top of page

DEVAM EDEN ZARAR NEDENİYLE TAM YARGI DAVASINDA SÜRE AŞIMI

Dava konusu taşınmazın 2004 yılında deniz suları altında kaldığının kabulü ile davacının anılan taşınmazı sular altında kalmasından sonra açılan tapu iptali ve tescil davasıyla 22/11/2018 tarihinde kazandığı, dolayısıyla, taşınmazın sular altında kalmasına yol açan idari eylemler daha eski tarihli olsa da, davacı yönünden zararın tescil tarihi itibariyle doğduğu ve zararın devam ettiği dikkate alındığında, 16/05/2022 tarihinde davacı tarafından idareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi üzerine davanın açıldığı görülmüş olup, davacı tarafından mülkiyet hakkı kapsamında yapılan başvurunun, hak arama hürriyeti bakımından mahkemeye erişim hakkını kısıtlamaması gerektiği, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, davacı tarafından tapu tescil tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye yapılan başvurunun zımmen reddi üzerine davanın açıldığı görüldüğünden, davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.


DANIŞTAY 4. DAİRESİ'NİN 23.6.20205 TARİH, 18.09.2025 TARİH, 2025/1920 ESAS VE ESAS VE 2025/3959 KARAR SAYILI İLAMI


I. OLAYIN ARKA PLANI VE UYUŞMAZLIĞIN DOĞUŞU


Uyuşmazlık; Ordu ili, Fatsa ilçesinde bulunan ve davacının hissedarı olduğu bir taşınmazın, sahil yolu genişletme çalışmaları kapsamında yapılan deniz dolgusu, Bolaman Deresi yatağının değiştirilmesi ve kıyı koruma yapılarının yapılmaması nedeniyle zamanla deniz altında kalması sonucu kullanılamaz hale gelmesi üzerine doğmuştur.

Dosyadaki bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarına göre:

  • Taşınmaz 1986 kadastrosu sırasında karada bulunmaktadır.

  • 1984–2004 yılları arasında, dere yatağının değiştirilmesi ve kıyı tahkimatının yapılmaması sebebiyle kıyı erozyonu hızlanmıştır.

  • 2004 yılı itibarıyla taşınmazın büyük bölümü deniz altında kalmıştır.

  • Davacı, bu taşınmazdaki mülkiyet hakkını 22.11.2018 tarihli tapu iptali ve tescil davası sonucunda kazanmıştır.

Davacı; idarelerin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek, uğradığı maddi zarar için tam yargı davası açmıştır.


II. DAVANIN USULİ SÜRECİ


1. İlk Derece İdare Mahkemesi

Mahkeme;

  • Taşınmazın deniz altında kalmasının doğal değil, idari eylemlerle hızlandırılmış bir süreç olduğunu,

  • … Genel Müdürlüğü ile DSİ Genel Müdürlüğü’nün, kıyı koruma yapıları yapmamak ve dere yatağını değiştirmek suretiyle eşit kusurlu olduklarını,

  • Davacının taşınmazdaki 4.943,75 m² hissesinin bedelinin 26.869.281,25 TL olduğunu

tespit etmiş; davanın kabulüne ve bu bedelin faiziyle birlikte idarelerce eşit oranda ödenmesine karar vermiştir.


2. Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf)

Bölge İdare Mahkemesi ise farklı bir yaklaşımla:

  • Taşınmazın fiilen 2004 yılında deniz altında kaldığını,

  • Davacının zarara yol açan idari eylemleri taşınmazın sular altında kaldığı tarihte öğrenmiş sayılması gerektiğini,

  • Davacının mülkiyeti 2018’de kazanmış olmasının, süreyi yeniden başlatmayacağını,

belirterek;2577 sayılı İYUK m.13’te öngörülen 1 yıllık idari başvuru süresinin geçirildiği gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddinekarar vermiştir.


III. DANİŞTAY 4. DAİRENİN HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ

Danıştay, uyuşmazlığı süre hukuku – mülkiyet hakkı – devam eden zarar kavramları üzerinden ele almıştır.


1. İdari Eylem ve Zararın Ortaya Çıkışı

Kararda; idari eylemlerden doğan zararın,

  • her zaman eylem anında,

  • tek seferde ve

  • tüm unsurlarıyla

ortaya çıkmayabileceği; zarar, illiyet bağı ve kusurun zaman içinde belirginleşebileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle İYUK m.13’ün katı ve şekilci yorumlanamayacağı ifade edilmiştir.


2. Davacı Yönünden Zararın Doğduğu Tarih

Danıştay’a göre kritik nokta şudur:

  • Davacı, taşınmazı deniz altında kaldıktan sonra mülkiyetine geçirmiştir.

  • Bu nedenle, davacı bakımından zarar;

    • 2004 yılında değil,

    • 22.11.2018 tarihli tapu tesciliyle birlikte doğmuştur.

  • Zarar ayrıca devam eden niteliktedir (taşınmaz hâlen kullanılamaz durumdadır).


3. Süre Aşımı İncelemesi

Danıştay, şu sonuca ulaşmıştır:

  • İYUK m.13 uyarınca,

    • Davacı, zararın kendisi yönünden doğduğu tarihten itibaren 5 yıl içinde idareye başvurabilir.

  • Davacı;

    • 22.11.2018’de tescil

    • 16.05.2022’de idari başvuru

    • Başvurunun zımnen reddi üzerine dava

yoluna gitmiştir.

Bu nedenle süre aşımı yoktur. Aksi yorumun, mahkemeye erişim hakkını ve mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde sınırlayacağı belirtilmiştir.


IV. KARAR SONUCU

Danıştay 4. Daire;

  1. Temyiz isteminin kabulüne,

  2. Bölge İdare Mahkemesinin süre aşımı gerekçeli ret kararının BOZULMASINA,

  3. Dosyanın, işin esası hakkında karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine

oyçokluğuyla karar vermiştir.







Yorumlar


bottom of page