İŞ KAZASI TAZMİNATI | Avukat Özgür GÜL

   İŞ KAZALARINDAN KAYNAKLANAN

    MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13'üncü maddesinde hangi hal ve durumlarda meydana gelen kazanın iş kazası sayılacağı düzenlenmiştir. Maddeye göre,  sadece iş sözleşmesi ile çalışanlar değil, aynı zamanda bağımsız çalışanalar da kapsam içine alınmış olsa da esas itibari ile yapılan düzenleme iş sözleşmesine tabi olarak çalışanları kapsamaktadır. Bağımsız çalışanlar ancak yürüttükleri iş nedeni ile bir kazaya uğramaları halinde bu kaza da iş kazası sayılabilecektir. 

İş Kanunu'nun 13'ünü maddesine göre iş kazası :

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışıyorsa yürütmeke olduğu iş nedeniyle,

  • Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

  • Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanda

  • Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

 

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

İş kazası sonucunda sigortalının, bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması gerekmektedir. Bu şekildeki zararın hemen kaza anında ortaya çıkması zorunlu değildir. İlliyet bağı bulunduğu sürece, kazadan bir süre sonra ortaya çıkan zararlarında iş kazası sonucu ortaya çıktığı kabul edilecektir.Eşyaya ilişkin zararlar iş kazası kapsamında kalmamaktadır. Kazanın sigortalının kusuru ile meydana gelmesi sonucu değiştirmez. Meydana gelen kaza yine iş kazası sayılacaktır ve fakat bu durumda SGK tarafından yapılacak ödemelerde kesinti yapılabilir ve tazminat hesaplamalarında kusur oranında düşüşler olabilir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bir kazanın iş kazası olarak sayılması için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4'üncü maddesine göre sigortalı sayılan ya da yine aynı kanunun 5'inci maddesine göre iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının kapsamına giren bir kişi olmalı ve bu kişi yine Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13'üncü maddesinde sayılan hallerden birinde bir kazaya uğramalı ve bu kaza sonucu bedenen veya ruhen zarara uğramalı ve yine kaza ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Tüm bunların yanısıra: sigortalının veya yakınlarının, iş kazası sonucu SGK tarafından yapılacak yardımlardan faydalanabilmesi için, kazanın SGK'ya bildirilmesi ve meydana gelen kazanın da SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu kabulden sonra, işverene karşı açılan tazminat davalarında, SGK tarafından karşılanan zararların tazminattan düşmesi gerekmektedir. 

İş kazası SGK'ya bildirilmeden ve kazanın iş kazası olarak tespiti yapılmadan önce işverene karşı tazminat davası açılması durumunda, açılan davada davacılara süre verilerek, kuruma başvurmaları ve olayın iş kazası olarak tespit edilip, sürekli iş göremezlik oranının tespit edilmesi halinde davaya devam edilmesi ya da mahkeme tarafından görülmekte olan davada SGK ve işveren aleyhine tespit davası açılması için davacılara süre verilerek, açılacak tespit davasının tazminat davasında bekletici mesele yapılması yoluna gidilecektir.

Bununla birlikte, işverenler meydana gelen iş kazasını iş kazasının meydana geldiği yer kolluk kuvvetine ve SGK'ya en geç kazadan sonraki 3 işgünü içinde bildirmek zorundadırlar. Bağımsız çalışanların ise iş kazasını, bir ayı geçmemek kaydıyla rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç işgünü içinde SGK'ya bildirmesi gerekmektedir.

İş Kazasından Kaynaklanan ve İşverene Karşı açılacak Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu

İş kazalarının engellenmesi amacı ile Kanun Koyucu, İş Kanunu'nda işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri alması gerektiğini belirtmiş ve bunu işçiyi gözetme borcu olarak düzenlemiştir. İş Kanunu'nun 77'nci maddesi emredici bir düzenleme olup, getirilen düzenleme ile, işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlü kılınmıştır. Hatta öyle ki işverenin, sadece kanunda sayılan önlemleri değil, bilim ve tekniğin o anda gerektirdiği tüm önlemleri alması gerekmektedir. İşverenin ekonomik olarak yetersiz olması ya da tecrübesizliği ve bilgisizliği bu yükümlülüğümü yerine getirmesine engel teşkil etmeyeceği gibi, işveren bu gerekçe ile sorumluluktan da kurtulamayacaktır. İşverenin alması gereken önlemler hakkaniyete göre değil bilim ve tekniğin gereklerine göre belirlenecektir. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemeler, işyerinde çalışan çırak ve stajyerler için de uygulanacaktır.

Tüm bunların yanısıra, işverenin, işyerinde iş kazasına karşı gerekli tüm önlemleri almasının yanında, aldığı bu önlemlere işçiler tarafından uyulup uyulmadığının da denetlemesi gerekmektedir. İşverenin işçiyi karşılaşabileceği riskler bakımından bilgilendirmesi, işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermesi gerektiği gibi, bu eğitimin verilmesi aynı zamanda İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik gereğince zorunludur da.

İşçilerin bu eğitimlere katılması zorunlu olduğu gibi, işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kurallarından vazgeçmeleri ya da bu yöndeki eğitimleri veya önlemleri istemedikleri belirtmeleri de mümkün değildir. Zorunlu olan bu eğitimlere işçinin katılmaması, meydana gelen iş kazasında kusurun tespitinde işçi açısından kusur olarak belirlenecektir. Yine işveren açısından ise, işçinin iş güvenliği kurallarına uymaması, haklı nedenle iş akdinin feshi sebebi olacaktır.

İş Kazasından Kaynaklanan ve İşverene Karşı açılacak Maddi Tazminat Davası

İşçinin iş kazası sonucu ölmesi veya sakatlanması sonucu, işçi SGK tarafından karşılanmayan maddi zararlarının işveren tarafından karşılanmasını talep edebilecektir. Bu kapsamda işçi işverenden,

  • İş kazası nedeni ile yapmış olduğu masrafları (tedavi masrafları vs)

  • Çalışma gücünün azalması ya da kalkması sonucu uğradığı zararları

  • Ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararları

talep edebilecektir.

Meslekte Kazanma Gücü Kaybı

İş kazası sonucu işçinin bu kazaya uğramasaydı ne durumda olması gerekiyor ise o durumun sağlanması amacıyla uğradığı tüm gelir kaybı tazminat olarak işçiye ödenecektir.

İş kazasından doğan maddi tazminat davalarında tazminatın belirlenmesinde, tarafların kusur oranlarının etkisi çok büyüktür. Yargıtay, işverenin sorumluluğunu kusursuz sorumluluk olarak kabul etse de ödenecek tazminatın hesabında işveren kusur oranını dikkate almaktadır. Kusur oranı uzman bilirkişiler tarafından saptanmaktadır. Ancak mahkemeler, aldıkları raporlarla bağlı değildirler. Hakim, hal ve şartların durumuna göre, kusurun ağırlığına göre tazminatın çeşidini ve kapsamını belirleyecektir. Kusurun hem işçide ve hem de işverende olması durumunda müteferrik kusur hükümleri uygulanacaktır. 

İşverenin kusuru iş güvenliği hükümlerine aykırı davranmasıyla yani gerekli önlemleri almaması, işçileri denetlememesi, eğitmemesi durumunda söz konusu olur. işçi açısından kusur ise, işverenin aldığı önlemlere uymaması ve bu yöndeki talimatlara aykırı davranması durumunda ortaya çıkar. İşçi ve işverenin kusuru, kaza sonrası davranışlarıyla zararın artmasına sebebiyet vermeleri şeklinde de gerçekleşebilir.

Bir iş kazasının, tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması durumunda hakim, işverenin sorumluluğu hakkaniyet ölçüsünde saplamalıdır.İşverene biraz daha sorumluluk verilmesi, sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay, iş kazası sonucu işverenin sorumlu olacağı tazminat miktarı belirlenirken, işverenin ekonomik durumundan da göz önüne alınması gerektiğini belirtmektedir.

İş kazası sonucu meydana gelen zararların bit kısmı kaza anında (işlemiş zarar) bir kısmı ise gelecekte ortaya çıkacağından (işleyecek zarar) iki ayrı kalem olarak hesaplama yapılır. İşçinin özellikleri bakımından hüküm tarihindeki durumuna göre hesaplama yapılırken; işçinin aldığı ücreti bakımından kaza anındaki ücret hesaplamalara esas alınır.

İşçinin zararının hesaplanmasında işlemiş ve işleyecek zararlar ayrı ayrı hesaplanmaktadır. İşleyecek zarar da kendi içerisinde iki ayrı bölümde ele alınmaktadır. Buna göre işçinin iş görebilme çağındaki zararına aktif dönem zararı, işçinin çalışma çağının bitimi ve yaşam süresinin sonuna kadar dönemki zararında da pasif dönem zararı denilmektedir. 

Kaza geçiren işçinin çalışma gücünün azalması durumunda, işçi çalışma gücünün tümden yitirmediği için, işçinin çalışma gücü kayıp oranına göre tazminat hesaplamasının yapılması gerekmektedir. 

İşçinin sakat kalması durumunda, artık çalışamayacak olmasından dolayı, kaza tarihindeki son ücreti üzerinden yoksun kalacağı maddi menfaatler hesaplanır. Burada önemle dikkat edilmesi gereken konu, işçinin ömrünün sonuna kadar aynı maaşı alıp alamayacağıdır. Burada işçinin aylık maaşı yıllık %10 artırılmak sureti ile hesaplamalar yapılırken, bu kez de diğer taraftan işçinin maaşına peşin olarak kavuşmasından ötürü, tazminat hesaplamalarında yıllık hakettiği rakama %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplamalar yapılacaktır.

İşçinin, iş görebilme çağının bitimi ile ölümüne kadar geçecek pasif dönemde, işçinin artık yaşlılık aylığına hak kazandığının varsayıldığı dönemdir. İşçinin bu dönemdeki maddi zararı, işçinin 60 yaşına geldiği tarihte 5510 sayılı kanun kapsamında alması gereken yaşlılık aylığı hesaplanacak ve akabinde bulunan rakamın yıllığa çevrilerek, üzerine sosyal yardım zammının eklenmesi ile bulunan miktara yaşam süresi boyunca her yıl %10 artırım ve %10 iskonto oranları uygulanarak tazminat hesaplanır.

İşçinin uğramış olduğu zararları talep etmesi halinde, sağlamış olduğu yararların da hesaplanan zarar miktarından indirilmesi gerekmektedir. Yine işçinin maluliyet oranı ve bulunan brüt zarar çarpılarak işçinin gerçekte iş kazası sonucu uğradığı zarar bulunabilir.  Bununla birlikte, işçiye SGK tarafından sağlanan sağlık yardımları, geçici veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması veyahut da maluliyet aylığı bağlanması ile elde ettiği yararlar hesaplanan miktardan düşürülecektir.  İşçi SGK tarafından karşılanmaya sağlık yardımlarının tazmini amacı ile işverenden maddi tazminat talebinde de bulunabilir.

Sigortalının iş kazası sonucu çalışamadığı her gün için SGK tarafından yapılan parasal yardıma geçici iş göremezlik ödeneği denilmektedir. Geçici iş göremezlik ödeneğinin miktarı ayakta tedavilerde işçinin günlük ücretinin 2/3'ü yatarak tedavilerde ise 1/2'sidir. İşçi iş göremez duruma düşmüş ise SGK, sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlar. Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için, meslekte kazanma gücü kaybının en az %10 olması gerekmektedir. Bunun yanısıra meslekte kazanma gücünü en az %60 oranında kaybeden sigortalıya şartları sağlanmış ise, SGK tarafından malullük aylığı bağlanır. Sigortalı hem malullük aylığı hem de sürekli iş göremezlik geliri almaya hak kazanmış ise, bunlardan yüksek olanının tamamını, düşük olanının ise 1/2'sini alabilir. 

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

İş kazasına uğrayan işçinin ölmesi halinde, işçini ölümü ile onun desteğinden yoksun kalanlar, işverenden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler. Destekten yoksun kalma talep hakkı, mirasçılık sıfatından bağımsız bir hak olduğundan, ölen işçiden hak sahiplerine geçen bir hak değildir. Bu nedenle de ölen işçinin ölmeden önce dava hakkından fesat etmesi, işverenle sulh sözleşmesi yapması, destekten yoksun kalanların tazminat taleplerini etkilemez. 

İş kazası sonucu ölen işçi, geride kalanların geçimini kanunen zorunlu olmasa bile kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde fiilen ve düzenli olarak yardımda bulunuyorsa ve ölüm olayı gerçekleşmeseydi bu yardımlarını sürdüreceği konusunda güçlü bir olasılık bulunuyorsa, destek sayılır. Destek, para ya da ayni yardım şeklinde olabileceği gibi, hizmet şeklinde de gerçekleşebilir.

Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, iş kazası sonucu işçi ölmeseydi, desteklenenlere ne kadar süre yardımda bulunacağının belirlenmesi gerekmektedir. Sürenin hesabında : Ölen işçinin yardım sağlayacağı süre ve desteklenenin destek ihtiyacının devam ettiği süre tespit edilecektir. İşçinin destek sağlayacağı süre, iş kazası sonucu ölüm olayı gerçekleşmeseydi muhtemel yaşam süresi kadardır. İşçinin yaşam süresi PMF tablosuna göre belirlenir ve bu süre için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanır. Ölüm sonucu desteğini yitiren kişinin elde ettiği çıkarların zarardan indirilmesi gerekmektedir. Bunlar, desteklenen kimse ölenin mirasçısı ise elde ettiği miras, sağ kalan eşin evlenme olasılığı, özel sigortadan elde edilen tazminatlar, destek için artık yapılması gerekmeyen giderler, SGK tarafından bağlanan ve rücuya tabi giderlerin peşin sermaye değeri, varsa ölen işçinin kusuru ve hakimin hakkaniyet gereği yapacağı indirimlerdir.

Manevi Tazminat

İş kazalarında işçi bedensel veya ruhsal bir zarara uğramakta ya da iş kazası sonucu ölüm gerçekleşmektedir. Bu durumda, manevi tazminatın koşulları gerçekleşmiş ise, işçi ya da işçinin iş kazası nedeni ile ölümü halinde yakınları maddi tazminatın yanı sıra, manevi tazminat da talep edebilirler. İşverenin manevi tazminat sorumluluğu, kusuru bulunmadığı durumlarda da devam etmektedir. İşveren illiyet bağı bulunması koşuluyla, kusuru olmasa bile kusursuz sorumluluğu söz konusu olduğu hallerde manevi tazminattan sorumlu olur. Olayın işçinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması durumunda da manevi tazminat talep edilebilir.

Manevi tazminatın takdirinde malvarlığındaki bir eksilmenin söz edilemeyeceğinden, burada hakimin takdir hakkı çok önemli bir yer tutar. Hakim manevi tazminatı Türk Medeni Kanunu madde 4 uyarınca hukukla ve hakkaniyetle sınırlı olarak tayin edecektir. İş kazasının oluşumunda kusur tamamen işçiye ait ise, işçi ve yakınları manevi tazminat talep edemezler. İşçinin kusurunun işverenin kusura oranla çok daha ağır olması durumunda da işçi veya yakınları manevi tazminat talep edemezler. Yargıtay da kimse kendi kusurundan yararlanamaz kuralına dayanarak bu durumlarda manevi tazminat talebini reddetmektedir.