top of page

İPOTEKLİ TAKİPTE MUACCELİYET İHTARI GÖNDERİLMEMESİ TAKİBİN İPTALİNİ GEREKTİRİR

3 saat önce
3 dakikada okunur
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2 Temmuz 2026 tarihli kararıyla ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye muacceliyet ihbarı gönderilmeden başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibin yalnızca icra emri yönünden değil, bütünüyle iptal edilmesi gerektiğine hükmetti. Karar, İcra ve İflas Kanunu’nun 150/ı ve 68/b maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturması ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin şikâyet süresine ilişkin görüş değişikliğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor.

Kararın Künyesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Esas No: 2026/116

Karar No: 2026/5017

Karar Tarihi: 02.07.2026

İncelenen Karar: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 08.10.2025 tarihli, 2025/791 E. ve 2025/1343 K. sayılı kararı


Uyuşmazlığın Arka Planı

Alacaklı banka, kredi alacağı ve limit ipoteğine dayanarak kredi borçlusu ile ipotek veren taşınmaz malikleri hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlattı. Şikâyetçi borçlular, diğer itirazlarının yanı sıra hesap kat ihtarının kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek takibin iptalini istedi. İlk Derece Mahkemesi, şikâyetçiler aleyhine düzenlenen icra emrinin iptaline karar verirken takibin tümden iptali talebini reddetti. Tarafların istinaf başvuruları da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildi.


Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi

İİK’nın 150/ı maddesi, belirli kredi ilişkilerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılabilmesini; hesap özeti, tazmin talebi veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın kanunda gösterilen adrese noter aracılığıyla gönderildiğinin ya da İİK’nın 68/b maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığının noter tasdikli örneğiyle ortaya konulmasına bağlamaktadır. Bu belgeler ibraz edildiğinde icra müdürü İİK’nın 149. maddesi uyarınca işlem yapabilir.


İpotek veren üçüncü kişi bakımından ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi önem taşır. Üçüncü kişiye hesap özeti gönderilmesi zorunlu olmasa da alacağın kendisinden istenmesi, diğer bir ifadeyle muacceliyet ihbarının yapılması gerekir. Bu ihbar yapılmadıkça borç, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi yönünden muaccel hâle gelmez ve bu kişi hakkında icra takibi başlatılamaz. İİK’nın 150/ı maddesinin son cümlesi uyarınca hesap özetinin, tazmin talebinin veya ihtarın üçüncü kişiye tebliği ya da tebliğ edilmiş sayılması, TMK’nın 887. maddesindeki ödeme isteminin yerine geçer.


İcra Emrinin İptali Değil, Takibin İptali

Yargıtay, somut olayda ipotekli taşınmaz maliki olan şikâyetçilere muacceliyet ihbarı gönderilmeden ilamlı takip başlatıldığını tespit etti. Daireye göre ihtarın kanuni koşullara uygun şekilde yapılması, ipotek akit tablosunun ilam niteliğinde belge kabul edilerek ilamlı takip yürütülebilmesinin şartıdır. Bu şart gerçekleşmemişse sorun yalnızca icra emrindeki bir eksiklikten ibaret değildir; ilamlı takibin dayanağı hukuken oluşmamıştır. Dolayısıyla verilmesi gereken karar, icra emrinin iptali değil, şikâyetçi ipotek malikleri yönünden takibin iptalidir.


Şikâyet Süresi Bakımından Görüş Değişikliği

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin önceki uygulamasını değiştirdiğini açıkça belirtmesidir. Daire daha önce hesap kat ihtarı hiç gönderilmemiş veya tebligat yapılmamışsa şikâyeti süresiz; tebliğ işlemi usulsüzse süreli kabul etmekteydi. Yeni yaklaşıma göre ise İİK’nın 150/ı maddesinde öngörülen tebligat, ilamlı takibin bir takip şartıdır. Usulsüz yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu ve bu eksikliğe dayanan şikâyetin İİK’nın 16/2. maddesi kapsamında süresiz incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.


Kararın Uygulamaya Etkileri

·         Bankalar ve diğer kredi kuruluşları bakımından: İlamlı ipotek takibine geçilmeden önce asıl borçluya ve somut olayın niteliğine göre ipotekli taşınmaz malikine yapılması gereken bildirimlerin varlığı, adresi ve tebliğ şekli titizlikle denetlenmelidir.

·         İpotek veren üçüncü kişiler bakımından: Muacceliyet ihbarı yapılmadan başlatılan takipte yalnızca icra emrinin değil, kendileri yönünden takibin tamamının iptali istenebilir.

·         Şikâyet süresi bakımından: Karar, usulsüz tebligata dayalı bu tür şikâyetlerin de takip şartı eksikliği nedeniyle süresiz incelenebileceği yönünde önemli bir içtihat değişikliğine işaret etmektedir.

·         Limit ipotekleri bakımından: İpoteğin limit ipoteği olması, kanunda aranan ihtar ve tebligat şartlarını ortadan kaldırmaz.


Sonuç ve Değerlendirme

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2026/5017 sayılı kararı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte muacceliyet ihbarının tali bir tebligat işlemi değil, takibin hukuki temelini oluşturan zorunlu bir takip şartı olduğunu vurgulamaktadır. Şartın yerine getirilmemesi hâlinde işlem yalnızca icra emri düzeyinde sakatlanmamakta; ilgili ipotek maliki yönünden takibin tamamı geçersiz hâle gelmektedir. Ayrıca usulsüz tebligat iddiasının süresiz şikâyet kapsamında değerlendirilmesi, kesinleştiği düşünülen birçok takip dosyasında yeniden hukuki inceleme yapılmasını gündeme getirebilecek niteliktedir.


Not: Bu yazı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 02.07.2026 tarihli, 2026/116 E. ve 2026/5017 K. sayılı kararının genel hukuki değerlendirmesini içermektedir. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, takip dosyasındaki kredi sözleşmesi, ipotek akit tablosu, ihtar ve tebligat evrakı birlikte incelenmelidir.





Yorumlar


bottom of page