top of page

HASAR TESPİT İŞLEMİNE KARŞI AÇILAN DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU'NUN 15.11.2016 TARİH, 2015/548 ESAS VE 2016/2937 KARAR SAYILI İLAMI

Davacının talebinin hasar tespit işleminin iptaline yönelik olduğu anlaşıldığından, 7269 sayılı Kanun'un anılan hükümleri karşısında, asıl işlemlerin hazırlayıcısı, diğer bir ifade ile ön işlem niteliğinde bulunan ve bu hali ile idari davaya konu edilmesi olanaklı bulunmayan tespit işlemine karşı açılan davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ısrar kararında hukuki isabet görülmediğine oy çokluğu ile karar verilmiştir.


İstemin Özeti: Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 günlü, E:2014/461, K:2014/1259 sayılı ısrar kararının, davalı İdare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: ……

Düşüncesi: Mahkemelere başvuruda bulunmak için yerine getirilmesi gereken usuli işlemler ve riayet edilmesi gereken kurallarla ilgili düzenlemeler, adaletin tecellisinin ve bilhassa hukuki güvenliğe saygının temin edilmesini amaçlamaktadır. Elbette mahkemeye erişim hakkının mutlak olmayıp, özellikle bir başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin koşullarla ilgili olarak zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi olabildiğine, zira erişim hakkının doğası gereği devlet tarafından bir düzenlemeyi gerektirdiğine ve devletin bu konuda belirli bir takdir payına sahip olduğuna dikkat edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Mesutoğlu - Türkiye" kararında açık olarak belirttiği üzere; usul hükümleri ile getirilen kısıtlamalar, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememelidir. Ayrıca mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamalar, ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1 maddesi ile bağdaşabilir. Bu itibarla bakılan dava da; hak sahipliğine ilişkin hukuki sürecin tamamlanmış olduğu, hak sahibi kabul edilenlerin 7269 sayılı Kanun çerçevesinde afet yardımlarından faydalandığı, davacının ise idarece konutunun metruk olarak tespit edilmesi neticesinde bu hakkı elde edemediği, kanuni düzenlemeler ışığında dava tarihi itibariyle davacı hakkında 7269 sayılı Kanun kapsamında tesis edilecek yeni bir işlem de bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının 19/08/2008 tarihli başvurusunun hak sahibi olmaya yönelik bir başvuru olduğu, aksi yönde bir kabul halinde davacının mahkemeye bir başvuru da bulunmasının olanaklı olamayacağı, bu durumun ise adil yargılanma hakkının özünü zedeleyeceği, bu çerçeve de anılan başvuruya verilen red cevabının da davacının hak sahipliğine ilişkin, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu düşüncesiyle temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; davacının, Elazığ İli, Maden İlçesi, …… Köyünde bulunan konutunun 21.02.2007 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünden bahisle yapılan hasar tespit çalışmaları sırasında evinin değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu belirterek mağduriyetinin giderilmesi talebiyle yapmış olduğu 19/08/2008 tarihli başvurunun reddine ilişkin 19.08.2008 tarih ve 2744 sayılı davalı idare işleminin; haksız ve hukuka aykırı olduğu, söz konusu konutun kendisi tarafından kullanıldığı iddialarıyla iptali istemiyle açılmıştır.

Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nin; 16/02/2012 günlü, E: 2008/1437, K: 2012/137 sayılı kararıyla; hak sahipliği çalışması yapılabilmesinin ön koşulu olarak ilan edilen süre içerisinde talep ve taahhütname vermenin zorunlu olduğu, hak sahibi olabilmek için ise, ilgililerin kendilerine ait konutlarının afet nedeniyle yıkılmış veya oturulamayacak derecede ağır hasar görmesi yeterli olup ayrıca fiilen kullanılmanın zorunlu olmadığı, mülkiyet ilişkisinin ispatlanması ve hasar görmeden önce, konutun oturulabilecek nitelikte bulunması durumunda, ilgililerin hak sahibi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu kapsamda, davacının Elazığ İli, Maden İlçesi, …… Köyünde bulunan konutunun 21.02.2007 tarihinde meydana gelen depremde, ağır hasar gördüğünden bahisle, hak sahibi olarak kabul edilme talebiyle yapmış olduğu başvurunun, davacıya ait konutun "değerlendirme dışı(terk)" olarak tespiti yapıldığından bahisle, reddine ilişkin 19.08.2008 tarih ve 2744 sayılı dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin 27/11/2012 günlü, E:2012/5200, K:2012/8695 sayılı kararıyla; davanın hasar tespit raporuna yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptaline ilişkin olduğu, asıl işlemlerin hazırlayıcısı, diğer bir ifade ile ön işlem niteliğinde bulunan ve bu hali ile, idari davaya konu edilmesi olanaklı bulunmayan tespit işlemine karşı açılan davanın, incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan incelenmesi sonucu verilen Mahkeme kararında, hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak, dava konusu işleme esas başvuru dilekçesinde konutunun değerlendirme dışı tutulmasına itiraz edildiği ve hak sahipliğinin amaçlandığı, başvuruya cevaben de değerlendirme dışı bırakılma hususunun teyit edildiği ve bu nedenle "terk" tespiti yapıldığının ifade edildiği; işlemde tespit ifadesi geçmekle birlikte, aslında ortada -depremsel hasara yönelik- bir tespit bulunmadığı, bu yapının afet sürecine hiç dahil edilmediği, dolayısıyla bir hasar tespiti ve bu hasar tespitine yapılan itirazdan da bahsedilemeyeceği, davacının bu başvurusunun hak sahipliği verilmesi istemi olduğunun kabulüyle, buna ilişkin sürecin başlatılması, hasar tespitinin yapılması ve sonucunda hak sahipliğine karar verilmesini hedeflediğinin anlaşıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle, dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davalı idare, Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 günlü, E:2014/461, K:2014/1259 sayılı ısrar kararın temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde; dilekçelerin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği belirtilmiş olup, davanın esastan incelenebilmesi için, dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olması gerekmektedir.

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında; yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapıların ve kamu tesislerinin inceleneceği ve hasar tespit raporu düzenleneceği hükme bağlanmış, 01/01/2003 tarihinde yürürlüğe giren, 29/05/2003 günlü, 4864 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen fıkrada ise; yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebileceği ve hasar tespit raporlarının; ancak, asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği, gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmalarının zorunlu olduğu, kurala bağlanmıştır.

4864 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen fıkranın gerekçesinde; söz konusu düzenleme ile hasar tespit raporlarının münferiden dava konusu edilememesinin amaçlandığı, doğal afetler ve özellikle depremlerden hemen sonra ön hasar tespitlerinin valilik ve yerel idarelerce, nihai hasar tespitlerinin ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca oluşturulan fen heyetlerince yapılacağı ve yapılan tespitlerin, teknik rapor içeriğinde bir hazırlık ve maddi durum tespiti mahiyetinde olduğu, hak sahipliğinden yararlanma ve yıkım gibi, asıl işlemlere veri teşkil ettiği, hasar tespit raporlarının nihai bir işlem olmaması, yapılan başvuru üzerine idarece mükerrer olarak düzenlenebileceği, idare kurullarınca hazırlanan ve itiraz üzerine veya artçı depremlerle hasar oranları değişebileceğinden, bu raporların nihai ve icrai bir işlem gibi, münferiden dava konusu edilmemesi için, söz konusu düzenlemenin yapıldığı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen Yasa hükmü ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, hasar tespit raporlarının; ancak, "yıkım, hak sahipliğinden yararlanma veya yararlanmama" gibi, asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; Elazığ İli ve çevresinde 21.02.2007 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde davacıya ait konutun değerlendirme dışı bırakıldığı, davacı tarafından bu hususa yapılan 02/04/2007 tarihli itiraz neticesinde 21/06/2007 tarihli itirazlar isim listesinde de konutun terk edilmiş olduğunun belirtildiği, hak sahibi kabul edilip edilmeyenleri belirtir listenin 20/09/2007 - 04/10/2007 tarihleri arasında ilan edildiği, davacının 19/08/2008 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunarak konutunun değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu belirtmek suretiyle mağduriyetinin giderilmesini talep ettiği, davalı idarece, 19/08/2008 tarihli cevap ile davacının konutunun metruk olarak tespit edildiği ifade edilerek afet yardımlarından faydalanmasının mümkün olmadığı yönünde verilen ret cevabının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın toplandığı nokta; davanın, hasar tespit işlemine mi yoksa hak sahipliği talebine mi yönelik olduğudur. Davacının 19/08/2008 tarihli başvurusu, dava dilekçesindeki ifadeleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacının talebinin hasar tespit işleminin iptaline yönelik olduğu anlaşıldığından, 7269 sayılı Kanun'un anılan hükümleri karşısında, asıl işlemlerin hazırlayıcısı, diğer bir ifade ile ön işlem niteliğinde bulunan ve bu hali ile idari davaya konu edilmesi olanaklı bulunmayan tespit işlemine karşı açılan davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nin 04/11/2014 günlü, E:2014/461, K:2014/1259 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında; yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapıların ve kamu tesislerinin inceleneceği ve hasar tespit raporu düzenleneceği hükme bağlanmış, 01/01/2003 tarihinde yürürlüğe giren, 29/05/2003 günlü, 4864 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen fıkrada ise; yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebileceği ve hasar tespit raporlarının; ancak, asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği, gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmalarının zorunlu olduğu, kurala bağlanmıştır.

Anılan Kanun'un 29. maddesi gereğince hazırlanan ve 28/081968 tarih, 12988 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 3. maddesinde; “Hak sahibi” deyimi, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade eder." kuralına yer verilerek hak sahibi kavramının tanımı yapılmıştır. Bu hükümden hareketle hak sahibi olabilmenin ön koşulu, idarece yapılan tespitler neticesinde afetzede olarak kabul edilmektir.

Dosyanın incelenmesinden; Elazığ İli ve çevresinde gerçekleşen deprem sonrasında, idarece ilgililer hakkında hasar tespit raporlarının tanzim ve ilan edildiği, ilgililerin itirazlarının idarece değerlendirilmesi sonucu, "itirazlar isim listeleri"nin belirlendiği ve bu listelerin de ilan edildiği, daha sonra anılan listelere göre, konutları ağır ve orta derecede hasar görenlerden, hak sahipliği başvurularına esas olmak üzere talep ve taahhütname alındığı ve hak sahibi sayılanlara ait isim listelerinin de ilan edildiği, böylelikle hak sahibi sayılanlar açısından, sürecin nihayete erdiği, konutları değerlendirme dışı bırakılan veya az hasarlı olarak tespit edilen davacılar bakımından, artık tesis edilecek bir işlem kalmadığı ve hak sahibi sayılmama durumlarının kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; konutunun hasar tespit çalışmaları sırasında " değerlendirme dışı - terk " olarak tespit edilmesi işleminin, davacının afetzede olarak kabul edilmemesine yol açması ve bununla birlikte hak sahipliğine ilişkin sürecin de tamamlanmış olması dikkate alındığında, hak sahibi olarak kabul edilme talebiyle yapmış olduğu başvurunun, davacıya ait konutun "değerlendirme dışı(terk)" olarak tespiti yapıldığından bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının başvurusunun hak sahipliğine ilişkin, idari davaya konu olabilecek nitelikte, kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu düşüncesiyle, mahkeme kararının yalnızca ısrar kısmı yönünden onanarak işin diğer usul hükümleri ve esası yönünden incelenmek üzere Danıştay Ondördüncü Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.

7 görüntüleme1 yorum
bottom of page