TARAFLARIN BOZMA KARARINA KARŞI ORTAK UYMA TALEBİ MAHKEMEYİ BAĞLAR MI? YARGITAY BOZMASI SONRASI DİRENME YETKİSİNİN SINIRLARI
Yargıtay bozma ilamı üzerine ilk derece mahkemesince yürütülecek usul, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesi çerçevesinde “bozmaya uyma” ve “önceki hükümde direnme” seçenekleri üzerinden şekillenmektedir. Mahkemenin kural olarak bozma ilamına uyup uymama konusunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte, uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olması ve her iki tarafın açık, örtüşen ve duruşma tutanağına geçirilmiş iradeleriyle bozmaya uyulmasını talep etmeleri hâlinde bu yetkinin devam edip etmediği ayrı bir usul hukuku sorunu doğurmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihadında mesele; tasarruf ilkesi, taleple bağlılık, kamu düzeninin re’sen gözetilmesi ve bozma yahut uyma kararıyla doğan usulî kazanılmış hak kavramları birlikte değerlendirilerek çözümlenmektedir. Bu kapsamda belirleyici olan; bozma nedeninin kamu düzenine ilişkin olup olmadığı, taraf beyanlarının ortak ve tereddütsüz nitelik taşıyıp taşımadığı ve mahkemenin daha önce uyma yönünde usulî işlem tesis edip etmediğidir. Aşağıda, mahkemenin direnme yetkisinin sınırları ile ortak uyma talebinin hüküm ve sonuçları, ilgili Hukuk Genel Kurulu kararları ekseninde incelenmektedir.
Bozma Sonrası Mahkemenin Yetkisi Nedir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesi uyarınca mahkeme, Yargıtay bozma kararından sonra tarafları duruşmaya davet eder, beyanlarını alır ve bozmaya uyup uymayacağına karar verir. Genel kural, hâkimin uyma veya direnme konusunda serbest olmasıdır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli, E. 2022/54, K. 2023/510 ve 09.05.2018 tarihli, E. 2016/2322, K. 2018/1035 sayılı kararlarında bu serbest takdir yetkisi açıkça vurgulanmıştır.
İstisna: Tarafların Ortak Uyma Talebi
Medeni yargılamada taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında yargılama devam ederken de tasarruf yetkisine sahiptir. Bu nedenle bozma gerekçesi kamu düzenine ilişkin değilse ve her iki taraf veya vekilleri duruşmada bozmaya uyulmasını talep etmişse, tarafların ortak iradesi mahkemenin direnme yetkisini ortadan kaldırır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2021 tarihli, E. 2017/2775, K. 2021/1219; 21.06.2022 tarihli, E. 2019/702, K. 2022/958 ve 30.03.2022 tarihli, E. 2021/921, K. 2022/435 sayılı kararlarında bu ilke benimsenmiştir.
Bu noktada üç koşul birlikte aranır:
· Bozma gerekçesi kamu düzenine ilişkin olmamalıdır.
· Her iki tarafın iradesi bozmaya uyulması yönünde birleşmelidir.
· Uyma talebi açık, tereddütsüz ve duruşma tutanağına geçmiş olmalıdır.
Kamu Düzeni Söz Konusuysa Ne Olur?
Tarafların ortak talebi her durumda mahkemeyi bağlamaz. Görev, kesin yetki, hak düşürücü süre veya hâkimin kendiliğinden gözetmek zorunda olduğu emredici kurallar gibi kamu düzenine ilişkin konularda mahkeme, taraflar bozmaya uyulmasını istese dahi direnebilir. Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli, E. 2017/1125, K. 2020/91 sayılı kararında, bozma sebebinin re’sen gözetilecek bir hususa ilişkin olması nedeniyle tarafların ortak uyma talebine rağmen direnmenin mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Tek Tarafın Uyma Talebi Yeterli midir?
Yerleşik içtihatlarda bağlayıcılık esas olarak tarafların ortak ve örtüşen iradesine dayandırılmaktadır. Taraflardan yalnızca birinin bozmaya uyulmasını istemesi, diğer tarafın duruşmaya katılmaması veya açık bir beyanda bulunmaması hâlinde mahkemenin direnme yetkisi kural olarak devam eder. Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2011 tarihli, E. 2011/593, K. 2011/726 sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir.
Bozmaya Uyma Kararından Dönülebilir mi?
Mahkemenin bozmaya uyma yönünde ara karar vermesi, taraflardan biri lehine usulî kazanılmış hak doğurur. Bu nedenle mahkeme daha sonra uyma kararından dönerek direnme kararı veremez. Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2023 tarihli, E. 2023/356, K. 2023/524 ve 20.09.2022 tarihli, E. 2022/594, K. 2022/1121 sayılı kararları ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli, E. 2023/6787, K. 2023/6442 sayılı kararı bu ilkeyi teyit etmektedir.
Uygulamada Vekiller İçin Neden Önemlidir?
Bozma sonrası duruşmada kullanılacak ifade, sonraki kanun yolu incelemesini doğrudan etkileyebilir. Uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin olmadığı düşünülüyorsa, taraf vekillerinin beyanlarını açık biçimde tutanağa geçirtmesi gerekir. “Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep ediyoruz” şeklindeki tereddütsüz bir beyan, karşı tarafın da aynı yöndeki talebiyle birleştiğinde mahkemenin direnme alanını sınırlar. Buna rağmen direnme kararı verilirse konu, temyiz incelemesinde ön sorun olarak ele alınabilir ve karar işin esasına girilmeden usulden bozulabilir.
Sonuç
Yargıtay bozma kararından sonra mahkemenin uyma veya direnme konusunda serbest olması genel kuraldır. Ancak bozma nedeninin kamu düzenine ilişkin olmadığı ve her iki tarafın da bozmaya uyulmasını açıkça istediği hâllerde mahkemenin direnme yetkisi sona erer. Mahkemenin ortak iradeye rağmen direnmesi, tasarruf ilkesi ve usulî kazanılmış hakla bağdaşmaz; böyle bir kararın ön sorun kapsamında usulden bozulması gerekir. Bu nedenle bozma sonrası duruşmalarda taraf beyanlarının kapsamı, açıklığı ve tutanağa doğru geçirilmesi dava stratejisinin kritik unsurlarından biridir.






Yorumlar