top of page

SEMBOLİK TALEPLE TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE DAVA AÇILABİLİR Mİ?

15 saat önce
3 dakikada okunur
Tüketici uyuşmazlıklarında görevli başvuru merciinin belirlenmesi, yalnızca talep sonucunda yazılan rakama indirgenemeyecek kadar önemli bir usul meselesidir. Özellikle zararın miktarının dava açılırken tam olarak belirlenemediği hâllerde kısmi dava veya belirsiz alacak davası açılması, tüketici hakem heyeti ile tüketici mahkemesi arasındaki görev ayrımını tartışmalı hâle getirebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12 Mayıs 2026 tarihli kararı; ayıplı akaryakıt nedeniyle araçta meydana geldiği ileri sürülen zararların tazmini isteminde, sembolik tutarlar üzerinden açılan davada mahkemenin nasıl hareket etmesi gerektiğine açıklık getirmektedir.

Karar künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5731 E., 2026/2980 K., 12.05.2026 T.


Uyuşmazlığın Arka Planı


Davacı, düzenli olarak aynı istasyondan aldığı motorinin yüksek oranda su içermesi nedeniyle aracında arızalar oluştuğunu ileri sürmüştür. Bu kapsamda tamir ve işçilik gideri, değişen parça bedeli, araç ikame bedeli ve araçtaki değer kaybı için ayrı ayrı 100 TL talep etmiş; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur.

Davalılar ise akaryakıtta veya araçta kendilerine yüklenebilecek bir ayıp ve kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.


İlk Derece ve İstinaf Mahkemelerinin Yaklaşımı


İlk Derece Mahkemesi, toplam 400 TL olarak gösterilen dava değerinin tüketici hakem heyetine başvuru için öngörülen parasal sınırın altında kaldığını değerlendirmiştir. Davacının tüketici hakem heyetine başvurmadan doğrudan dava açabilmesi için dava değerini, davanın açıldığı tarihte geçerli görev sınırı olan 104.000 TL veya üzerinde göstermesi gerektiği gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi de kısmi ve belirsiz alacak taleplerinin toplam 400 TL üzerinden ileri sürüldüğünü, bu nedenle önce tüketici hakem heyetine başvurulmasının zorunlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.


Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi


Yargıtay, uyuşmazlığın ayıplı hizmet nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olduğunu tespit etmiş; davacının tüketici hakem heyeti yerine tüketici mahkemesinde kısmi ve belirsiz alacak davası açtığına dikkat çekmiştir.


Daireye göre davacı, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini istiyorsa dava değerini mahkemenin görevli olacağı seviyede, en azından tüketici mahkemesinin görev sınırı kadar göstermek zorundadır. Ancak bu eksiklik, davanın doğrudan usulden reddedilmesini gerektirmez. Mahkeme öncelikle davacıya süre vermeli, talep ettiği miktarı açıklamasını sağlamalı ve bundan sonra görev konusunda bir karar vermelidir.

Bu nedenle Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.


Kararın Hukuki Önemi


Karar, görev sınırının yalnızca dava dilekçesinde sembolik olarak gösterilen tutarlara bakılarak mekanik biçimde belirlenemeyeceğini göstermektedir. Zarar kalemlerinin bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir olması, davacıyı görevli mercii ortaya koyacak bir dava değeri açıklama yükümlülüğünden tamamen kurtarmamaktadır.


Bununla birlikte kararın asıl önemi, mahkemenin eksik veya tereddütlü dava değeri karşısında hemen usulden ret kararı veremeyeceğini ortaya koymasıdır. Davacıya talebini açıklaması için süre verilmesi; hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi ve mahkemeye erişim hakkı bakımından koruyucu bir yaklaşım oluşturmaktadır.


Uygulama Bakımından Çıkarımlar


  • Kısmi dava veya belirsiz alacak davası açılması, tüketici hakem heyetine ilişkin parasal görev sınırını kendiliğinden bertaraf etmez.

  • Davacı, tüketici mahkemesinde dava açıyorsa talebin toplam ekonomik değerini ve neden bu aşamada kesin olarak hesaplanamadığını açıkça ortaya koymalıdır.

  • Mahkeme, dava değerinin belirsiz ya da yetersiz gösterildiğini düşündüğünde doğrudan usulden ret yerine önce açıklama için süre vermelidir.

  • Dava dilekçesinde zarar kalemleri, talebin hukuki niteliği ve görev sınırı arasındaki ilişki özenle kurulmalıdır.


Sonuç


Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bu kararı, tüketici uyuşmazlıklarında görev meselesi ile belirsiz veya kısmi talep arasındaki ilişkiye önemli bir usul güvencesi getirmektedir. Mahkemeler, dava değerine ilişkin eksikliği davacıya açıklattırmadan davayı usulden reddetmemelidir. Buna karşılık davacılar da sembolik taleplerle tüketici mahkemesinin görev alanına girildiği varsayımına dayanmamalı; uyuşmazlığın gerçek ekonomik boyutunu ve talep türünü somut biçimde açıklamalıdır.



Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut uyuşmazlık bakımından hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.





Yorumlar


bottom of page