ESER SÖZLEŞMELERİNDE MALZEMENİN KİME AİT OLDUĞU SORUNU
Eser sözleşmelerinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, işin yapımında kullanılan malzeme ile araç ve gereçlerin kime ait olduğudur. Özellikle sözleşmede “malzeme dâhil götürü bedel” denilmesi veya işin başında “malzeme bedeli” açıklamasıyla peşinat ödenmesi, uygulamada kalıp ve iskelelerin de işverene ait olduğu iddiasına dayanak yapılabilmektedir. Oysa hukuki nitelendirmede ödemenin adı tek başına belirleyici değildir; eşyanın esere katılıp katılmadığı, sözleşmedeki devir iradesi ve zilyetliğin hangi amaçla bırakıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Malzeme ile araç-gereç aynı şey değildir
Türk Borçlar Kanunu bakımından ilk ayrım, eserin bünyesine giren malzeme ile eserin meydana getirilmesinde kullanılan araç ve gereç arasındadır.
Malzeme; demir, beton, çimento, tuğla ve harç gibi yapıyla bütünleşen unsurlardır. Bunlar kullanıldıklarında Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesi anlamında yapının bütünleyici parçası hâline gelir.
Araç ve gereç; kalıp panoları, iskele sistemleri, el aletleri ve makineler gibi imalat sürecini mümkün kılan, iş sonunda sökülüp yeniden kullanılabilen ekipmandır. TBK m. 471/4 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça bunları sağlama yükümlülüğü yükleniciye aittir.
Bu nedenle tarafların gündelik dilde “kalıp malzemesi” ifadesini kullanması tek başına belirleyici olmaz. Standart ve yeniden kullanılabilir bir kalıp sistemi, ekonomik işlevi ve fiziksel akıbeti itibarıyla çoğunlukla iş ekipmanıdır. Buna karşılık yapı içinde bırakılan kayıp kalıp veya söküldüğünde ekonomik değerini tümüyle yitiren projeye özgü unsurlar malzeme olarak değerlendirilebilir.
Götürü bedel mülkiyet devri anlamına gelir mi?
TBK m. 480/1 uyarınca götürü bedel kararlaştırıldığında yüklenici, eseri belirlenen bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Kalıp ve iskele tedarikinin bu bedele dâhil olması, yüklenicinin ekipmanı kendi organizasyonu ve maliyetiyle sağlaması; satın alma, kira, nakliye, bakım ve amortisman giderlerini ayrıca talep edememesi sonucunu doğurur.
Ancak bir gider kaleminin sözleşme bedeline dâhil olması, o kaleme konu eşyanın mülkiyetinin karşı tarafa geçtiği anlamına gelmez. Maliyet sorumluluğu ile ayni hak birbirinden farklıdır. İşveren götürü bedeli ödemekle imalatın ve ekipman kullanımının karşılığını öder; açık bir devir hükmü yoksa yüklenicinin yeniden kullanılabilir ekipmanını satın almış olmaz.
“Malzeme bedeli” açıklamalı peşinatın etkisi
İşin başında yapılan ödemenin “malzeme bedeli” olarak adlandırılması da kural olarak sonucu değiştirmez. Böyle bir ödeme çoğu kez götürü bedele mahsup edilen avans niteliğindedir. Mülkiyet devri iddiasının kabulü için hangi eşyanın satın alındığı, faturanın kimin adına düzenlendiği, bedelin hangi mallara tahsis edildiği ve iş sonunda eşyanın kime teslim edileceği açıkça ortaya konulmalıdır.
Taşınır mülkiyetinin devrinde TMK m. 763 uyarınca zilyetlik devrinin yanı sıra mülkiyeti nakletmeye yönelik anlaşma aranır. Ekipmanın şantiyeye getirilmesi, tek başına malik sıfatıyla işverene teslim değildir; çoğunlukla sözleşmenin ifası amacıyla geçici bulundurma ve kullanımdır.
Yargı kararları ne söylüyor?
Belgede incelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemelerin sözleşmedeki kelimelerden çok eşyanın işlevine, tarafların açık iradesine ve şantiyede kalan malzemelerin akıbetine odaklandığı görülmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi: Şantiyede kalan mallar araştırılmalıdır
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/3411 E., 2025/3967 K. sayılı, 20.11.2025 tarihli kararında, şantiye sahasında davalı uhdesinde kaldığı ileri sürülen malzemeler yönünden talebin, bunların başka yüklenicilere ait olduğu şeklindeki soyut savunmayla reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Daire, malzemelerin bedeline ilişkin istemin somut delillerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Bu yaklaşım, şantiyede fiilen bulunmanın mülkiyeti kendiliğinden belirlemediğini göstermektedir. Envanter kayıtları, faturalar, teslim tutanakları, fotoğraflar, delil tespiti ve bilirkişi incelemesi belirleyici olabilir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi: Götürü bedelin sınırı
Belgede yer verilen Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/3273 E., 2017/2565 K. sayılı, 14.06.2017 tarihli kararı, götürü bedelli eser sözleşmesinde yüklenicinin üstlendiği malzeme ve ekipman giderlerini ayrıca isteyemeyeceği yönündeki yaklaşımın dayanakları arasındadır. Bu ilke, yüklenicinin mülkiyetindeki çalışma vasıtalarının bedelini ikinci kez talep etmesini engeller; fakat açık bir mülkiyet devri yoksa ekipmanın işverene ait olduğu sonucunu yaratmaz.
Bölge adliye mahkemesi kararlarından uygulama örnekleri
· İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi, 2021/855 E., 2024/1076 K., 20.11.2024: Sahada kalan alet ve edevatın davalı tarafta bulunduğu kabul edilmiş; yüklenicinin ikinci el bedelini isteme hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Ekipmanın sahada kalması, mülkiyetin işverene geçtiği şeklinde yorumlanmamıştır.
· İstanbul BAM 53. Hukuk Dairesi, 2022/981 E., 2024/1338 K., 18.12.2024: Yüklenicinin sağladığı artan malzemelerin, sözleşmenin ifa sırasında sona ermesi hâlinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre öncelikle aynen, mümkün değilse bedel olarak geri istenebileceği kabul edilmiştir.
· Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, 2024/958 E., 2024/947 K., 05.11.2024: Araç, gereç ve ekipmanın iş bitimine kadar idarenin kullanımına bedelsiz bırakılmasına ilişkin hüküm, mülkiyet devri değil geçici kullanım düzenlemesi olarak değerlendirilmiştir.
· Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, 2020/950 E., 2022/242 K., 15.03.2022: Fesih tarihinde şantiyede bulunan ve bedeli ödenmeyen malzemeler ile işin icrasında kullanılan diğer unsurlar yönünden yüklenicinin alacak talebinin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
· Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, 2020/1161 E., 2022/911 K., 18.10.2022: Malzemelerin yükleniciye ait olduğu götürü bedelli ilişkide ayrıca malzeme bedeli istenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Karar, maliyetin götürü bedele dâhil olması ile mülkiyetin devrinin farklı meseleler olduğunu ortaya koymaktadır.
Uyuşmazlıkta hangi deliller önemlidir?
Kalıp, iskele veya şantiye ekipmanının mülkiyeti tartışılıyorsa yalnızca sözleşmedeki “malzeme” kelimesine dayanmak yeterli değildir. Aşağıdaki deliller birlikte değerlendirilmelidir:
1. Sözleşmede mülkiyetin işverene geçeceğini açıkça belirten bir hüküm bulunup bulunmadığı,
2. Fatura ve irsaliyelerin kimin adına düzenlendiği,
3. Ekipmanın yüklenicinin demirbaş veya amortisman kayıtlarında yer alıp almadığı,
4. Şantiye giriş-çıkış kayıtları, teslim tutanakları ve fotoğraflar,
5. Eşyanın tekrar kullanılabilir olup olmadığı ve yapının bünyesine girip girmediği,
6. Peşinatın götürü bedele mahsup edilip edilmediği,
7. İş sonunda iade, teslim veya bedelsiz bırakma konusunda özel bir düzenleme bulunup bulunmadığı.
İspat yükü ve talep seçenekleri
Genel ispat kuralları uyarınca, ekipmanın mülkiyetinin kendisine devredildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamalıdır. Yüklenici ise kendisine ait ekipmanın işverence alıkonulduğunu ileri sürüyorsa sahipliği, şantiyede kaldığını ve iade edilmediğini somut delillerle göstermelidir.
Koşullara göre aynen iade, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, zilyetliğin korunması, ikinci el rayiç bedeli veya sebepsiz zenginleşme talepleri gündeme gelebilir. Talep türü belirlenirken ekipmanın mevcut olup olmadığı, yıpranma oranı, fesih tarihi ve taraflar arasındaki mahsup ilişkisi ayrıca incelenmelidir.
Sözleşme hazırlanırken nelere dikkat edilmeli?
Uyuşmazlığı önlemenin en etkili yolu, “malzeme” sözcüğünü toplu ve belirsiz biçimde kullanmak yerine eşya gruplarını ayrı ayrı düzenlemektir. Sözleşmede şu hususlara açıkça yer verilmesi yararlı olur:
· Yapının bünyesine girecek sarf malzemelerinin listesi ve bunları kimin sağlayacağı,
· Yükleniciye ait kalıp, iskele, makine ve ekipmanın iş sonunda sökülüp götürüleceği,
· İşveren tarafından satın alınacak ekipmanın türü, miktarı, faturası ve teslim şekli,
· Peşinatın hangi hakedişlere mahsup edileceği,
· Fesih veya tasfiye hâlinde sahadaki malzeme ve ekipmanın nasıl sayılacağı, değerleneceği ve teslim edileceği,
· Kayıp kalıp ve projeye özgü tek kullanımlık unsurların hukuki statüsü.
Sonuç
Eser sözleşmesinde bir kalemin götürü bedele dâhil edilmesi, o kaleme ilişkin maliyetin yüklenici tarafından karşılanacağını gösterir; tek başına mülkiyet devri anlamına gelmez. Aynı şekilde “malzeme bedeli” açıklamalı peşinat da, açık bir satım veya devir düzenlemesi bulunmadıkça, çoğunlukla işin finansmanına yönelik avanstır.
Kalıp ve iskele gibi sökülebilen, yeniden kullanılabilen ve yapıyla bütünleşmeyen unsurlar kural olarak araç-gereç niteliğindedir. Bunların işverene ait sayılabilmesi için sözleşmede açık bir devir iradesi, devir konusu eşyanın belirlenmesi ve mülkiyet geçirme amacıyla zilyetlik devri aranmalıdır. Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları da şantiyede bulunma, bedelin içinde yer alma veya geçici kullanıma bırakılma olgularının tek başına mülkiyet devrini kanıtlamadığını; her olayda sözleşme, faturalar, envanter ve teslim belgelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Kısa kural: Bedelin ödenmesi maliyet ilişkisini, açık devir hükmü ise mülkiyet ilişkisini belirler. Bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.
Sık sorulan sorular
Kalıp malzemesi götürü bedele dâhilse işverenin mi olur?Hayır. Bu kayıt kural olarak ekipman maliyetinin ayrıca talep edilemeyeceğini gösterir. Mülkiyetin geçmesi için açık bir devir iradesi gerekir.
Peşinat “malzeme bedeli” açıklamasıyla ödenmişse sonuç değişir mi?Tek başına değişmez. Ödemenin hangi malların satın alınmasına tahsis edildiği, faturaların kimin adına olduğu ve iş sonunda malların kime bırakılacağının kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı incelenir.
Şantiyede kalan ekipman için ne istenebilir?Somut duruma göre aynen iade veya ekipmanın yıpranmış ikinci el rayiç bedeli talep edilebilir. Delil tespiti ve bilirkişi incelemesi önem taşır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Her somut uyuşmazlık, sözleşme hükümleri ve deliller çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.




Yorumlar