top of page

TÜRK MEDENİ KANUNU MADDE 188 KAPSAMINDA, EŞLERDEN BİRİ TARAFINDAN İMZALANAN ÖZEL OKUL SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN BORÇTAN DİĞER EŞ DE SORUMLU OLUR MU ?

1 saat önce
9 dakikada okunur
Çocuğun özel okula kaydı sırasında eğitim sözleşmesinin yalnızca anne veya baba tarafından imzalanması uygulamada oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Peki eğitim ücretinin ödenmemesi hâlinde özel okul, sözleşmede imzası bulunmayan diğer eşten de alacağını talep edebilir mi? Çocuğun eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü, anne ve babayı özel okula karşı kendiliğinden müteselsil borçlu hâline getirir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu sorunu ayrıntılı biçimde incelemiş; çocuğun eğitim giderlerinden anne ve babanın sorumlu olması ile üçüncü kişi konumundaki eğitim kurumuna karşı sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğun birbirinden farklı hukuki ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur.
Karar, yalnızca özel okul ücretleri bakımından değil; sözleşmenin nispiliği ilkesi ile eşlerin evlilik birliğini temsil yetkisinin kesiştiği uyuşmazlıklar bakımından da önem taşımaktadır.

Karar Künyesi

Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2022/132

Karar No: 2023/100

Karar Tarihi: 22.02.2023



1. Uyuşmazlığın Konusu

Uyuşmazlık, müşterek çocukların özel okul eğitim ücretlerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden kaynaklanmaktadır.

Somut olayda eğitim sözleşmesi, davalı eğitim kurumu ile davacının eşi arasında imzalanmıştır. Davacı eş sözleşmenin tarafı değildir. Buna rağmen eğitim kurumu, müşterek çocukların eğitim ücretleri nedeniyle hem sözleşmeyi yapan eş hem de sözleşmede imzası bulunmayan davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatmıştır.

Davacı;

  • eğitim sözleşmesini imzalamadığını,

  • müşterek çocukların okula kendi rızası dışında kaydettirildiğini,

  • sözleşmenin tarafı olmadığını,

  • aile hukukuna ilişkin hükümler gerekçe gösterilerek kendisinden sözleşme bedelinin talep edilemeyeceğini

ileri sürmüş ve icra takibi bakımından borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Eğitim kurumu ise borcun yalnızca sözleşmeden doğmadığını; Türk Medeni Kanunu'nun çocukların bakım ve eğitim giderlerini anne ve babanın karşılamasına ilişkin hükümleri nedeniyle davacı eşin de eğitim ücretinden sorumlu olduğunu savunmuştur.


2. İlk Derece Mahkemesi: Sözleşmeyi İmzalamayan Eş Borçtan Sorumlu Değildir

İlk Derece Mahkemesi, eğitim sözleşmesinin yalnızca dava dışı eş tarafından imzalandığını belirlemiştir.

Mahkemeye göre davacı, sözleşmenin tarafı olmadığı gibi bu borçtan sorumluluğunu doğuracak bir onayı da bulunmamaktadır.

Bu gerekçelerle davacının borçlu olmadığının tespitine ve menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiştir. Ancak uyuşmazlık burada sona ermemiştir.


3. Bölge Adliye Mahkemesi Farklı Bir Sonuca Ulaştı

Davalı eğitim kurumunun istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesinin kararını kaldırarak davayı reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yaklaşımının temelini Türk Medeni Kanunu'nun aile birliğine ilişkin hükümleri oluşturmuştur.

Özellikle TMK m. 188 ve devamındaki evlilik birliğinin temsili hükümleri ile TMK m. 327'de yer alan çocukların eğitim giderlerinin anne ve baba tarafından karşılanacağına ilişkin düzenleme dikkate alınmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesine göre eğitim hizmetinin alındığı tartışmasızdır. Ayrıca davacı, eşinin çocukları özel okula kaydettirmesine karşı TMK kapsamında hâkimin müdahalesini istediğini ortaya koyamamıştır. Bu nedenle müşterek çocuğun eğitim giderinden davacının da sorumlu olduğu kabul edilmiştir.


4. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi: TMK m. 327 Üçüncü Kişiye Doğrudan Talep Hakkı Vermez

Uyuşmazlık Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin önüne geldiğinde Daire, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozmuştur.

Özel Dairenin üzerinde durduğu temel nokta sözleşmenin nispiliği ilkesi olmuştur.

Yargıtaya göre TMK m. 327'de düzenlenen çocukların eğitim giderlerinin anne ve baba tarafından karşılanması yükümlülüğü, anne ve babanın çocuğa karşı yükümlülüğünü düzenlemektedir.

Bu düzenleme, anne ve babanın üçüncü kişilere olan borçlarından her durumda müteselsilen sorumlu oldukları anlamına gelmemektedir.

Dolayısıyla eğitim sözleşmesi eğitim kurumu ile yalnızca eşlerden biri arasında kurulmuşsa kural olarak sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler de sözleşmenin tarafları arasında doğacaktır.

Özel Daire, aile hukuku hükümlerinin sözleşmenin nispiliği ilkesini ortadan kaldıracak genişlikte yorumlanamayacağını belirtmiştir.


5. Sözleşmenin Nispiliği İlkesi Nedir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun değerlendirmesinin anlaşılabilmesi için öncelikle "sözleşmenin nispiliği" ilkesinin üzerinde durulması gerekir.

Borç ilişkisinden doğan alacak hakkı kural olarak nispi bir haktır. Alacaklı, sözleşmeden doğan hakkını sözleşmenin borçlusuna karşı ileri sürebilir.

Başka bir ifadeyle kişiler, yaptıkları bir sözleşmeyle kural olarak sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere borç yükleyemezler.

Hukuk Genel Kurulu da kararında borç ilişkisinin bu nispi niteliğine özellikle dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Kurul, sözleşmenin nispiliğinin mutlak olmadığını, borcun sözleşmenin yanı sıra kanundan da doğabileceğini kabul etmektedir. Uyuşmazlıktaki kritik soru da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır:

Türk Medeni Kanunu'nun evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümleri, sözleşmede imzası bulunmayan eş bakımından kanundan doğan bir sorumluluk meydana getirmekte midir?


6. Evlilik Birliğinin Temsili Nedir?

TMK m. 188 uyarınca eşlerden her biri, ortak yaşam devam ettiği sürece ailenin sürekli ihtiyaçları bakımından evlilik birliğini temsil edebilir.

Bu hüküm günlük aile hayatının sürdürülebilmesi açısından oldukça önemlidir.

Her alışveriş, küçük ev gideri ya da çocuğun gündelik ihtiyacı için eşlerin birlikte sözleşme yapmalarını beklemek hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu nedenle kanun, belirli sınırlar içerisinde eşlerden birine tek başına işlem yapma ve bu işlemle evlilik birliğini temsil etme imkânı tanımıştır.

TMK m. 189 ise bu temsilin üçüncü kişilere karşı meydana getireceği sonucu düzenlemektedir. Temsil yetkisinin kanuna uygun biçimde kullanılması hâlinde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olabilirler.

Dolayısıyla her durumda "sözleşmede imzam yok, borçlu değilim" sonucuna ulaşılması da doğru değildir.

Asıl belirlenmesi gereken, sözleşmeyi yapan eşin işlemi gerçekleştirirken TMK m. 188 kapsamındaki evlilik birliğini temsil yetkisini kullanıp kullanmadığıdır.


7. "Ailenin Sürekli İhtiyaçları" Nasıl Belirlenmelidir?

Hukuk Genel Kurulunun kararda ayrıntılı biçimde değerlendirdiği konulardan biri de ailenin sürekli ihtiyaçları kavramıdır.

Kanunda bu kavram tek tek sayılmamıştır.

Hukuk Genel Kuruluna göre kapsam belirlenirken her ailenin;

  • sosyal ve ekonomik düzeyi,

  • yaşam biçimi,

  • kültürel durumu,

  • alışkanlıkları,

  • işlemin aile bütçesine getireceği ekonomik yük,

  • ihtiyacın günlük ve olağan nitelikte olup olmadığı

gibi somut özellikler dikkate alınmalıdır.

Kararda;

  • çocuğun eğitiminde kullanılacak kırtasiye malzemelerinin alınması,

  • hastalık hâlinde ilaç alınması,

  • evde zorunlu küçük onarımların yaptırılması,

  • ısınma ihtiyacının karşılanması

gibi harcamalar olağan ihtiyaçlara örnek olarak gösterilmiştir.

Buradaki esas kriter yalnızca harcamanın konusu değildir.

İşlemin ekonomik büyüklüğü ve ailenin karar verme süreci de önemlidir.


8. Her Eğitim Harcaması Aynı Hukuki Sonucu Doğurmaz

Kararın belki de uygulama açısından en önemli noktası budur.

"Çocuğun eğitimi ailenin ihtiyacıdır" tespiti tek başına yeterli değildir.

Hukuk Genel Kurulu, çocuğun kırtasiye ihtiyacının karşılanması ile yüksek ekonomik yük doğurabilecek özel okul sözleşmesinin yapılmasını aynı kategoride değerlendirmemektedir.

Kurula göre işlem;

  • aile ekonomisine olağanüstü bir yük getiriyorsa,

  • günlük ihtiyaçların ekonomik sınırlarını aşıyorsa,

  • eşlerin işlemden önce bir araya gelerek ortak karar vermesini gerektiriyorsa,

  • aile için alışılmışın dışında ekonomik sonuçlar doğuruyorsa,

bu işlemin TMK m. 188/1 kapsamında kendiliğinden "ailenin sürekli ihtiyacı" sayılması mümkün değildir.

Bu yaklaşım oldukça önemlidir.

Çünkü eşlerden birinin yaptığı işlem sürekli ihtiyaç kapsamında kabul edildiğinde, diğer eş sözleşmeyi bizzat imzalamamış hatta işlemden haberdar olmamış olsa bile belirli koşullarda borçtan sorumlu duruma gelebilir.

HGK bu nedenle kanundan doğan temsil yetkisinin dar yorumlanması gerektiğini vurgulamaktadır.


9. Özel Okul Sözleşmesi Neden Olağan Temsil Kapsamında Kabul Edilmedi?

Somut olay bakımından HGK, özel okula kayıt işleminin eşlerden birinin diğerinin bilgisine ve rızasına ihtiyaç duymaksızın gerçekleştirebileceği alelade bir karar niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Kurula göre özel okul sözleşmesi; hem niteliği hem de aile ekonomisine yüklediği ekonomik yük nedeniyle eşlerin ortak karar vermesini gerektirebilecek bir işlemdir.

Bu nedenle olayda babanın yaptığı özel okul sözleşmesinin TMK m. 188/1 kapsamında olağan temsil yetkisinin kullanılması olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir.

Ayrıca somut olayda olağanüstü temsile ilişkin yasal koşulların mevcut olmadığı da belirtilmiştir.

Sonuç olarak, sözleşmeyi imzalamayan eşin sırf evlilik birliği ve ebeveynlik ilişkisi nedeniyle özel okula karşı müteselsilen sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir.


10. TMK m. 327 Bakımından Çok Önemli Ayrım: İç İlişki ve Dış İlişki

Kararın uygulama bakımından en önemli sonuçlarından biri TMK m. 327'nin nasıl yorumlanması gerektiğine ilişkindir.

TMK m. 327 uyarınca:

"Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır."

Ancak HGK'nın çoğunluk görüşüne göre bu hüküm nedeniyle;

"Çocuk için yapılan her türlü sözleşmeden anne ve baba üçüncü kişiye karşı otomatik olarak müteselsilen sorumludur."

sonucuna ulaşılamaz.

Hüküm, anne ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılamakla yükümlü olduklarını ortaya koymaktadır. Ancak bu yükümlülük, üçüncü kişi ile yapılan her sözleşmede sözleşmenin tarafı olmayan eşe kendiliğinden yönelinebileceği anlamına gelmez.

Dolayısıyla iki ilişki birbirinden ayrılmalıdır:

Birinci ilişki: Anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ilişkin yükümlülüğü.

İkinci ilişki: Özel okul gibi üçüncü kişiyle kurulan sözleşmede ücret borcundan kimin sorumlu olduğu.

HGK'nın yaklaşımına göre birinci ilişkinin varlığı, ikinci ilişkide otomatik olarak borçluluk sonucunu doğurmaz.


11. Çocuğun Yasal Temsilcisi Olmak ile Eşi Borç Altına Sokmak Aynı Şey Değildir

HGK ayrıca TMK m. 342 kapsamında anne ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarının yasal temsilcisi olduğuna dikkat çekmiştir.

Bu nedenle anne veya babadan biri çocuğun okula kayıt işlemini gerçekleştirebilir.

Ancak Kurul son derece önemli bir ayrım yapmıştır:

Çocuğu temsil ederek okula kaydettirebilmek ile diğer eşi özel okula karşı borçlandırabilmek aynı hukuki sonucu ifade etmez.

Bir eşin velayet hakkı çerçevesinde çocuk adına işlem yapabilmesi, diğer eşin o işlemin parasal sonuçlarından otomatik olarak üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumlu olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle;

  • TMK m. 327'deki eğitim giderlerini karşılama,

  • TMK m. 342'deki çocuğun temsili,

  • TMK m. 188'deki evlilik birliğinin temsili

birbirinden farklı hukuki kurumlar olarak ele alınmalıdır.


12. "Eş Hâkime Başvurmadıysa Borçtan Sorumlu Olur" Denilebilir mi?

Bölge Adliye Mahkemesinin yaklaşımında davacının, eşinin yaptığı işleme ilişkin olarak hâkim müdahalesini istememesi de önem taşımıştır.

Ancak HGK çoğunluğu bu anlayışı benimsememiştir.

Çünkü TMK m. 190'daki temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması meselesinin tartışılabilmesi için öncelikle söz konusu işlemin evlilik birliğinin olağan temsil yetkisi kapsamında bulunması önemlidir.

HGK'ya göre somut olayda özel okul sözleşmesi başlangıçta TMK m. 188/1 kapsamındaki olağan temsil yetkisine girmediğinden, davacının ayrıca bu temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması için başvurup başvurmadığı belirleyici değildir.


13. Hukuk Genel Kurulunun Sonucu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu sonuç olarak Özel Dairenin bozma kararını benimsemiştir.

Kurula göre somut olayda;

  1. Eğitim sözleşmesini diğer eş imzalamıştır.

  2. Davacı eş sözleşmenin tarafı değildir.

  3. TMK m. 327 tek başına eğitim kurumuna sözleşmede taraf olmayan eşe karşı talepte bulunma hakkı vermemektedir.

  4. Özel okul kaydı, somut olayın özellikleri bakımından ailenin sıradan, sürekli ve gündelik ihtiyaçlarından sayılamaz.

  5. TMK m. 188 kapsamında olağan temsil yetkisinin şartları oluşmamıştır.

  6. Dolayısıyla sözleşmede taraf olmayan eşin diğer eşle birlikte eğitim kurumuna karşı müteselsilen sorumlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı bozulmuştur. Karar 22.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarakverilmiştir.


14. Karşı Oy Görüşü Neden Önemli?

Kararın oybirliğiyle değil, oy çokluğuyla verilmiş olması özellikle belirtilmelidir.

Karşı oyda, müşterek üç çocuğun birden fazla eğitim yılı boyunca aynı özel okulda eğitim gördüğü dikkate alınmıştır.

Karşı oy sahiplerine göre böyle bir durumda çocukların özel okula annenin bilgisi ve rızası dışında kaydettirildiğinin ileri sürülmesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır.

Ayrıca karşı oyda;

  • çocukların eğitim giderlerini anne ve babanın birlikte karşılaması,

  • özel okul giderinin evlilik birliğinin sürekli ihtiyaçları arasında kabul edilmesi,

  • davacının eşinin temsil yetkisinin sınırlandırılması için hâkime başvurmaması,

  • üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin TMK m. 189 hükümleri

birlikte değerlendirilerek annenin de eğitim ücretinden müteselsilen sorumlu olması gerektiği savunulmuştur.

Hatta müşterek üç çocuğun iki yıl süreyle söz konusu eğitim kurumunda öğrenci olması karşısında davacının rıza bulunmadığı yönündeki iddiasının TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı bakımından da sorunlu olduğu karşı oyda ifade edilmiştir.

Bu karşı oy, kararın uygulanmasında somut olayın özelliklerinin neden son derece önemli olduğunu göstermektedir.


15. Karar "Özel Okul Borcundan Diğer Eş Hiçbir Zaman Sorumlu Değildir" Anlamına Geliyor mu?

Hayır. Kararın böyle mutlak bir şekilde yorumlanmaması gerekir.

HGK, özel okul ücretlerinden diğer eşin hiçbir koşulda sorumlu tutulamayacağına yönelik genel ve istisnasız bir kural ortaya koymamaktadır.

Karardaki değerlendirmelerden çıkan esas sonuç; sorumluluğun yalnızca "çocuğun eğitim gideridir" denilerek TMK m. 327'ye dayandırılamayacağıdır.

Her uyuşmazlıkta ayrıca;

  • sözleşmeyi kimin imzaladığı,

  • diğer eşin açık veya örtülü yetkilendirmesinin bulunup bulunmadığı,

  • harcamanın ailenin ekonomik ve sosyal düzeyi içerisindeki yeri,

  • işlemin olağan ihtiyaç kapsamında bulunup bulunmadığı,

  • TMK m. 188 anlamında temsil yetkisinin mevcut olup olmadığı,

  • olağanüstü temsil koşullarının oluşup oluşmadığı,

  • temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak biçimde aşılması gibi TMK m. 189 kapsamında bir durumun bulunup bulunmadığı

ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla hüküm, diğer eş açısından mutlak bir sorumsuzluk kararı değil, sorumluluğun yasal koşullarının ayrıca ispatlanması gerektiğini ortaya koyan önemli bir içtihattır.


16. Kararın İcra Takipleri Açısından Önemi

Karar özellikle özel okul ücretlerinin tahsili amacıyla yürütülen icra takipleri bakımından önem taşımaktadır.

Uygulamada eğitim kurumunun, eğitim sözleşmesini yalnızca anne veya babadan biriyle yapmış olmasına rağmen takip talebinde her iki ebeveyni de borçlu olarak göstermesi mümkündür.

Ancak HGK kararının yaklaşımı esas alındığında, sözleşmede imzası bulunmayan eş bakımından yalnızca;

"Borç müşterek çocuğun eğitim giderinden kaynaklanmaktadır."

denilmesi sorumluluk için başlı başına yeterli değildir.

Alacak iddiasının hukuki dayanağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle sözleşme, kayıt belgeleri, diğer eşin onayı veya yetkilendirmesi, ailenin ekonomik yapısı ve işlemin TMK m. 188 kapsamına girip girmediği uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir.

Bu nedenle sözleşmede imzası bulunmayan eş hakkında başlatılan bir takipte menfi tespit davası ve diğer icra hukuku imkânları değerlendirilirken borcun kaynağının doğru tespit edilmesi kritik önem taşımaktadır.


17. Eğitim Kurumları Açısından Kararın Önemi

Karar yalnızca veliler açısından değil özel eğitim kurumları açısından da önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Özellikle yüksek tutarlı ve uzun süreli eğitim hizmetlerinde, sözleşmenin yalnızca bir ebeveyn tarafından imzalanması ileride tahsilat bakımından uyuşmazlık yaratabilir.

Bu nedenle özel okullar ve eğitim kurumlarının sözleşme aşamasında;

  • sözleşmenin taraflarını açık biçimde belirlemesi,

  • ücret ödeme yükümlülüğünün kime ait olduğunu tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlemesi,

  • gerekiyorsa her iki ebeveynin imzasını veya açık irade beyanını alması,

  • eğitim bedeli ve ödeme planını açıkça göstermesi,

  • müteselsil sorumluluk öngörülmek isteniyorsa bunun hukuki temelini sözleşme kurulurken doğru şekilde oluşturması

uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltacaktır.

Özellikle yüksek bedelli özel okul sözleşmelerinde, tahsilatın daha sonra salt aile hukuku hükümlerine bırakılması önemli bir hukuki risk oluşturabilir.


18. Uygulama Açısından Kararın Ortaya Koyduğu Temel İlkeler

HGK kararından şu temel sonuçlar çıkarılabilir:

1. Eşlerin her borcu ortak değildir

Evlilik, eşlerden birinin gerçekleştirdiği her hukuki işlem nedeniyle diğer eşin otomatik olarak borçlu hâle gelmesine neden olmaz.


2. Ebeveynlik yükümlülüğü ile üçüncü kişiye karşı borçluluk farklıdır

Anne ve babanın çocuğun eğitim giderlerini karşılamakla yükümlü olması, her eğitim sözleşmesinde ikisinin de eğitim kurumuna karşı kendiliğinden müteselsil borçlu olduğu anlamına gelmez.


3. Sözleşmenin nispiliği temel ilkedir

Kural olarak sözleşme, sözleşmenin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurur.


4. Evlilik birliğinin temsili bu ilkenin önemli istisnalarından biridir

TMK m. 188 ve 189'daki şartlar gerçekleşirse eşlerden birinin işlemi diğer eşi de üçüncü kişiye karşı sorumluluk altına sokabilir.


5. Ancak temsil yetkisi sınırsız değildir

"Ailenin sürekli ihtiyaçları" kavramının somut olayın ekonomik ve sosyal özelliklerine göre belirlenmesi gerekir. Temsil yetkisi, diğer eşin iradesi dışında borç altına girmesine yol açabileceği için geniş yorumlanmamalıdır.


6. Her eğitim gideri aynı değildir

Kırtasiye gibi olağan bir eğitim harcaması ile aile bütçesinde önemli yük yaratabilecek uzun vadeli özel okul sözleşmesi aynı kapsamda değerlendirilmeyebilir.


19. Sonuç ve Değerlendirme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/132 E., 2023/100 K. sayılı kararı, aile hukukundan doğan yükümlülüklerle borçlar hukukundan doğan sözleşmesel sorumluluğun birbirinden ayrılması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koymaktadır.

Bir anne veya babanın çocuğunun eğitim giderlerine katılmakla yükümlü olması, üçüncü kişi konumundaki özel okulun yaptığı sözleşmenin kendiliğinden tarafı olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde eşlerden birinin çocuk adına hukuki işlem yapabilmesi ile diğer eşi üçüncü kişiye karşı borç altına sokabilmesi de birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

Özellikle altı çizilmesi gereken nokta şudur:

Çocuğun eğitim giderlerinden anne ve babanın birlikte sorumlu olması, eğitim kurumunun sözleşmeye taraf olmayan ebeveyne kendiliğinden başvurabileceği anlamına gelmez. Üçüncü kişiye karşı borçluluğun doğabilmesi için sözleşmesel veya kanuni sorumluluğun ayrıca hukuki dayanağının bulunması gerekir.

HGK çoğunluğu somut olayda özel okul sözleşmesini, aile ekonomisine getirdiği yük ve kararın niteliği nedeniyle TMK m. 188 kapsamında diğer eşin bilgisi ve rızası aranmaksızın yapılabilecek olağan ve sürekli aile ihtiyaçlarından biri olarak görmemiştir. Bu nedenle sözleşmeyi imzalamayan eş yönünden müteselsil sorumluluk kabul edilmemiştir.

Bu yaklaşım; özel okul ücretleri, eğitim hizmet sözleşmeleri, eşlerin borçlardan sorumluluğu, menfi tespit davaları ve aile birliğinin temsili konusunda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda önemli bir içtihat niteliğindedir.


Önemli Not

Her somut olayın sözleşme içeriği, eşlerin iradesi, verilen yetki, aile ekonomisi, kayıt süreci ve tarafların davranışları farklı olabilir. Bu nedenle kararın "özel okul sözleşmesini imzalamayan eş hiçbir koşulda sorumlu olmaz" şeklinde mutlak bir kurala dönüştürülmemesi gerekir.




Yorumlar


bottom of page