklikleri, suç konusu eşyaların sanıkta ele geçirilmemesi ve kamera kayıtlarındaki boşlukların sanık tarafından oluşturulduğunun kanıtlanamaması birlikte değerlendirilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NUN 08.02.2023 TARİH, 2020/194 ESAS VE 2023/72 KARAR SAYILI İLAMI



1. Kararın özü

Uyuşmazlık, hırsızlık sonucu elde edilen ziynet eşyalarını satın aldığı ileri sürülen kuyumcu sanığın TCK m.165 kapsamındaki suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğinin, mahkûmiyete yeter derecede kesin ve inandırıcı delille ispatlanıp ispatlanamadığına ilişkindir.


Ceza Genel Kurulu sonuçta;

  • sanığın suçu baştan itibaren inkâr etmesini,

  • sanık aleyhindeki temel delilin diğer sanığın beyanı olmasını,

  • teşhis ve yer gösterme yapılmamasını,

  • yüzleştirme yapılmamasını,

  • mağdur ve tanık anlatımlarının bu noktada duyuma dayanmasını,

  • kamera kayıtlarının sanık aleyhine kesin delil oluşturmamasını,

  • suç konusu eşyaların sanığın işyerinde ele geçirilmemesini ve

  • sanığın 9.500 TL zararı karşılamasının suçlamayı kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağını


birlikte değerlendirerek mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına karar vermiştir.


2. Olayın gelişimi

Mağdurun bakımını üstlendiği kişi, mağdurun evinden çeşitli ziynet eşyalarını çaldığını kabul etmiştir. Bu kişi, ziynet eşyalarını sanığa ait kuyumcuya sattığını söylemiştir. Bunun üzerine sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan yargılama yapılmıştır.

Mağdurun anlatımına göre kaybolan eşyalar arasında dört altın bilezik, sekiz çeyrek altın, bir yarım altın, iki altın yüzük, bir çift altın küpe ve kol saati bulunmaktadır. Daha sonra saat ve bir çift küpe apartman bahçesinde bulunmuştur.

Hırsızlık nedeniyle ayrıca yargılanan kişi ise farklı aşamalardaki anlatımlarında mağdurdan aldığı ziynet eşyalarını sanığın kuyumcu dükkânında bozdurduğunu/sattığını belirtmiştir.


3. Sanığın savunması

Sanık bütün aşamalarda suçlamayı kabul etmemiştir.

Kuyumcu işyerinin sahibi olduğunu ve işyerinde kendisinden başka çalışan bulunmadığını, ilgili kişiden herhangi bir ziynet eşyası almadığını söylemiştir. Kolluğun işyerine gelerek kamera kayıtlarını incelediğini ve kayıtlarda bu kişinin işyerine geldiğinin görülmediğini belirtmiştir.

Sanık, kamera kayıtlarındaki boşlukları da açıklamıştır. Elektrik kesilmesi, bilgisayarın kapatılması veya yeniden başlatılması yahut sistem yavaş olduğu için başka bir programın çalıştırılması gibi durumlarda kamera sisteminin kayıt yapmadığını ileri sürmüş ve konunun bilirkişi tarafından incelenmesini istemiştir.


4. Kamera kayıtları neden önemli?

Polis tarafından düzenlenen 12.02.2012 tarihli tutanakta, güvenlik kamerasında farklı gün ve saatlerde kayıt bulunmayan zaman aralıkları olduğu belirlenmiştir.

Ancak izlenebilen kamera görüntülerinde, ziynet eşyalarını sanığa sattığını ileri süren kişinin görüntüsüne rastlanmamıştır.

Bu husus Yerel Mahkeme ve Ceza Genel Kurulunun değerlendirmelerinin ayrıldığı önemli noktalardan biridir.


5. Bilirkişi raporunun önemi

Sanık müdafisi tarafından alınan 17.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda kamera sisteminin teknik çalışma şekli incelenmiştir.

Rapora göre;

  • kamera kayıtları haftalık saklanmakta,

  • sonraki hafta yeni görüntüler eski kayıtların üzerine yazılmakta,

  • bilgisayar elektrik kesintisi gibi bir nedenle kilitlendikten sonra yeniden başlatıldığında kamera kayıt programı otomatik olarak başlamamakta,

  • programın kullanıcı tarafından yeniden başlatılması gerekmekte,

  • başka oyun veya yazılımlar çalıştırıldığında kamera kaydı kapanabilmekte,

  • istem dışı kesintiler sonucunda kayıt boşlukları meydana gelebilmektedir.


Dolayısıyla sistemdeki kayıt boşluklarının mutlaka görüntülerin sanık tarafından silindiğini gösterdiği kabul edilememiştir.


6. Yerel Mahkeme neden mahkûmiyet verdi?

Yerel Mahkeme özetle;

  • hırsızlığı gerçekleştiren kişinin altınları sanığın kuyumcusuna sattığını söylemesini,

  • işyerini tarif etmesini,

  • sanıkla önceden tanışmamasını ve aralarında husumet bulunmamasını,

  • kamera kayıtlarında bazı zaman dilimlerinin boş olmasını ve

  • sanığın daha sonra mağdurun zararını karşılamasını

sanık aleyhine değerlendirmiş ve suçun işlendiği kanaatine ulaşmıştır.

Buradaki kritik noktalardan biri şudur:

Yerel Mahkeme, zararın giderilmesini sanığın suçluluğunu destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirmiştir. Ceza Genel Kurulu ise bu değerlendirmeyi kabul etmemiştir.


7. Zararın giderilmesi meselesi

Bu kararın pratik açıdan en önemli bölümlerinden biri budur.

Sanık, mağdurun suç nedeniyle zarar olarak belirttiği 9.500 TL'yi ödemiştir. Mağdur da bu ödeme nedeniyle şikâyetini geri aldığını belirtmiştir.

Sanık müdafii ise ödemenin nedenini özellikle açıklamıştır.

Savunmaya göre 9.500 TL;

suçlamayı kabul anlamında değil, sanığın sabıkasız olması nedeniyle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması ihtimali gözetilerek ödenmiştir.

Daha da önemlisi, taraflar arasında düzenlenen protokolde sanığın beraat etmesi hâlinde ödenen miktarın sanığa geri verilmesi kararlaştırılmıştır.


Ceza Genel Kurulunun kesin değerlendirmesi

Ceza Genel Kurulu, mağdurun suçtan kaynaklanan zarar olarak belirttiği 9.500 TL'nin sanık tarafından karşılanmış olmasının, sanığın isnat edilen suçlamayı kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağını açıkça belirtmiştir.

Dolayısıyla bu karardan çıkan önemli hukuki sonuç:

Zararın giderilmesi tek başına suçun ikrarı veya isnadın kabulü olarak değerlendirilemez.

Somut olayda ödeme, diğer delillerdeki eksiklikleri gideren veya suçu sübuta erdiren bir delil olarak kabul edilmemiştir.


8. Hırsızlık yapan kişinin beyanı neden yeterli görülmedi?

Ceza Genel Kurulu, sanık aleyhindeki temel delilin hırsızlık nedeniyle ayrıca yargılanan kişinin beyanı olduğunu değerlendirmiştir.

Ancak bu beyanı destekleyecek önemli işlemler yapılmamıştır:

Birincisi: Ziynet eşyalarını sattığını söyleyen kişiye, eşyaları sattığı kişinin gerçekten sanık olup olmadığı konusunda usulüne uygun teşhis yaptırılmamıştır. 

İkincisi: Usulüne uygun yer gösterme işlemi yapılmamıştır.

Üçüncüsü: Yargılama sırasında bu kişi ile sanığın yüzleştirilmesi sağlanmamıştır. 


Bu şartlarda kişinin sanığa yönelik anlatımı Ceza Genel Kurulu tarafından sanık aleyhine soyut beyan niteliğinde değerlendirilmiştir.


9. Mağdur ve tanık anlatımlarının durumu

Mağdur ve tanığın, ziynet eşyalarının sanığın kuyumcusuna satıldığı konusundaki bilgileri doğrudan görgüye dayanmamaktadır.

Bu bilgiler, hırsızlığı yapan kişinin kendilerine söylediklerine dayanmaktadır.

Bu nedenle Ceza Genel Kurulu mağdur ve tanığın bu yöndeki anlatımlarını duyuma dayalı olarak değerlendirmiştir.

Bu ayrım önemli:

“Hırsızlığı yapan kişi sanığa sattığını söyledi” bilgisi ile “sanığın eşyaları satın aldığını bizzat gördüm” beyanı aynı ispat değerine sahip görülmemiştir.


10. Kamera kayıtlarındaki boşluk sanık aleyhine kullanılabilir mi?

Ceza Genel Kuruluna göre somut olayda hayır.

Çünkü kayıt boşlukları yalnızca olayla ilişkilendirilen belirli bir zamana özgü değildir. Birkaç farklı gün ve çeşitli zaman aralıklarında kameranın kayıt yapmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca bilirkişi raporu;

  • başka bir yazılımın çalıştırılmasının,

  • elektrik kesintisinin,

  • sinyal kaybının

kamera kaydının yapılamamasına neden olabileceğini ortaya koymuştur.

Üstelik ziynet eşyalarının ne zaman çalındığı ve sanığa hangi tarihte satıldığı iddiası da kesin değildir.

Bu nedenle Ceza Genel Kurulu:

Farklı gün ve saatlerde kamera kayıtlarının bulunmamasının, görüntülerin sanık tarafından silindiği biçiminde sanık aleyhine yorumlanamayacağı sonucuna ulaşmıştır.


11. Suç konusu eşya sanıkta ele geçirilmiş mi?

Hayır.

Ceza Genel Kurulu özellikle, suç konusu ziynet eşyalarının sanığın işyerinde ele geçirildiğine ilişkin herhangi bir tespit işlemi bulunmadığını dikkate almıştır.

Bu da sanık aleyhindeki beyanı destekleyen maddi delil bulunmadığı değerlendirmesinde önem taşımıştır.


12. Araştırılmayan savunmalar

Sanık müdafii ayrıca hırsızlığı gerçekleştiren kişinin kaldığı yurt ile sanığın kuyumcu dükkânının aynı mahallede olduğunu, bu nedenle şahsın gelip geçerken dükkânın adını öğrenmiş olabileceğini ileri sürmüştür.

Ayrıca kişinin tarifinde bahsettiği pastane civarında iki başka kuyumcu dükkânı daha bulunduğu savunulmuştur.

Ceza Genel Kurulu bu savunmanın araştırılmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte aradan geçen süre nedeniyle bu yönden yapılacak yeni bir araştırmanın artık dosyaya yenilik getirmeyeceğini değerlendirmiştir.


13. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesine ilişkin önemli tespitler

Kararın ikinci güçlü yönü burada ortaya çıkmaktadır.

Ceza Genel Kurulu in dubio pro reo, yani şüpheden sanık yararlanır ilkesini ayrıntılı biçimde açıklamıştır.

Kurula göre bu ilke yalnızca suçun işlenip işlenmediğine ilişkin değildir. Aynı zamanda;

  • suç işlenmişse sanığın bu suçu işleyip işlemediği,

  • suçun gerçekleştirilme şekli ve

  • suç niteliğinin belirlenmesi

konularındaki şüphelerde de uygulanır.

Mahkûmiyet için ölçüt

Karardaki çok önemli yaklaşım şudur:

Ceza mahkûmiyeti, delillerin yalnızca bir kısmına dayanıp diğer kısmının göz ardı edilmesiyle ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale dayanamaz.

İspatın kesin ve açık olması ve başka türlü bir oluş ihtimaline yer bırakmaması gerekir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca çok güçlü biçimde;

yüksek bir ihtimalin dahi sanığın cezalandırılması için yeterli olmadığını belirtmektedir.


14. Deliller birlikte değerlendirildiğinde

Ceza Genel Kurulunun ulaştığı sonuç şu şekilde sistematikleştirilebilir:

Sanık aleyhine:

  • Hırsızlığı yapan kişinin “altınları bu kuyumcuya sattım” şeklindeki beyanı bulunmaktadır.

  • Kamera sisteminde bazı zamanlarda kayıt boşlukları vardır.

  • Sanık mağdurun belirttiği 9.500 TL zararı karşılamıştır.


Buna karşılık:

  • Sanık bütün aşamalarda suçlamayı reddetmiştir.

  • Usulüne uygun teşhis yapılmamıştır.

  • Yer gösterme yapılmamıştır.

  • Yüzleştirme yapılmamıştır.

  • Mağdur ve tanığın sanık hakkındaki bilgisi bu noktada duyuma dayanmaktadır.

  • İzlenebilen kameralarda ilgili kişinin görüntüsü yoktur.

  • Kamera kayıtlarının sanık tarafından silindiği ispatlanmamıştır.

  • Teknik olarak kayıt boşluklarının başka sebepleri olabileceği bilirkişi raporunda ortaya konulmuştur.

  • Ziynet eşyalarının sanıkta veya işyerinde ele geçirildiğine ilişkin tespit yoktur.

  • Ziynet eşyalarının ne zaman çalındığı ve iddia edilen satışın hangi tarihte gerçekleştiği belli değildir.

  • Alternatif kuyumcu ihtimaline ilişkin savunma araştırılmamıştır.

  • 9.500 TL'nin ödenmesi suçlamanın kabulü olarak değerlendirilemez.


Bu nedenle Ceza Genel Kurulu, mahkûmiyeti taşıyacak ağırlıkta her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bütünü oluşmadığı kanaatine varmıştır.


15. Yargılama süreci ve bozma

İlk olarak Asliye Ceza Mahkemesi sanığa 1 yıl 3 ay hapis ve 4.500 TL adli para cezası vermiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise sanığın inkârı, suç konusu eşyanın ele geçirilememesi ve diğer sanığın soyut isnadı dışında yeterli delil bulunmaması gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

Bozma sonrasındaki süreçte Yerel Mahkeme sanığın bu kez 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar vermiştir. Sonraki süreçte Yargıtay 2. Ceza Dairesi yeniden bozma kararı vermiştir.

Yerel Mahkeme 27.06.2019 tarihinde yeniden mahkûmiyet yönünde direnmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin direnme kararını yerinde görmemesi üzerine uyuşmazlık Ceza Genel Kurulunun önüne gelmiştir.

16. Ceza Genel Kurulunun nihai kararı

Ceza Genel Kurulu;

sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı hâlde beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Bu nedenle Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hüküm 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur. 

17. Karardan çıkan hukuki ilkeler

Kararın dilekçelerde kullanılabilecek esaslarını özellikle şöyle çıkarıyorum:

1. Zararın giderilmesi suçun kabulü değildir

Sanığın mağdurun zararını karşılamış olması, tek başına sanığın isnat edilen suçu kabul ettiği şeklinde yorumlanamaz. 

Bu kararın bence uygulama açısından en kıymetli tespitlerinden biri budur.


2. Mahkûmiyet ihtimale dayanamaz

Mahkûmiyet için kesin ve açık ispat gerekir. Yüksek ihtimal dahi mahkûmiyet için yeterli değildir.


3. Soyut isnat tek başına mahkûmiyete yeterli olmayabilir

Somut olayda başka suçtan yargılanan kişinin sanığa yönelik beyanı, teşhis, yüzleştirme ve maddi delillerle desteklenmediğinden mahkûmiyet için yeterli görülmemiştir.


4. Duyuma dayalı anlatım ile doğrudan görgü ayrılmalıdır

Mağdur ve tanığın, ziynet eşyalarının sanığa satıldığına ilişkin bilgileri doğrudan gözleme değil üçüncü kişinin anlatımına dayandığından Ceza Genel Kurulu bunları duyuma dayalı kabul etmiştir.


5. Teknik belirsizlik sanığın aleyhine varsayımla doldurulamaz

Kamera kayıtlarının belli zamanlarda bulunmaması, teknik olarak farklı nedenlerle açıklanabiliyorsa, bu durum görüntülerin sanık tarafından silindiği şeklinde aleyhe yorumlanamaz.


6. Maddi delil yokluğu diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir

Suç konusu ziynet eşyalarının sanığın işyerinde ele geçirilmemesi de Ceza Genel Kurulunun şüphe değerlendirmesinde dikkate aldığı olgulardan biridir.


Sonuç olarak

Bu karar yalnızca “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine ilişkin genel bir emsal değildir. Kararı daha değerli hâle getiren somut tespitler; zararın ödenmesinin suçun kabulü sayılamaması, soyut isnadın destekleyici delil olmaksızın yetersiz kalması, duyuma dayalı beyanların niteliği, teşhis ve yüzleştirme eksikliği ile teknik kayıt boşluklarının varsayımla sanık aleyhine yorumlanamayacağıdır. Bu nedenle özellikle“zararı ödediğine göre suçu kabul etmiştir” şeklindeki bir iddianın bulunduğu dosyada, bu kararın 9.500 TL ödemeye ilişkin gerekçesi doğrudan önem taşımaktadır.




Yorumlar


bottom of page